|
AB Penceresinden
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Salı, 15 Kasım 2005 |
Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen ve 2 yıl süreli İTE (Intelligent Textile Environment),
Akıllı Tekstiller Ortamı adlı projede son 6 aya girilmiştir.
Topluluğun, üye ve aday ülkelerde tekstil ve konfeksiyonda araştırma ve
yaratıcılığın önemini vurgulamayı hedefleyen bu projesi ilgili ülkeler
KOBİ'leri arasında rekabetçiliği arttırmak için işbirliğini 6. Çerçeve
Programı dahilinde desteklemektedir.
Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası
da, 26 AB ve Aday ülkeyi temsil eden kurumdan biri olarak yer
almaktadır. Projede yer alan kurumların çoğu arasında işbirliği
bölgesel, ulusal bazda olduğu kadar Avrupa-Akdeniz ülkeleri arasında da
gelişmektedir. Bunun en canlı örneklerinden biri son toplantının
yapıldığı Roma'daki IPI (Sanayi Tanıtım Enstitüsü) nün sektörde Küme
Geliştirmek ve Teknik Destek Vemek üzere yaptığı ortak çalışmalardır;
IPI-Tunus Tekstil, Konfeksiyon Teknopolü, IPI- Prato Tekstil Araştırma
Merkezi, IPI ve İspanya, Tunus ortaklığındaki STREN, ve son olarak da
IPI-İran, Yazd Tekstil Küme Destek Merkezi bu artan işbirliği çabasına
etkin örneklerdir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Perşembe, 20 Ekim 2005 |
|
Ulu önder Atatürk'ü bir kez daha minnetle ve şükranla anarken ve
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 82. yılını kutladığımız günlerde AB
katılım ortaklığı belgesi (KOB) ve ilerleme raporları açıklandı.
Bu
belgelerin içeriğinde kamu oyunda en çarpıcı yankı uyandıran nokta
şüphesiz Türkiye'den azınlıklar, haklar ve özgürlükler, ruhban okulu,
ana dilde öğretim, sivil-asker ilişkileri, Kıbrıs, limanlar ve
havaalanlarının açılması ve benzeri konularda AB'nin bu kez taleplerini
bugüne kadarkinden daha açık ve daha kesin bir dille ortaya koymuş
olmasıdır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Salı, 20 Eylül 2005 |
|
3
Ekim 2005 de AB ile üyelik görüşmelerine başlanmış olması Cumhuriyetin
kuruluşu ile konan modernleşme hedefi çerçevesinde önemli bir
başarıdır. Ancak, 17 Aralık kararının zaaflarını derinleştiren Müzakere
Çerçeve Belgesi kabullenmesi bu büyük başarıyı gölgelemiştir.
MÜZAKERE SÜRECİNİN KRİZE GİRMEMESİ VE TAM ÜYELİK SÜRECİNİN ERTELENMEMESİ AB'NİN ÖN YARGILARINA TAVİZ VERMEMEYE BAĞLI
3 Ekim'de alman karar AB'nin kendi geleceği için de önemli bir başarı
anlamı taşımaktadır. AB ülkelerinin de Türkiye ile bu yeni dönemi
samimiyetle özümseyip, özümseyemeyeceğini önümüzdeki aylar
gösterecektir.
AB ülkelerinin bilinçaltındaki tarihi
temel dürtüleri ile Türkiye'nin tüm farklılıklarını silmesi istekleri
gibi yanlış politikalara sapması halinde ilişkilerin hızla açmaza
gireceği aşikardır.
Türkiye'nin 3 Ekim öncesi yaşanan ayrımcı ve irrasyonel baskılara
tahammülü olmadığı ortadadır; Cumhuriyetin temel ilkelerinden taviz
verilemeyeceğine göre AB üyelik çerçevesine girmeyen irrasyonel ve
önyargılı baskıların ilişkilere zarar vermesi kaçınılmaz bir sonuç olur.
Bugün, AB'ye giriş müzakerelerine başlanmış olmasına toplumun geniş kesimlerinde maalesef son derece kayıtsız kalınmıştır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Pazartesi, 22 Ağustos 2005 |
|
Çalışmadan Yorulmadan ve Üretmeden
Rahat Yaşamanın Yollarını Aramayı Alışkanlık Haline Getirmiş Milletler
Evvela Haysiyetlerini, Sonra Hürriyetlerini Daha Sonra İstikballerini
Kaybetmeye Mahkûmdurlar.
M. Kemal ATATÜRK
Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne yeni katılan 10 ülke ile ilgili ek
protokolü imzalaması ile birlikte yayınladığı Güney Kıbrıs Rum
Yönetimini tanımadığına dair deklarasyon (bildirge) sonrasında AB'nin
yayınlayacağı karşı deklarasyon ve çerçeve belgesine dair belirsizlik
sürmesine karşın, Türk liman ve havaalanlarının Rumlara açılması,
tanıma, imtiyazlı ortaklık baskılarının Ekim başına kadar net bir
şekilde süreceği anlaşılmaktadır.
Müzakere çerçeve belgesinde Türkiye'nin yerine getirmesi gereken
hususlara ilişkin, sözde Ermeni soykırımını ima eden ek taleplerin de
yer alması yönünde olumsuzluklar sürerken, AB tarafı bizden ek yeni
hangi tavizleri kopartabileceğini test etmektedir; ancak 3 Ekim'de
müzakerelerin başlamayacağı yönünde bir sinyal alınmamaktadır.
17 Aralık Zirvesi sonrasında adı konmamış imtiyazlı ortaklık müzakere
çerçeve belgesine, Fransa gibi bazı ülkelerin istediği üzere
"müzakereler imtiyazlı ortaklık ile biter" benzeri bir ibare girmezse
AB tarafı 15-20 yıl sonra Türkiye'nin imtiyazlı ortak olacağı, Türkiye
tarafı da tam üye olacağı niyetiyle ilişkileri devam ettirecektir.
Bugün, eğitim, kamu, tarım, vergi, kadın hakları, sağlık ve yargı gibi
temel alanlarda çağdaş ve Avrupalı reformlar için Türkiye geç kalmış
durumdadır. Hatta adı dünyanın en yoksul ülkeleri ile anılır olmuştur.
Bu verilerle müzakere çok zor
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Çarşamba, 20 Temmuz 2005 |
|
Kıbrıs'la ilgili Ek protokolün imzalaması ve yanında yayınladığı
deklarasyon sonrasında müzakerelerin başlaması için "tanıma" şartının
öne sürülmesi hızla gündeme oturmuştur. Kamuoyu Fransa, Almanya,
Avusturya'daki liderleri mi yoksa AB Komisyonu yetkililerini mi izlesin
bilemez halde...
Bir yanda, AB Komisyonu'nun Genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Güney
Kıbrıs'ı tanıması yönünde yapılan çağrılara rağmen Türkiye ile üyelik
müzakerelerinin 3 Ekim'de başlayacağına inandığını söylüyor. Rehn
"Tanımanın" ön koşul olmadığını ve bunun kararının 17 Aralık 2004
zirvesinde alındığını söyleye dursun, Fransa Cumhurbaşkanı Sn. Chirac
Başbakan de Villepin'in "Türkiye AB üyelerinden birini tanımazsa üyeliği
düşünülemez" açıklamalarına destek veriyor.
3 Ekim'de çıkması beklenen Müzakere Çerçeve Belgesinin, Eylül ayı
başında yapılacak AB Dışişleri Bakanları toplantısında, ilave
koşullarla iyice ağırlaştırılabileceği duyumlar arasındadır.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tanınması "sürprizini", Yunanistan'ın
izlediği Ege sorunu ile Fransa'nın gündeminde tutmaktan vazgeçmediği
Ermeni sorunu da izleyebilecektir.
Açmazlar öyle boyuttadır ki 1995 yılında Gümrük Birliği'ni oluşturan
kararlara ve belgelere kimin imza attığı bile tartışılır olmuştur.
Oysa, bugün üzerinde ciddiyetle durulması gereken konu kısa bir süre
için ve tam üyelik şartı ile gerçekleştirilmiş olan Gümrük Birliği'nin
bu artan belirsizlikler ortamında nasıl sürdürüleceğidir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Çarşamba, 15 Haziran 2005 |
|
17 Aralık Zirvesinde Türkiye'nin kabul edilmez diye nitelemesi gereken
şartların 16-17 Haziranda açıklanan müzakere çerçeve belgesi son
taslağına yansıdığı görülmektedir. Gerek metinden, gerek basın
açıklamalarından "imtiyazlı ortaklık" perspektifinin daha da kuvvetle
istendiği ortaya çıkmaktadır.
• Ciddi ihlaller olması halinde müzakereler askıya alınabilecek.
• Müzakerelerin hedefi tam üyelik, ancak doğası gereği ucu açık.
• Müzakere edilecek 35 bölümden her birinin müzakeresi bitip
onaylanmadan diğer bölüme geçilemeyecektir; bu uygulama da diğer hiçbir
aday ülkeye uygulanmamış bir koşuldur.
• Müzakerelerin hedefi tam üyelik ama gerektiğinde serbest dolaşım
hakkı, yapısal ve tarım politikalarıyla ilgili uygulamada istisnalara
gidilebilecek. Bu tedbirlerin kaldırılması üyelerin tek
tek kendi kararına bırakılmıştır.
• Reformları güvence altına almak için özellikle temel özgürlükler ve
insan haklarına saygıya ilişkin reformların tam ve kapsamlı bir biçimde
uygulanmasının önemi vurgulanacak.
• Reform sürecini güvence altına almak için AB Komisyonu süreci yakından takip edecek
• Özgürlük, demokrasi ve insan hakları ihlali, hukuk devleti ilkelerine
yönelik ciddi tehlike olması halinde, AB Komisyonu'nun tek başına veya
üye ülkelerden üçte birinin girişimiyle müzakereler askıya alınabilecek.
• Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerini geliştirmesi ve sınır
sorunlarını barışçıl biçimde çözmeye hazır olması isteniyor. Çözülmemiş
sorunların katılım sürecine etkileri olacağı ifade edilen belgede, bu
sorunların gerektiğinde Adalet Divanı'na götürülmesi gerektiği de
belirtiliyor.
1963 Ankara Anlaşmasına ek katma protokol ile ilgili Onay Belgesinin, 3
Ekim 2005'de başlaması öngörülen müzakere sürecinden önce imzalanması
beklenmektedir. Ayrıca 'Müzakere Çerçeve Belgesi'ne, 'Kıbrıs
Cumhuriyeti' ile ikili ilişkilerini normalleştirmesi talebi eklendi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile katma protokol onay belgesinin
imzalanması ile yayınlayacağımız deklarasyona karşı AB de karşı
deklarasyon yapmaya hazırlanıyor.
Çerçeve belgesinin 17 temmuzda toplanacak olan AB dışişleri
bakanlarından oluşan Genel İşler Konseyi'nde ele alınması olasılık
dahilinde. Ancak yetkililer bunun çok düşük bir ihtimal olduğunu
belirtiyor. Belgenin müzakerelerin başlayacağı gün olan 3 ekimde
onaylanması bekleniyor
Bu belgedeki şartların önümüzdeki Ekim ayına kadar daha da sertleşeceği yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır.
|
|
|
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri
|
|
Salı, 24 Mayıs 2005 |
|
AB ANAYASASI İLE İLGİLİ FRANSA VE
HOLLANDA'DA YAPILAN REFERANDUMUNDAN HAYIR ÇIKMASI AB'NİN SİYASİ BİRLİK
OLMA ADIMLARINI YAVAŞLATMIŞTIR.
AB Anayasasına Fransa'dan hayır çıkması öncelikle AB'nin geleceği ile
ilgilidir. Ancak, 29 Mayıs sendromu Türkiye açısından da önem
taşımaktadır.
Refarandum öncesi Hayırcılar Türkiye'ye tepkiyi bir malzeme olarak
kullandılar ancak burada reddedilen Türkiye değildir. AB Anayasasına
hayır öncelikle bozulan ekonomik ve sosyal şartlara tepkidir.
Paris, Lyon, Strasburg gibi kentlerde %60'ların üzerinde çıkan evet
Türkiye'de müzakereler sürecinde çıkabilecek manzaraya ışık tutması
açısından son derece önemlidir.
Bir yanda aydınların, bürokratların, sanayicilerin AB si diğer yanda çiftçinin, işçinin işsizin AB'si...
25 ülkenin bir araya gelmesi ile AB küresel ekonomik ve siyasi arenada
gücünü sürdürmeye çalışıyordu... Bu yeni sonuçlar Avrupa'nın
arayışlarını iyice zayıflatabilir.
|
|
Devamını oku...
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 22 - 28 Toplam: 32 |
|
|