Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
Yeni TCK işverenler için ağır hükümler getiriyor PDF Yazdır E-posta
DERGİ - Seminer
Yazar TÜTSIS   
Çarşamba, 18 Mayıs 2005
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜTSİS) tarafından düzenlenen ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tankul Centel'in konuşmacı olarak yer aldığı "Yeni Türk Ceza Kanunu'nun Çalışma Hayatına Etkisi" konulu seminer İstanbul'da gerçekleştirildi.
1 Haziran 2005 tarihinde uygulamaya geçmesi beklenilen 5237 Sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu'nun çalışma hayatına ve işverenlere getirdiği yeni yükümlülüklerin masaya yatırıldığı seminerde, yeni suç tipleri getiren kanunun, iş hukukuna ters düşebüecek hükümler içerdiği ve işverenlere ağır cezai yükümlülükler getirdiği vurgulandı.
Yeni Türk Ceza Kanunu'nda yer alan göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, cinsel taciz, konut dokunulmazlığının ihlali, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi, kişisel verilerin kaydedilmesi, nitelikli yağma, çevrenin kasten kirletilmesi, çevrenin taksirle kirletilmesi, gürültüye neden olma ve fıyatlan etkileme konusundaki maddeler, işverenlere para ve hapis cezası öngörüyor.
 
 Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜTSİS) Genel Sekreteri Metin Emiroğlu, yeni Türk Ceza Kanunu'nun, bir taraftan mali bir taraftan da hapis cezaları ile işvereni sıkıştıracağını söyledi. İşverenin sürekli ceza koltuğuna oturduğu bir zemin yaratılacağına dikkat çeken Emiroğlu, "Zaman içinde bu yanlışlar düzeltilecektir. Çalışma hayatının realitelerine uymuyor. Allah yardımcımız olsun, diyorum" şeklinde konuştu.
 
İş hukukuna ters düşebilecek yeni suç tipleri
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tankul Centel, 5237 Sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu'nun çalışma hayatı ile ilgili önemli değişikliklere yol açtığını ifade ederek, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi, cinsel taciz gibi hükümlerinin iş hukukuna ters düşebileceğini belirtti.
 
Centel, "Bunların önceki kanunun düzenlemelerine karşı doğru ve yerinde olduğunu söyleyebilir miyiz? Yasa koyucu tarafından haklı nedenlerle ortaya konulabilmiş değildir" dedi.

 Yeni kanunun 1 Haziran'da yürürlüğe girmesi konusunda belirsiz bir ortam olduğunu dile getiren Tankut Centel, "Erteleme belirsizlik yaratacaktır ama bir yasanın uygulamaya girdiğinde ahengi, bütünlüğü önemli. Özellikle basının yaptığı lobiler sonucu, basın ile ilgili hükümlerin 5237 Sayılı TCK'dan çıkarılarak, Basın Yasası'na bırakılıp, yasanın uygulamaya girmesi öncesine alındı" dedi. Centel, sendikal hakların kullanımı, cinsel taciz, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali gibi yeni suç tiplerinin yaratıldığına dikkat çekerek, AB'de uygulanan düzenlemelere uyum sağlanılmaya çalışıldığını belirtti.
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali ile ilgili düzenlemeleri içeren 117. Madde ile insanlan boğaz tokluğuna çalıştırma ortadan kalkmış gibi gözüktüğünü ifade eden Centel, işçi sendikalarının bunu ileri bir kanun olarak gördüğünü kaydetti.
 
Centel, "117/2. maddenin açık kapı bıraktığını görmek mümkün. Kayıtdışı ekonomi büyüyen bir yara. Bir yandan da yeni suç tipleriyle bazı önlemler alınması sağlanmaya çalışılıyor. Ancak uygulanacak ücretin düşük olmayacağı ile ilgili hüküm belirsiz, neye göre belirlenecek? Bizde kriter asgari ücrettir. Bu uygulama esas alınmaksızın, bulanık anlatımlar getirilmiş. 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüyor, para cezası da yok. Bunların uyumlu olduğunu düşünmüyoruz" şeklinde konuştu.

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesini içeren 118. Madde ile daha önceki TCK'da yer almayan yeni bir suç tipi yaratıldığını dile getiren Tankut Centel, ilk fıkrada bireysel sendika özgürlüğünün, ceza altına almak suretiyle güvenceye kavuşturulduğunu söyledi, ikinci fıkrayla ise kolektif olarak sendikaların özgürlüğünün güvence altına alınmaya çalışıldığını ifade eden Centel, "Sendikalar Kanunun 31. maddesi, sendikaya girmek şarta bağlı tutulamaz, diyordu. Aynı alanın birden fazla yasayla güvenceye alındığını görüyoruz" dedi.
 
< Önceki   Sonraki >