|
Araştırma
|
|
Yazar Prof. Dr. Hasan SAYGIN, İstanbul Teknik Üniversitesi, Enerji Enstitüsü
|
|
Perşembe, 11 Ekim 2007 |
|
Yeşil Sertifika Sistemi
Yakın geçmişte enerji sisteminin sürdürülebilirliği, yalnızca enerjinin kullanım oranına göre elde edilebilirliği esas alınarak tanımlanmaktaydı. 90'lı yıllarda ortaya atılan "sürdürülebilir gelişme" kavramı giderek atan bir önem kazanarak, dünya gündemine oturmuştur. Sürdürülebilir gelişmenin sağlanmasında, bilimsel ve etik çerçeve kapsamında, çevre güvenliği de enerji arz güvenliği kadar önemli hale gelmiş ve sürdürülebilir enerji sisteminin belirlenmesinde daha önce göz önünde bulundurulmayan pek çok yeni ölçüt devreye girmiştir. Günümüzde küresel boyutta önem taşıyan çevre sorunlan arasında sera gazı yayımının neden olduğu küresel ısınma ve ona bağlı iklim değişiklikleri öne çıkmaktadır. Sera gazı yayınımında enerji sektörünün payı kabaca yüzde 50'dir ve bunun da yaklaşık olarak yüzde 25'ine elektrik üretimi neden olmaktadır. Bu nedenle, küresel ısınma ve ona bağlı iklim değişiklikleri sorunu giderek enerji politikalarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasında kilit noktasma dönüşmüştür.
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 15 Ekim 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Prof. Dr. Şükrü KIZILOT, Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F Maliye Bölüm Başkanı
|
|
Çarşamba, 10 Ekim 2007 |
|
I-GİRİŞ
Tekstil dünyasında, haberleşme olayı çok önemli. Güne telefonla başlanıp, telefonla bitiriliyor. Bir yandan, işyerindeki sabit telefon, diğer yandan da cep telefonu, gün boyu elden düşmüyor.
Böyle olunca, telefon faturalan da kabarık geliyor.
Faturaya dikkatle bakıyorsunuz o da ne?
Neredeyse konuşma ücreti kadar, vergi ödemişsiniz.
"Olmaz böyle şey" demeyin oluyor. Hem de yıllardır böyle...
İzleyen sayfalarda, tablolarla birlikte, yabana ülke örnekleriyle açıkladığımız gibi, haberleşme vergisinde "Dünya rekoru" Türkiye'de!..
Haberleşme giderleri, özellikle tekstille uğraşan işletmeler açısından önemli bir maliyet unsuru. Vergiler de bu giderlerin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Aşağıda, bazı yabana ülkelerle de kıyaslamak suretiyle, haberleşme vergileri sorunu, cep telefonuna ağırlıklı olarak yer vermek suretiyle, açıklanmaya çalışılmıştır.
II- CEP TELEFONU VERGİLERİ YÖNÜNDEN 50 ÜLKENİN LİDERİ TÜRKİYE
Dünya nüfusunun yüzde 80'ini oluşturan gelişmekte olan 50 ülke arasında, cep telefonu kullanımında alınan vergiler yönünden lideriz. Tablo'dan da fark edileceği gibi, Türkiye'de cep telefonu kullanımında ödenen vergiler, 50 ülke ortalamasının 3 katından fazla. Dünya genelinde de rekor yine Türkiye'de!..
50 ülkenin 35'inde, cep telefonu kullanımında alınan vergi, yüzde 10-20 arasında değişiyor. 50 ülkenin tamamını ele alarak yapılan hesaplamada ise, ortalama vergi yüzde 17.1. Bu arada Çin ve Suriye'de yüzde 3, Nijerya, Malezya ve Angola'da cep telefonundan yüzde 5 vergi alınıyor.
TÜRKİYE'DE YÜZDE 56.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Ekim 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Sükun Sarıçiçek, TÜTSİS Araştırma Servisi
|
|
Çarşamba, 29 Ağustos 2007 |
|
Biyo-yakıt (organik), yenilenebilir enerji kaynağı olarak fosilleşmemiş organik maddeler için kullanılıyor. Bitkilerden elde edilen madde, başka maddelere, kimyasallara, yakıta ve enerjiye dönüştürülebilir. Bazı türleri, sanayide faal biçimde kullanılıyor; örneğin tohum, şeker ve sebze yağından ya da bunların karışımından elde edilmiş biyo-yakıtların kullanıldığı, otomobillerde, üretiliyor. Hurma, soya, mısır ve şeker kamışı gibi bitkilerden elde edilen biyo-yakıt; petrol ve doğal gaza alternatif olarak ortaya çıktı ve dünyanın gündemine oturdu.
Şeker kamışı ve mısırdan elde edilen biyolojik yakıt olarak kullanılan etanol, dünyanın petrole olan bağımlılığını azaltabilmek için alternatif olarak gözüküyor.Dünyadaki biyo-yakıt üretiminde en önde gelen üreticilerinden biri olan Brezilya'da, otomobillerin büyük bölümü etanolle çalışıyor. 1970 yılında, Brezilya, şeker kamışından etanol üreterek, otomobiller için yakıt programı başlatmıştır. Güney Amerika ve Asya ülkelerinde biyo-yakıt sektörü hızla gelişiyor.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 29 Ağustos 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Prof. Dr. Şükrü KIZILOT, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Maliye Bölümü Bşk.
|
|
Cuma, 29 Haziran 2007 |
|
Vergi kayıp ve kaçağı, yıllardır tartışılan ve daha uzun süre de tartışmaları devam edeceğe benzeyen bir konu. Dolaysız vergilerde yani gelir ve kurumlar vergilerindeki kayıp ve kaçak oranının yüksek oluşu, vatandaşa da olumsuz yönde yansıyor. Gelir ve kurumlar vergisi toplanamayınca, dolaylı vergilere yükleniliyor, bunun faturasını da gelir seviyesi ne olursa olsun tüm vatandaşlar ödüyor. Böyle olunca da akaryakıtta, cep telefonunda, otomobilde, meşrubatta ve daha birçok alanda, "dünya rekoru" Türkiye'ye ait oluyor.Alkollü içkide dünya rekoru Türkiye'ye ait değil ama AB ortalamasının çok üzerindeyiz. Örneğin şarapta, 12 AB ülkesi şarap üretiminden ÖTV almıyor. Fransa ve Macaristan'da ise 1 litre şaraptan sadece üç sent (5 Yeni Kuruş) tutarında ÖTV alınıyor. Türkiye'de ise, şaraptan alınan ÖTV, AB ülkeleri ortalamasının yüzde 360 fazlası... 1000 litre alkollü içki üzerindeki ÖTV, Euro olarak; Birada AB ortalaması 333, Türkiye'de ise 707, yüksek alkollü içkilerde, ÖTV Türkiye'de 9.602, Avrupa ülkelerinde ise 6.721.Dikkate alınması gereken önemli bir nokta da AB ve Türkiye'deki tüketicilerin satın alma gücü arasındaki farkla ilgili...
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 03 Temmuz 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Jale KARAŞAHİNOĞLU
|
|
Cuma, 29 Haziran 2007 |
|
Geçmişten bu yana pamuk diyarı Çukurova'da bulunması nedeniyle tekstil sektörünün ön plana çıktığı Adana, bugünlerde bu sektörde yatırım yapmaktan kaçınıyor. Çünkü bölge sanayicisi, diğer tekstil üretim üssü şehirler gibi Teşvik Yasası'nın yarattığı haksız rekabetten şikayetçi. Yanı başındaki Osmaniye'nin teşvik verilen iller kapsamına alınmasının ardından morali bozulan Adanalı sanayicilerin birçoğu ertelediği yatırımlarını hala beklemede tutuyor. Bazı tekstilciler ise artık klasik ürünler yerine fantazi iplik, örme boyama gibi katma değerli ürünlere yöneliyorlar.
Halen OSB'deki tesislerin yüzde 35'i tekstil sektöründe faaliyet gösteriyor. Adana aynı zamanda KOSGEB'in Türkiye'de iki adet olan Tekstil Kalite Kontrol Laboratuvarları'ndan birine sahip bulunuyor. İlde büyük istihdam sağlayan tekstil işletmeleri arasında Bossa Fabrikası, Güney Sanayi, Mensa Mensucat, Özbucak Sanayi yer alıyor. Ayrıca son yıllarda konfeksiyon sanayinde de önemli adımlar atılırken, Koniteks, Fenkson, Arat Tekstil, Eksa gibi işletmeler de üretime girmiş bulunuyor.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 03 Temmuz 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Can Fuat GÜRLESEL
|
|
Cuma, 25 Mayıs 2007 |
Dönüşüm stratejileri ihtiyacı ve nedenleri
Türk tekstil sektörü orta uzun vadeli dönüşüm stratejileri ihtiyacı ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bu ihtiyaç Türkiye'de hemen her sektör için duyulmaktadır. Sanayi sektörü ve imalat sanayi için ise uzun vadeli sektör stratejileri ihtiyacı daha yüksektir. Bununla birlikte sektörlerin bugün ulaştıkları ve içinde bulundukları farklı konumları nedeniyle bazı sektörler için gelişim, bazı sektörler için büyüme, bazdan için ise dönüşüm stratejileri ihtiyacı bulunmaktadır. Örneğin bilişim sektörü için gelişim, otomotiv sektörü için büyüme stratejileri, tekstil sektörü için ise dönüşüm stratejileri gerekmektedir.
Tekstil sektöründe yaklaşık 40 yıllık gelişme ve büyüme süreci sonunda dönüşüm stratejileri ihtiyacını ortaya çıkaran üç önemli neden bulunmaktadır.
Bu nedenlerin başında ekonomide yaşanan normalleşme ve iyileşme dönemi gelmektedir. Türk ekonomisi sanayinin gelişme sürecinde olduğu 1970'li yılların ortalarından itibaren yüksek enflasyon, yüksek nominal faizler ve yüksek kur artışları sarmalı içine girmiştir. Türk sanayi ve tekstil sektörü de gelişimini bu ekonomik ortam içinde sağlamıştır. Sürdürülemez olan bu dönem 2001 yılı krizi ile kesilmiş ve fiyat istikrarı odaklı yeni bir döneme girilmiştir. Bu yeni dönemin temel özellikleri ise düşük enflasyon, düşük nominal faizler ve değerlenen Türk Lirası'idır.
|
|
Son Güncelleme ( Cuma, 25 Mayıs 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Prof. Dr. Şükrü KIZILOT Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Başkanı
|
|
Cumartesi, 28 Nisan 2007 |
|
Başlıktaki 50 ve 80 sorununu okuyunca, "Bu da hangi sorunmuş, yoksa bilmediğimiz bir sorun mu var?" diye düşüneceğinizi tahmin ediyorum.
Haklısınız...
50 ve 80 deyince, olay net olarak anlaşılmıyor. Ancak, biraz sonra ayrıntılarını anlatınca, 50 ve 80 sorununun, yabancısı olmadığınızı fark edeceksiniz.
Buradaki 50 sorunu, 49 işçi çalıştırıldığında yaşanmayan sorunların ve ilave mali yükümlülüklerin, bir işçi fazlasında yani 50 işçi çalıştırılması durumunda ortaya çıkmasıyla ilgili...
80'e gelince, o da istihdam üzerindeki vergi, sigorta primi ve kıdem tazminatı yükü ile ilgili...
Aslında, bu sorunlar tek başına tekstil sektörünün değil, tüm sektörlerin sorunu. Ancak, tekstil sektörü bir süredir çok ciddi sorunlar yaşadığı için, bu sektörü biraz daha yakından ilgilendiriyor.
Aşağıda, 50 ve 80 sorunu, ayrı başlıklar altında açıklanmaya çalışılmıştır.
|
|
Son Güncelleme ( Pazar, 06 Mayıs 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 7 Toplam: 36 |
|
|