| Sektörde ara eleman ve AR-GE uzmanı sıkıntısı yaşanıyor |
|
|
|
| DERGİ - Söyleşi | |
| Yazar Gülten UĞURLU, gulten.ugurlu@dunya.com | |
| Salı, 14 Haziran 2005 | |
|
Sendikamız İkinci Başkanı ve Temtaş Tekstil San. ve Tic. AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Oğuz, Tekstil sektörünün en önemli sorunlarından birisinin yetişmiş ara elaman ve AR-GE uzmanı sıkıntısı olduğunu söyledi.
Her
firmanın, bütçesinden araştırma geliştirmeye pay ayırma konusunda
yeterli bilince sahip olmadığını, böyle bir kültürün bulunmadığını
belirten Oğuz, ancak bu bilinç oluşmuş ve gerekli maddi kaynak
aktarılmış dahi olsa üniversitelerin bu konudaki eğitimi yetersiz
olduğundan yine AR-GE uzmanı sıkıntının çekileceğini ifade etti.Sektörün yetişmiş ara elemana da ihtiyaç duyduğunu kaydeden Oğuz, bu ihtiyaca cevap vermek amacıyla tekstil enstitüleri kuracaklarını söyledi. Başkanlığını yaptığı Türk Tekstil Vakfı'nın bir projesi olan bu enstitü için AB fonlarından da yararlanmayı planladıklarını açıklayan Oğuz, kuracakları üç okulun 2006-2007 eğitim-öğretim yılına yetişeceğini bildirdi.
İşletmeler Üstü Eğitim Merkezi olarak nitelendirdikleri bu okulları
Çerkezköy, Kayseri ve Adana'da kuracaklarını açıklayan Oğuz, okulların
Türkiye'de örneğinin bulunmadığını söyledi. Oğuz, şunları dile getirdi:
"Almanlar'ın uyguladığı bir sistem
bu. Dolayısıyla Almanlarla birlikte yürütülecek bir proje. İşletmeler
Üstü Eğitim Merkezi'mize liselerde tekstil eğitimi gören öğrenciler
lise sonrası gelebilecek. İşletmelerde çalışanlar gelecek, tekstil
konusunda meslek sahibi olmak isteyen ve belli şartlarımıza uyan
sokaktaki işsiz gelecek eğitimimize tabi olacak. Biz de eğitimin
sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı ve Avrupa Birliği'nde de geçerli
olacak bir sertifika vereceğiz. Binayı biz yapıyoruz, Milli Eğitim
Bakanlığı'da öğretmenleri verecek. Biz beş yıl sonra okulları tamamen
Milli Eğitim Bakanlığı'na devredeceğiz. Böyle bir çalışma olacak" dedi.
Çin ile fiyat rekabeti yapamayız Sektörün diğer sorunlarına da değinen Sadık Oğuz, işlerin iyi gittiğini ancak para kazanamadıklarını söyledi. Fiyatların dibe vurduğunu ifade eden Oğuz, "Karımız yok zarar da ediyoruz. Çünkü fiyatlar öyle bir yere geldiki para kazandırmıyor" dedi. Bu durumda döviz kuru ve Çin'in önemli etken olduğunu dile getiren Oğuz, döviz kurundan ihracatçının etkilendiğini, tekstil terbiyesi ile uğraşan kendileri gibi firmaların da müşterileri olan ihracatçıdaki olumsuzluktan nasibini aldığını belirtti. Çin faktörüne de değinen Oğuz, "Tabi Türkiye'nin bazı avantajları var. Kalite olarak iyiyiz, konumumuz, tecrübemiz itibariyle avantajlıyız. Ancak fiyat olarak rekabette zorlanıyoruz. Çünkü, ucuz işçi çalıştıran, çevre faktörünü önemsemeyen, maliyetlerini düşük tutan Çin ile ben fiyat rekabeti yapamam. Çünkü bizde maliyet yüksek. Bu da fiyatlarımıza yansıyor" diye konuştu. Çin'de daha çok büyük kapasiteli üretim yapıldığını belirten Oğuz, küçük kapasiteli siparişlere Çin'in cevap veremediğini dolayısıyla bu tür siparişlerin Türkiye'den istendiğini ifade etti. Bu durumun, Çin karşısında sektörlerinin bir şansı olduğunu vurgulayan Oğuz, ayrıca Türkiye'nin ihraç pazarlarına yakınlığının da önemli bir avantaj oluşturduğunu söyledi. Çin ürünlerine karşı geçtiğimiz aylarda ABD ve AB'nin kota koyduğunu hatırlatan Oğuz, Türkiye'nin de bazı mamullerde kota uygulamasına gittiğini ve bu küçük önlemin bile piyasanın canlanmasında önemli bir etki yarattığını vurguladı. Türkiye, tekstili terk edemez Tekstilin hiçbir zaman ölmeyeceğini belirten Sadık Oğuz, Türkiye'nin tekstili terk edemeyeceğini söyledi.. Oğuz, "Çünkü yatırımının büyük bir bölümünü tekstile yapmış. Tekstil büyük bir istihdam kaynağı, emek yoğun hir sektör. Türkiye'nin bundan vazgeçme lüksü yok. Yapılacak olan burada istihdamın üzerindeki bazı yükleri devletin azaltması" dedi. Tekstilin artık fazla büyümese de varlığını şekil değiştirerek de olsa sürdüreceğini ifade eden Oğuz, bundan sonra farklı dizan ve renklere yönelineceğini, moda oluşturulacağını kaydetti. Son dönemlerde akıllı tekstil konusunun sık sık gündeme getirildiğini belirten Sadık Oğuz, konu ile ilgili olarak şunları söyledi:
"Bunların konuşulması iyi güzelde nasıl olacağını niye hiç konuşan yok.
Bizler klasik tekstil yapan firmalarız, bu durumdan teknik tekstile
nasıl dönüleceğini anlatan yok. Bizler bütün yatırımlarımızı bildiğimiz
klasik tekstile yapmışız "akılsız
tekstil'e yapmışız yani. Bunu akıllı teksitle, teknik tekstile
döndürmemiz için yapılması gerekeni kimse bize söylemiyor."
Akıllı tekstil konusunda pazar sorunun da yaşanacağını dile getiren
Oğuz, henüz dünyada yeni yeni oluşan bu pazarın zaten birileri
tarafından kapıldığını, Türk tekstilinin burdan pay alması için uzun
zaman geçmesi gerektiğini ifade etti.
Hammadde Uzakdoğu'dan Tekstil terbiyede en önemli hammaddenin boyar maddeler olduğunu kaydeden Oğuz, bunların da büyük çoğunluğunun Türkiye'de üretilmediğini dolayısıyla ithal edildiğini söyledi. Boyar maddelerin daha çok vatanı olan Uzakdoğu'dan ithal edildiğini belirten Oğuz, kullanılan 24 civarındaki kimyasalın ise önceden ithal edilirken artık Türkiye'de de kaliteli birşekilde üretildiğini ifade etti. Sektörde hammadde ve üretim konusunda herhangi bir sıkıntının bulunmadığını kaydeden Oğuz, ancak pazarlamada sıkıntıların yaşandığını vurguladı. Sadık Oğuz, konu ile ilgili olarak şunları dile getirdi: "Bugün pazar olan ülkeler beş yıl sonra pazar olmaktan çıkacak. Örneğin bugün Rusya bizim için önemil bir pazar. Onlara konfeksiyon satıyoruz ama Rusya'da da konfeksiyon hızla gelişiyor. Ukrayna'ya kumaş satılıyor, bu arada onlarda hızla üretim yapıyorlar. Oradaki pazarlar birgün kaybedilecek. Bu işin doğasında var, dolayısıyla yeni pazarlar bulmak gerekecek. Aynı şey Çin için de geçerli. Çin'in saltanatını bir gün Endonezya ve Afrika kıracak. Yani Çin biraz kalkınırsa ucuz tekstili bırakmak zorunda kalacak çünkü Afrikalı ile rakebet edemeyecek duruma gelecek." İhracatta katma değer önemli İhracatta otomotivin tekstille yarıştığını belirten Oğuz, 'İhracat rakamlarını açıklarken ithaltı da açıklayın' diyorum. Gidip Uzakdoğu'dan ara ürünleri temin edip sonra üretiminde kullanıp sonra da 'ihracatım bu kadar oldu' demek yerine katma değerin ne kadar olduğunu açıklamak daha doğru" diye konuştu. |
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Her
firmanın, bütçesinden araştırma geliştirmeye pay ayırma konusunda
yeterli bilince sahip olmadığını, böyle bir kültürün bulunmadığını
belirten Oğuz, ancak bu bilinç oluşmuş ve gerekli maddi kaynak
aktarılmış dahi olsa üniversitelerin bu konudaki eğitimi yetersiz
olduğundan yine AR-GE uzmanı sıkıntının çekileceğini ifade etti.