| Tekstil ve hazır giyimde ipler kopuyor |
|
|
|
| DERGİ - Ayın Konusu | |
| Yazar TÜTSIS | |
| Çarşamba, 20 Temmuz 2005 | |
|
Tekstil ve hazır giyim sektöründe uzun süredir pamuk ipliğine bağlı
dengeler, yerini içten içe gelen sarsıntıya bırakıyor. Özellikle iplik
ve iç giyim sektörü ile diğer küçük işletmelerde başgösteren
sıkıntılar, firmaların fiziki durumlarını da etkilemeye başladı.
Tekstil ve hazır giyim sektörü Çin ürünlerine uygulanan kotaların
kalkması ve yurda kaçak yollarla giren ucuz ve kalitesiz ithalatın ilk
kurbanı ise iplik ve iç giyim sektörü oldu.
Türkiye
genelinde birçok iplik üreticisinin zorda olduğu belirtilirken, bazı
fabrikaların ise kapandığı belirtiliyor. Sektör temsilcilerine göre
halen çalışan iplik fabrikaları ise ancak yüzde 30 kapasite ile iş
yapıyor. Sorunun giderek derinleştiğini belirten İstanbul Tekstil ve
Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle,
iplik ithalatının son dönemde giderek arttığını, özellikle
Kahramanmaraş, Gaziantep, İstanbul, Bursa ve Uşak'ta kurulu 600'e yakın
firmadan 35'inin kapandığını belirtiyor. İplik sektöründe "çanların"
çaldığını, sektörün kırmızı alarm verdiğini belirten Gülle, ithal
edilen ipliklerin Türk Cumhuriyetleri ve Hindistan'dan geldiğini
söylüyor.
Gülle, Türkiye'de kurun çok düşük olması nedeniyle dahilde işleme belgesi yoluyla olanak sağlandığını belirterek, önemli miktarda işadamlarının dahilde işleme izin belgesi almak için DTM önünde kuyruk oluşturduğuna dikkat çekiyor. Pamuk fiyatlarının 1.5 dolarda durduğunu ve artmadığını hatırlatan Gülle, bu konuda ise şunları söylüyor: "Pamuk normal değerinde. Bir ara düşmüştü, sonra toparlandı. Pamuk üreticileri pamuktan para kazanamadığı için başka kazançlı ürünlerin ekimine yöneldi. Pamukta dışa bağımlılığımız arttı. Pamuk başta Hindistan ve Özbekistan olmak üzere Amerika, Yunanistan ve Afrika'dan geliyor. İthal edilen pamuk yerli ile kıyaslanınca kalitesiz ama çok ucuz. Bundan dolayı tercih ediliyor." İhracatın yüzde 10, ithalatın ise yüzde 22 arttığını belirten Gülle, "İthalatı ihracat ile yapıyoruz. Bundan başka da sonuç çıkmıyor. Bunun sonucunda da açık veriyor ve bu açık devamlı büyüyor. Bizim sektör kolay kolay bitmez ama derin bir sıkıntıya doğru gidiyor. Bu işin en temel problemi karsızlık" tespitinde bulunuyor. Gülle, İstanbul'daki durumun da diğer illerle aynı olduğunu belirterek, İstanbul'da olan fabrikalann da yüzde 50 kapasite ile çalıştığını ve işçilerin ücretsiz izne çıkarıldığını da dile getiriyor. Gülle, yabancıların Türkiye'deki fiyatları, dünya fiyatlarına çekmek için fiyat indirimi istediğini de belirterek, firmaların fiyat tutturamadığı zaman işlerinin zora girdiğini de belirtiyor.
Anadolu'da kırmızı alarm
İsmail Gülle İstanbul'daki iplik sektörünün durumunu böyle özetlerken, Anadolu'dan da pek farklı sesler gelmiyor. Belli başlı üretim merkezlerinden gelen açıklamalar, iplik sektörünün ayakta kalma mücadelesi verdiğini ortaya koyuyor. Bu konuda en dertli illerden biri ise Kahramanmaraş. İlde sanayinin nabzını tutan Kahramanmaraş Sanayi Odası Başkanı Mehmet Balduk, ildeki 67 iplik fabrikasından 5'inin kapandığını belirterek, sektörün kırmızı alarm verdiğini doğruluyor. Balduk "Çalışanlar zararına çalışıyor. 5 fabrika zararına üretim yapmamak için kapandı. Diğer firmalar ihracat bağlantıları ve iç piyasada müşteri kaybetmemek için üretim yapıyor. Sektör önümüzdeki günler için alarm veriyor. Bundan sonra ise kırmızı alarm veren sektör konfeksiyon olacaktır" diyerek tehlikeye dikkat çekiyor. Kahramanmaraş İşadamları Derneği Başkanı Hanifi Öksüz ise iç piyasadaki talebin çok düşük olduğunu belirterek, "Bu olaylar dünya rekabetinde döviz kurunun düşük olmasından kaynaklanıyor. Girdi maliyetlerine de endeksli. Dolayısıyla iplikçilerin işi daha da zorlaşacak. İthalata bazı önlemler almak gerekiyor. Türkiye'de ithalat çok başıboş, gümrüklerde birtakım olaylar oluyor, aynı anda birçok vergi konuluyor" diyor.
İplik üretimi yüzde 40 düştü
Gaziantap'te üretim gerçekleştiren Akkazo Mensucat A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Yetkin, Türkiye'de ve Gaziantep'te iplik üretiminin yılın ilk 6 ayına göre yüzde 40 düştüğüne dikkat çekerek, işin boyutlarının rakamlara da yansıdığını belirtiyor. İhracat rakamlarının da düştüğünü belirten Yetkin, "İthal iplik girişleri yüzünden pazarda daralma var. Fiyat düşüşleri söz konusu" diyor. Katma değeri düşük ürünlerin ithal edildiğini söyleyen Burhan Yetkin, "Biz iplik üreticisi firmalar olarak nitelikli iplik üretmeliyiz. Butik tarzı dediğimiz çalışmalara daha çok ağırlık vermeliyiz" diyerek geleceğe dönük planlamanın şart olduğunu belirtiyor. Yaşanan olumsuzluklara dikkat çeken Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Koçer ise "Türki Cumhuriyetlerinden gelen ucuz ve kalitesiz ürünler, enflasyona göre faizlerin yüksek oluşu, iç piyasadaki darlık ve düşük kur sektörü olumsuz etkiliyor" diyor. Bursa merkezli Suni ve Sentetik Elyaf Üreticileri Birliği Genel Sekreteri Eray Sanver de sentetik iplik sektöründe hammadde fiyatlarındaki değişkenlik, yüksek enerji maliyeti ve haksız rekabet yüzünden sıkıntı yaşandığını doğruluyor. Sanver, "Gerek pamuk gerekse sentetik olsun tekstile iplik sağlayan tüm alanlarda sıkıntı büyük. Sektör temsilcileri iç pazarı ithalata kaptırmamak için güçlerinin son damlasına kadar ayakta durmaya çalışıyor. En büyük çelişki şu: Türkiye, stratejik sektörü olan tekstil ile ilgili ne yapması gerektiğini bilmiyor. Politikasını net olarak ortaya koyamıyor. Bu durum sektörü gelecek konusunda endişeye sürüklüyor. Ayrıca haksız rekabet ortamı yok edilemiyor. Yüksek KDV oranları sektördeki kayıtdışı ekonomiyi artırıyor" diyor.
Uşak'ta iplik sektörü dip yaptı
Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Karaman, kentte iplik üretim miktarının önemli miktarda azaldığını söyledi. Uşak'ın uzun yıllar tekstil ve deri sektöründe sürdürdüğü ilerlemeyle bugünlere kadar basan ile geldiğini dile getiren Karaman, "2005'e girdiğimizde Türkiye üretimimin yüzde 65'ini karşıladığımız straygarn iplikte 13 milyon kilogram olan üretim kapasitemiz bugün büyük oranda azaldı. Bu sektördeki firmaların yüzde 30'u üretimini azaltırken yüzde 10'u üretimine ara verdi" dedi. Openend iplik üretiminde de sıkıntı yaşandığını belirten Karaman, "2005 yılına kadar 66 milyon kilogram olan yıllık iplik üretim kapasitesi bu alanda da azaldı" dedi. Sektör temsilcilerinin sesine kulak verilmesini isteyen Karaman, çıkmaz yola girilmeden önlem alınmasını istedi.
İç giyimde de üretim durma noktasında
Tekstil ve hazırgiyimde yaşanan sıkıntılar iplik sektörüyle sınırlı değil. Sektörde zor günler geçiren bir diğer üretici grubu ise iç giyimciler... Nitekim Tüm İç Giyim Sanayicileri Derneği (TİGSAD) Başkanı Bahri Özdinç bu konuda ilginç açıklamalarda bulunuyor ve yaşanan sıkıntılar yüzünden birçok firmanın başka sektörlere yöneldiğine dikkat çekiyor. Birçok firmanın üretiminin durdurma noktasına geldiğini belirten Özdinç, sorunların başında daha ucuz işgücü olan ülkelere karşı fiyat tutturamamanın yer aldığını belirtiyor ve son dönemlerde Euro ve dolardaki düşüşün ihracatı olumsuz etkilediğini söylüyor. Özdinç, "İhracatımızın önemli bir kısmını Avrupa ülkelerine yaptığımızdan dolayı zor günler geçiriyoruz. Faaliyet gösteren firma yetkilileri ile sürekli bir araya geliyoruz ve çalışmalar yapıyoruz. Firmalar işleri durdurma safhasına geldi" diyor. Türkiye iç giyim sektörünün 1.5 milyar dolar civarında olduğunu söyleyen Bahri Özdinç, üretimin yüzde 40'ının iç piyasaya satıldığını, geri kalan yüzde 60'ının da ihraç edildiğini belirtiyor. Pazardaki fiyat dengesizliği nedeniyle yabancı yatırımcının da bu sektöre gelmediğini belirten Özdinç, son dönemde sadece Etam markasının geldiğini dile getiriyor. İç pazarda sektördeki sorunlar nedeniyle tekstilcilerin başka alanlara yöneldiğini kaydeden Özdinç "Firmalar elindeki yatırımı, üretim araçlarını ve istihdamı devreden çıkarıp yeni bir sektöre geçme konusunda kararlı görünüyorlar" diyor. Sektördeki durgunluğu aşmanın markalaşma ve kendi koleksiyonlarının yaratılması ile aşılabileceğini de belirten Özdinç, ayrıca şu önerilerde de bulunuyor: "Gücümüzü aşan Avrupa'da dağıtım kanallarına hakim olmalıyız. Özellikle KOBİ'lere yönelik ve onları destekleyecek ofislere ihtiyaç var. Son zamanlarda Sara Lee firmasının 1 milyar dolar fiyatla satışa çıkarılabileceği ve bunun cirosunun 10 milyar dolar olduğu biliniyor. Firmayı bizim almaya gücümüz yetmez ama Türkiye'de büyük şirketlerin alması durumunda ihracatımız üç katına çıkar." Avrupa'ya mal satacak markalarının olmadığından yakınan Özdinç, sektörün tasarımcı konusunda da sıkıntıları olduğuna dikkat çekerek, "İhracat yapan firmalarda tasarımcı bulunmakta, kendi tasarımlarını yapmaktadırlar. Ama tasarım sıkıntısı genelde var. Ayrıca kalıp konusunda da sıkıntımız var ve çözmeye çalışıyoruz" diyor.
Bankalar sorunu körüklüyor
Sektörü içten içe kemiren sorunlar bunlarla sınırlı değil. Şüphesiz en fazla sorun ise yıllardır bankalarla yaşanıyor. Tekstil ve hazırgiyim sektörü, yarattığı istihdam, üretim gücü ve ihracattaki ağırlığına rağmen kullandığı kredilerin geri çağrılması ya da kapatılması ile karşı karşıya. Doğruluk payı tartışılır bilgiler ışığında hareket eden bankalar son dönemlerde yeni kredi vermede de zorluk çıkarıyor. Özellikle sektörün tabanını oluşturan KOBİ'lerin banka kaynaklarına ulaşmasında ortaya çıkan bu olumsuzluklar sorunu "temelden" körüklüyor. Umutlar Çin hareketinde Sektörde tabanda başlayan bu olumsuzluklara rağmen umutlu beklentiler de var. Tekstil ve hazırgiyim sektörü dünyada Çin'e karşı başlatılan hareketlerin meyvelerinin yılın geri kalan bölümünde alınacağını düşünüyor. Bilindiği gibi 2005 yılı başında kotaların kaldırılmasıyla hemen bütün önemli pazarları istila eden ucuz Çin tekstili, AB ve ABD tarafından sınırlandırılmıştı. Çin ürünlerine ABD kota koyarken, AB ise 11 Haziran'da 10 kategoride bir sınırlama getirmişti. Ancak Çin tarafı daha önceden sipariş aldığı için bazı kategorilerde kendisine tanınan kotaları şimdiden doldurdu. Hatta Çin sweatshirt kategorisinde anlaşmanın üzerinden 40 gün geçmeden doldurup Türk ihracatçıları için fırsat yarattı. Çünkü Çin, yıl sonuna kadar AB ülkelerine kazak ve sweatshirt satamayacak. Bu durumu "Beklediğimiz an geldi" diyerek özetleyen İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu "Önümüzdeki aylarda oluşacak ihracat patlaması sürpriz olmayacak" diyor. Orakçıoğlu, 2005 yılı başında Çin'e yönelen talep ve siparişlerin, bu ülkenin kotası dolduğu için Çin yerine, uzun yıllardır yalnızca bu kategoride değil, tüm hazır giyim ürünlerinde AB'nin en önemli geleneksel tedarikçi ülkeleri arasında ikinci olan Türkiye'ye yönelmesinin beklendiğini kaydediyor. Türkiye'nin bu kategoride yılın ilk aylarında yakaladığı artış ivmesini sürdüreceği beklentisinin güçlendiğini aktaran Orakçıoğlu, Türkiye'nin yıl sonunda kategori 5 kapsamında AB'ye toplam 1 milyar dolar civarında sweatshirt ve kazak ihracatı gerçekleştirilebileceği tahminlerinin yapıldığını da bildiriyor.
Kanada da yasak getiriyor
İhracatçıları sevindiren bu gelişmenin meyvelerinin önümüzdeki aylarda alınması beklenirken, Çin tekstiline getirilen sınırlama kararlanna yakında Kanada'nın da katılması gündemde. Çin tekstiline AB ve ABD'nin getirdiği benzer ticari önlemleri almayı planlayan Kanada'da sendikalar, yılbaşından bu yana Çin'den yapılan tekstil ithalatındaki artışın çok yüksek olduğu gerekçesiyle, koruma önlemleri için hükümete baskı yapmaya başladılar. Kuzey Amerika'da 490 bin üyesi olduğu bildirilen tekstil çalışanları sendikası Ünite Here'in hesaplamalarına göre 1 Ocak 2005'ten bu yana Çin'den yapılan erkek giyim ithalatı yüzde 106, ceket ithalatı yüzde 282, sutyen ithalatı yüzde 415 ve palto ithalatı da yüzde 629 arttı. Sendikaya göre Çin'den yapılan toplam tekstil ithalatı ise yüzde 40 yükseldi. Tekstilde hızlı ithalat artışı nedeniyle, Kanada'da binlerce işçinin işini kaybettiği, daha büyük rakamlara ulaşmadan sorunun çözümü için hükümet üzerindeki baskının artırıldığı ifade ediliyor. Nüfusu 32 milyon olan Kanada'da, tekstil sektöründe toplam 144 bin kişinin çalıştığı tahmin ediliyor. Tekstil ve konfeksiyon sektörünü umutlandıran bir diğer gelişme ise Çin'in geçtiğimiz ay yuanda yüzde 2.1'lik revalüasyona gitmesi... Bu durumun Çin'in ihraç fiyatlarına en az yüzde 1 zam olarak yansıyacağı varsayımı sektörü umutlandırırken bir yandan temkinli yaklaşıma neden oluyor. Çünkü Çin bugüne kadar sübvansiyonlarla hep rekabetçi yapısını ihracatına yansıttı. Sektör temsilcilerine göre bu yapı bundan sonra da devam edecek ve Çin kaybettiğini sübvansiyonlara kapatacak. Çin'in uluslararası rekabette yarattığı durum yine sürecek. ABD ile Çin tekstilde çözüm için masada Amerika, kotaların kalkmasının ardından devasa oranlarda artan Çin'in tekstil ihracatına karşı tedbir almak için Çin yönetimi ile masaya oturdu. Çin'in yüzde 700'lere varan tekstil ihracat artışından rahatsızlık duyan Avrupa Birliği de bir süre önce Çin ile masaya oturmuş ve Çin'in ihracat artışına sınırlama getirilmesine karar verilerek, kısa vadeli bir çözüm sağlanmıştı. Çin ile ABD arasındaki ticari sorunlara karma komisyon toplantılarıyla çözüm aranıyor. Karma komisyon 11 Temmuz'da Pekin'de biraraya geldi. 2005 yılı başında kotaların kaldırılmasının ardından Çin tekstilinin ABD'de pazar payını hızla artırması, müzakerelerin ana gündem maddesini oluşturdu. Çin'in "Taklit üretimi engellemek için gerekli yasal düzenlemeleri yapması" ve "ihracatına destek sağlayan değersiz yuan politikasından vazgeçmesi" ABD'nin talepleri arasında yer aldı. |
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 09 Haziran 2006 ) | |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


