|
AB Penceresinden
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Salı, 09 Ekim 2007 |
|
Brüksel'in malum Ağustos sessizliği, ayın son gününde AB enerji piyasasının yabana yatırımlara kapanacağı haberi ile bozuldu.
Aslında rekabet ve enerji konularındaki komiserler ve ekiplerinin gaz ve elektrik piyasasında serbestleşme ile ilgili tekliflerinin 19 Eylül'de açıklanması bekleniyordu ama sızan haberler yine de ortamı karıştırdı.
Enerji üretimi ile nakit ve dağıtım sistemlerinin sahipliğinin birbirinden ayrılması konusundaki tartışmalar esasında Avrupa'nın özellikle Rusya korkusunu yansıtıyor. İşin özüne bakınca, zaten enerji fakiri olan AB gelecekte nakil ve dağıtım konusunda da Rusya'ya bağımlı hale gelmekten çekiniyor ve bunu önlemenin kılıfını doğru hazırlamak istiyor.
Serbestileşmek ya da serbestleşmemek?
Enerji piyasalarının liberalleşmesi yıllardır AB mevzuatında en uzun ve en tartışmalı konulardan birini oluşturdu. 1990'ların başından beri Komisyon, "Enerjide AB Tek Pazan"nı oluşturmaya çalışıyor ve bunun Avrupa'da refah ve rekabetliliğe hizmet edeceğini savunuyor; serbestleşmenin enerji fiyatlarındaki düşüş ile tüketicilere de olumlu yansıyacağı tekrarlanıyor.Komisyon, Almanya ve Fransa'nın aksi görüşüne rağmen, büyük ulusal ve bölgesel tekellerin kırılması yaklaşımını gündeme getirerek bunun tüketici fiyatlarına ve enerji güvenliğine daha iyi hizmet edeceğini belirtmektedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Çarşamba, 29 Ağustos 2007 |
|
AB Komisyonu'nun "Kadın erkek ücretleri arasındaki farklar ile mücadele" adlı raporu AB'de olduğu kadar mevzuata uyum çalışmalan yapan Türkiye'deki iş alemi için de önemli bir doküman olarak ortaya çıkmaktadır.
Komisyon ücret eşitsizliğini mercek altına aldı:
18 Temmuz 2007 tarihinde Sosyal İşler, İstihdam ve Fırsat Eşitliği Komiseri Vladi-mir Spidla, raporu tanıtımında "Kızlar okulda erkeklerden daha iyi not alıyorlar, çalışma hayatına giren üniversite diplomalı kadınların sayısı, erkeklere oranla daha fazladır ancak ücretler arası fark halen yüzde 15'ler civarında olmaya devam etmektedir" açıklamasında bulunmuş ve bu anlamsız durumun değişmesi gereğini vurgulamıştır.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 29 Ağustos 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Çarşamba, 27 Haziran 2007 |
|
Fransa'da seçim kampanyası sırasında dış politikayı genelde ikincil planda tutan yeni Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, ayağının tozu ile "Akdeniz Birliği" gibi iddialı bir öneriyi gündeme oturtması Türkiye'de sert tepkilerle yankılandı. Sarkozy seçilir seçilmez Türkiye aleyhine bir çıkış yapma ihtiyacını neden hissetsin? Öncelikle, Türkiye-Fransa ilişkilerine derinden zarar verecek bir tutuma neden ihtiyaç vardır?
"AB, Türkiye ile müzakereleri başlatırken bir hata yaptı şimdi pişman" diye düşünüp, "İşte Sarkozy şimdi bize hayır diyecek" diye korku salanlar varsa da, bugün böyle bir riskten söz etmek mantıklı gözükmüyor. AB, zaten müzakereleri uzatıp, 'Türkiye'yi kapıda en uzun şekilde nasıl demirlerim''in hesaplarını yapmış, ipleri daha fazla germesine gerek yok. Karşısına, yeni bir hükümet çıkıp bu ezberi bozmadıkça Avrupa'nın durduk yerde ve ülkemize en ihtiyacı olduğu bir dönemde bizi kızdırması akil bir tutum değil.
Milli hassasiyetlerin, son 5 yıldır, çok zedelendiği bir ortamda kamuoyunun Türkiye aleyhine bir açıklama olarak nitelediği bu birlik fikri aslında dikkat edilirse Türkiye ve AB başkentleri dışında, ABD'de büyük yankı uyandırdı. Bu birlik projesi çok daha geniş bir perspektif ile ele alınmalı ve bölgede AB-ABD güç savaşı çerçevesinde değerlendirilmedir.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 27 Haziran 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Çarşamba, 23 Mayıs 2007 |
|
DTÖ müzakerelerinden ümit kesildikçe, AB, kendi firmalarına pazar açmak, ihracat olanakları yaratmak için yeni örgütlenmeler, stratejilergeliştiriyor. Son haber, AB'nin pazarını açmayan ülkelere sızıp, ticari engelleri çökertecek "tarife dışı engellerle mücadele örgütleri" kuracak olmasıdır.
Yerel AB PAZARA GİRİŞ EKİPLERİ, AB'nin gelişmekte olan ülkelerde tarife dışı engelleri çökertme timi olacak mı? Bu yeni ekipler yeni gelişen piyasalarda AB firmalarının ihracatını engelleyen sorunların üstesinden gelir mi? AB'nin ticari engelleri yok etmedeki derin yerel örgütleri DTÖ müzakerelerinin yerini tutacak mı?
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 23 Mayıs 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Cuma, 27 Nisan 2007 |
|
Uzakdoğu önceliği netleşiyor: DTÖ müzakerelerinin askıya alınmasını takip eden süreçle birlikte AB Komisyonu yeniden ikili ticaret politikalarına ağırlık vermiş bulunmaktadır.
Lizbon ajandası uyarınca, Avrupa rekabetliliği konusu, daha doğrusu Avrupa'nın Küresel Stratejisi mercek altına alınmış ve ekonomik büyüme, ticaret ve yatırımın önündeki engellere odaklanılmıştır.
Ticaretin önündeki engeller ve büyüme potansiyelinin yüksekliği nedeniyle Komisyon'un Serbest Ticaret Anlaşması (STA) öncelikleri Hindistan, ASEAN ülkeleri ve Kamboçya olarak netleşmiştir.
Komisyon'un üzerinde durduğu diğer ülkeler veya bölgelerin başında ABD gelmektedir; ABD, AB'nin en önemli ticari partneri olmakla birlikte serbest ticarete engel birçok kural barındırmaktadır.
Halen DTÖ kurallarını uyarlamaya çalışan Çin, çok taraflı ticaret kurallarını uygulamakla yükümlü olduğundan Komisyon'un yine öncelikleri arasında yerini korumaktadır.
Komisyon, Rusya ve Ukrayna ile DTÖ'ye girmelerinden hemen sonra yatırım anlaşması ve STA imzalamakta kararlıdır.
ASEAN ülkeleri ile ilgili olarak, Komisyon bölgeden bölgeye prensibini tercih etmektedir. Komisyon, ASEAN ülkeleri ile tek tek ikili anlaşmalar müzakere edecek bir kaynağa sahip değildir.
Böyle bir stratejisinin insan kaynakları açısından ve maliyetler açısından daha olanaklı olduğu savunulmaktadır.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 08 Mayıs 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Çarşamba, 14 Mart 2007 |
 Brüksel'de 1-2 Şubat tarihlerinde katıldığımız Avrupa-Akdeniz Sanayii İşbirliği Çalışma Grubu toplantısındaki gözlemlerimizi paylaşarak Avrupa'nın komşular politikasına bir ışık tutmak isteriz.
Bir yanda özel sektörün tanımını anlamaya çalışan Arnavutluk'tan Makedonya'ya, bir yandan ABD ile yenilerde serbest ticaret anlaşması imzalamış Fas'a, diğer yandan bambaşka sorunlarla boğuşan Filistin'e kadar tüm bu ülkeleri bir araya getirip, öncelikleri tayin etmek ne kadar gerçekçi ise bunların eylem planını somutlaştırmak da o derece zor oluyor tabii.
Bu toplantıda, Avrupa'nın iddialı hedefleri, Akdeniz ülkelerinin hevesine rağmen icraatta işbirliği yönünde atılamayan adımların hüsran yarattığı bir kez daha örneklenmiştir adeta.
Aklımıza gelen ya Avrupa tarafından kaynaklara göre hedefler aşırı yüksek konmuş ya da işbirliği konusunda Avrupa tarafından ciddi bir samimiyetsizlik sürdürülüyor olmuştur.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 14 Mart 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Salı, 20 Şubat 2007 |
|
Türk insanının milli duyguların geniş tarihsel perspektifle haklı olarak kuvvetlidir. Türkiye, AB'ye üyelik gibi küçük hedeflerin peşinde koşmayacak kadar güçlüdür. Son yıllarda süregelen gelişmeler bu gücü içte ve dışta küçülterek halkın ülkesine ve geleceğine güvenini yitirtmiş, Avrupa ve Amerika için stratejik partner olma niteliğimizin içini boşaltmıştır.
Özgüven tazelenmeli
Son dönemde geniş tarihi perspektiften bakmayan siyasiler ve entelektüel elit, isteyerek veya bilmeden, Türkiye'yi küçük hedeflere sıkıştırmışlardır.
Oysa, Osmanlı'nın bitişi ile jeopolitik yayılımcılık stratejisinden çıkmış olan Türkiye, Atatürk'ün Cumhuriyet ile koyduğu "Batı'ya dönük bir güç olma" yeni hedefine yönlenmiştir.
Ancak, "Batıya dönük bir güç olma" gibi yüksek bir hedefi "Avrupa'nın her hal ve şekilde bir parçası olmak" gibi küçük bir hedefe indirgeyen yaklaşım Türk insanının özgüven kaybına sebep olmuştur.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 20 Şubat 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 7 Toplam: 32 |
|
|