Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
Editör'den
Geleceğe yatırım PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Salı, 20 Aralık 2005
Televizyon ekranlarında bir mause peşinde koşan çocuk... Ve ardından Türkiye'de 70 çocuğa 1 bilgisayar düştüğünü haykıran acıklı bir ses... "Bilgisayarlı Eğitime Destek" kampanyası, geçtiğimiz yıl yaz başında böyle bir reklam filmiyle start aldı. Ardından da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran'da İstanbul'da tüm işdünyasını toplayıp "eğitime 1 milyon bilgisayar" kazandırmak için destek talep etti.
Her fırsatta istihdam yaratmak için fabrikalar açmasını istediği işdünyasından bu kez eğitime yatırım yapmalarını isteyen Erdoğan'ın bu çağrısına en büyük destek ise Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası'ndan (TÜTSİS) geldi.
Daha önceki yıllarda okullara 10 bin adet bilgisayar bağışlayan TÜTSİS, bakanlığın kampanyasına bu kez 21 bin bilgisayarla katıldı. Ancak toplantıda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın TÜTSİS Başkanı Halit Narin'le yaptığı "pazarlık" sonucu bu sayı 40 bine çıktı. Böylece TÜTSİS'in toplam bilgisayar bağışı da 52 binlere taşınmış oldu.
Son Güncelleme ( Pazartesi, 01 Mayıs 2006 )
Devamını oku...
 
Ya prim indirimi? PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Salı, 15 Kasım 2005
Hükümet, Kurumlar Vergisi'nde 10 puanlık bir indirime giderek önemli bir adım attı. Ancak asıl sorun istihdam üzerindeki vergi ve prim yükünde düğümleniyor. Çünkü Türkiye halen ücretler üzerindeki vergi ve prim yükü ile dünya ülkeleri arasında başa güreşmeye devam ediyor. Hatta Türkiye işletmelerin işçi adına ödediği gelir vergisi ile işsizlik sigortası dahil SSK'ya ödediği işçi ve işveren primlerinden oluşan istihdam vergilerinde OECD ülkeleri arasında ise yıllardır 1'inciliği kimseye kaptırmıyor.
Nitekim geçtiğimiz yıl yüzde 42.1 olan bu yük yılbaşında yüzde 42.7'e ulaştı. Peki bu 0.6 puanlık artış, kayıtdışı istihdam rakamlarına nasıl yansıdı? İsterseniz rakamlara birlikte göz atalım:
Adı TÜİK olarak değiştirilen DİE'nin "İşgücü Anketine göre Ocakta 20 milyon 815 bin olan toplam istihdamın 10 milyon 178 bini, yani yüzde 48.9'u kayıtdışı imiş. İstihdam Ağustosta 22 milyon 838 bine çıkarken, kayıtdışı çalışan sayısı ise 11 milyon 670 binlere, kayıtdışı istihdam oranı ise yüzde 51.1 'e dayanmış.
Bu rakamlara göre 8 ayda yaklaşık 1.5 milyon insan kayıtdışına kaçmış. Bunun 400 binden fazlasını ise işveren tarafından SSK'ya bildirilmeyen çalışanlar teşkil ediyor. Geriye kalan 1.1 milyonu ise yevmiyeli, işveren veya kendi hesabına çalışan kesimden oluşuyor.
Devamını oku...
 
Aman dikkat... PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Perşembe, 20 Ekim 2005
AB ile müzakere sürecinin zorlu geçeceği konusunda herkes hemfikir. Her ne kadar Türkiye bazı müzakere başlıklarında avantajlar sağlasa da tam 35 ayrı konuda AB ile masaya oturacağız. Bu süreçte en çok zaman alan konular ise tarım, işgücünün serbest dolaşım ve çevre başlıkları olacak. Kısa vadede ise malların serbest dolaşımı ve gümrük birliği konusundaki tanıtıcı tarama süreci var. Bu konulardaki süreç 2006 başlarında başlayacak.
Ancak şimdiden yaşanan gelişmeler, AB'nin Türkiye'ye yönelik yaklaşımın bundan önce müzakere yapılan diğer ülkelerden farklı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Nitekim AB'nin farklı yaklaşımına dikkat çeken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bu durumu buluştuğu dünyanın önde gelen şirketlerinin CEO'na şikayet edip yardım istiyor. Başbakan Erdoğan, patronlara  "Bulunduğunuz ülkelerde Türkiye ile ilgili bize biraz avukatlık yapar mısınız? Buna ihtiyacımız var. Enerjimizi gerçekten çok ama çok fazlasıyla harcamamıza neden oluyorlar. Halbuki son zamanlarda birliğe katılmış olan 10 ülkenin katılım şekli, onların tarama, müzakere süreci, onların masaya yatırılan konularıyla bize uygulananların biraz farklılığı var. Bu konuda biz destek istiyoruz" diyerek adeta AB'nin Türkiye'nin "sabrını ölçmeye" dönük girişimlerinin süreceğini haber veriyor.
Devamını oku...
 
Açığa düştük! PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Salı, 20 Eylül 2005
Yılın bitmesine çeyrek kaldı... Geride kalan 9 ayda önce Çin sendromu yaşadık. Ardından bu sendrom, Türk ihraç pazarlarının istilasına dönüştü. Türk tekstil ve konfeksiyon ihracatçıları da pazar kaybetmemek uğruna maliyetine mal sattı. Karsız bir dönemden geriye ise bu fedakarlığı perdeleyen ihracattaki artış rakamları kaldı...
Peki tekstil ve konfeksiyon ihracatında yakalanan ortalama yüzde 10'luk artış trendi devam eder mi?
Hükümete göre devam etmek zorunda, çünkü ortada Türkiye'nin ciddi bir "cari açık" sorunu var.
Sanayicinin de durumu hükümetten pek farklı değil. Onun da en büyük sorunu açık... Çünkü tekstil ve hazır giyim sanayicisi de maliyetler konusunda rakiplerine karşı sürekli "açık" veriyor. Vergi ve prim yükü, işçi ve enerji maliyetleri gibi birçok unsur sanayicinin elini zayıflatıyor.
Geride kalan 9 ayda da sanayici, hükümetin karşına hep bu taleple çıktı: "Elimizi kuvetlendirin yoksa açığa düşüyoruz"
Sonunda her iki taraf da açığa düştü...
Devamını oku...
 
DİE'nin hesabı... PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Pazartesi, 15 Ağustos 2005
Hatırlarsınız 2 yıl önce Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜTSİS) Başkanı Halit Narin, "Türkiye'nin neresi 2500 dolar" dediğinde DİE Başkanı Ömer Demir "Biz ölçüyoruz öyle çıkıyor" demişti. Bunun üzerine Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli'ye yaptırılan "Milli Gelir Araştırması"ndan çarpıcı sonuçlar çıkmıştı. Pakdemirli, DİE'nin baz yılını günümüze uyarlayınca o gün için kişi başına milli geliri 6 bin doları aşan bir Türkiye çıkmıştı karşımıza...
Şimdi benzer bir tartışma kapasite kullanım anketlerinde de yaşanıyor... DİE'nin her ay açıkladığı anket sonuçlarına göre Ağustosta kapasite kullanımı yüzde 80.4 olmuş. Toplam 2968 işyerinin katıldığı anket sonuçlarına göre bu oran tekstil ürünleri imalatında yüzde 78.9... Giyim eşyası imalatında ise yüzde 82.5 gibi bir rakam çıkmış ortaya... Benzer anketleri yıllardır özel sektör de yapıyor. En son böyle bir anket tekstilin önemli merkezlerinden biri olan Denizli'de yapılmış. Denizli Sanayi Odası (DSO) üyelerine "Son 1 yıl içinde kapasite kullanımınız hangi oranda seyretti?" diye sormuş.
Bu soruya ankete katılan her 100 üyeden 43'ü yüzde 50-75, her üyeden 45'i yüzde 75-100, her üyeden 8'i de yüzde 50'nin altında yanıtını vermiş... Ankete göre "Son 1 yılda işçi çıkardınız mı?" sorusuna "evet" diyenlerin oranı ise yüzde 40...
Devamını oku...
 
Acildeki hasta PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Çarşamba, 20 Temmuz 2005
Tekstil ve hazır giyimde uzun bir süredir devam eden kan kaybının rakamlara yansıması ortada "acil"e gitmesi gereken bir hasta olduğunu da ortaya koydu.
Sektördeki kötüye gidişin rakamlara yansımasını geçen ay hep birlikte gördük. İlk önce İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) "500 Büyük Sanayi Kuruluşu" listesi açıklandı. Listeye bu yıl sadece 84 tekstil ve hazırgiyim şirketi girdi. Oysa bu rakam 2002 yılında 111 idi. Yani 2 yılda tam 27 şirket devler liginden düştü.
Ardından Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) önce "En Büyük 1000 İhracatçı kuruluşu" açıkladı, sonra da temmuz ayı ihracat rakamlarını duyurdu... İhracat şampiyonları listesinde ilk 500 içinde sektörün ağırlığı bir yılda yüzde 17.0'dan 12.9'a geriledi. İhracatın sadece yüzde 1.1 arttığı temmuzda hazırgiyim ve konfeksiyon ihracatı yüzde 1.88 düştü. Tekstil sektörünün ihracatında ise sadece 0.50 puanlık bir artış yaşandı.
Devamını oku...
 
Herşey yolunda mı? PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Çarşamba, 15 Haziran 2005
Tekstil sektöründe üretim yılbaşından bu yana düşüyor. DiE'nin en son açıkladığı Mayıs ayı rakamlarına göre tekstilde üretim yüzde 7.4 düştü. Bu düşüş hazırgiyimde daha da derinleşti ve mayısta yüzde 21.7'lik bir rakama ulaştı. Hazır giyimdeki bu düşüşün tekstile aynı oranda yansıması ise bir sonraki ay olacak.
Kuşkusuz her iki sektörde de tersine dönen bu ibre, birşeylerin yolunda gitmediğini gösteriyor:
Üretimdeki düşüşe bağlı olarak istihdamda daralma var. Kayıtdışı artıyor.
Yatırımlar ise makine ve teçhizat yatırımıyla sınırlı kalıyor.
Makro ekonomik göstergelerde son 2.5 yılda yaşanan olumlu gelişmelere rağmen "emeğin ve üretimin krizi" devam ediyor.
Şüphesiz istihdamın artması için yatırım şart. Fakat bunun için de istihdam üzerindeki yüklerin azaltılması, yatırımların önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor...
Devamını oku...
 
Sorunlu yıldız... PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Salı, 10 Mayıs 2005
Geçtiğimiz ay hazır giyim ve konfeksiyon sektörü 1 milyar 52 milyon dolar, otomotiv sektörü ise 1 milyar 182 milyon dolar ihracat yaptı. Aynı dönemde tekstil ihracatı ise 414 milyon dolar oldu. Açıklanan rakamlar ihracatın lokomotifi olan hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün aylık bazda liderliği kağıt üzerinde ilk kez otomotive devrettiğini gösterirken, ihracat rakamlarının sorgulanması gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.
İhracatta önemli olan net döviz ve yaratılan katma değerdir. Tekstil ve konfeksiyon sektörünün ihracatta sağladığı net döviz girdisi yüzde 85 iken, otomotiv sektöründe bu oran yüzde 10'u geçmiyor. Yani otomotiv sektörünün mayısta yaptığı 1 milyar 182 milyon dolarlık ihracattan ithalat düşüldüğünde yapılan net ihracat rakamı 118 milyon dolar....
Devamını oku...
 
Çinli Türkler... PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Çarşamba, 20 Nisan 2005
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası'nın geleneksel Antalya Seminerleri'nin biri daha geride kaldı. Bu yıl 25'incisi düzenlenen seminerin konusu, bu kez "AB ile tam üyelik sürecinde tekstil sektörünün sorunları" idi. Gündemde geçen yılki seminerde olduğu gibi yine Çin'in yarattığı haksız rekabet, kontrolsüz ithalat, yüksek vergiler ve işgücü üzerindeki mali yükler vardı.
Seminer, geçen bir yıllık süreçte sorunlardaki azalma bir yana daha da arttığını ortaya koydu. Öyle ki hem işçi temsilcilerinin hem de işveren temsilcilerinin feryatları, tekstil sektörünün giderek bir yangın yerine döndüğünün işaretini verdi.

Peki sektör bu duruma nasıl geldi?
Devamını oku...
 
Nefesler tükenmeden... PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Cuma, 25 Mart 2005
Geçtiğimiz yıl global tekstil ve konfeksiyon sektörünün en önemli oyuncularından biri haline gelen Çin'i konuştuk hep. Haksız ithalattan şikayet eden sektör, sesinin ve nefesinin yettiği yere kadar sürekli haykırdı. Biz de bu sese kulak verip sürekli sektörün rekabet gücünün giderek zayıfladığını yazdık.
Ve niheyet dünya ticaretinde serbest dönemin başladığı 2005 yılı geldi çattı. 2005'in ilk ayında ortaya çıkan veriler ise bu "sürekli haykırış"ın boşuna olmadığının ve sektörü iyi günlerin beklemediğinin habercisi adeta...
Devamını oku...
 
Kapkaç... PDF Yazdır E-posta
Editörden
Yazar Editör   
Salı, 15 Mart 2005
Gasp, kapkaç gibi olaylara karışanların yüzde 90'ı, bir fason atölyesinde çalışırken atölyenin kapanmasıyla sokağa dökülen insanlardan oluşuyor...
Bu sözler, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncuları Derneği Başkanı Yılmaz Kocaoğlu'na ait... Yılmaz Kocaoğlu'nun bu ilginç tespiti, toplum olarak yaşadığımız bir acı gerçeği su yüzüne çıkarırken, şüphesiz sektörden yükselen imdat çağrısının da en acı sesi niteliğini taşıyor. Çünkü bu ses ihracatın bel kemiği olan fason atölyelerinden geliyor. Yani en tabandan. Ürettiği mal para etmeyen ve ürettiğinin bedelini de tahsil etmekte zorlanan birçok fasoncu firma kapısına kilit vurmaya başladı...
Son Güncelleme ( Pazartesi, 01 Mayıs 2006 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 12 - 22 Toplam: 24