Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
Jeff Hakko:Çin, beş yıl içinde kaliteli ürün de üretecek PDF Yazdır E-posta
DERGİ - Söyleşi
Yazar Gülten UĞURLU, gulten.ugurlu@dunya.com   
Cuma, 13 Mayıs 2005
 Vakko Yönetim Kurulu Üyesi Jeff Hakko, şimdilik ucuz ürünlerde var olan Çin'in beş yıl içinde kalitesi yüksek ürünler de imal edeceğine dikkat çekti. Herkesin buna hazırlanması gerektiğini dile getiren Hakko, Vakko'nun da bir gün Çin'de üretim yapabileceğini söyledi. Tekstilin her zaman var olacağını ama hiçbir zaman geleceğin sektörü olmayacağını belirten Hakko, artık dünyaya teknolojinin hakim olacağını ifade etti. Teknolojiyi içeren bilişim, otomotiv gibi sektörlerin daha da öne çıkacağını kaydeden Hakko, tekstilin ise varlığını sürdürebilmek için katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi gerektiğini vurguladı.
Vakko Yönetim Kurulu Üyesi Jeff Hakko ile sektörün durumunu ve firmalarını konuştuk:
- Yılın ilk beş ayı geride kalırken, sektör nasıl bir seyir izliyor?
Piyasada bir daralma esintisi var. Firma olarak 2004'te iyi bir yıl geçirdik, hedeflerimizi aştık. Bu yıla ise durgun başlanıldı. Yine de yılsonunda hedeflerimize ulaşacağımızı tahmin ediyorum. Ancak, sektörün genel yapısında bir durgunluk hissediliyor.
- Piyasadaki mevcut daralma neden kaynaklanıyor?
Tenzilatlarımız normal zamanda bittikten sonra, ilkbahar-yaz 2005 koleksiyonlan dükkanlara konuldu ancak, havalar daha yeni ısınmaya başladığı için sezona geç girildi. Bu önemli bir etken ama pazarın daralmasında başka nedenler de var; suni bir kriz söylentisi ve ekonomideki göstergelerin abartılı olduğu düşüncelerinin yaygınlığı, enflasyonun tek rakama düşmesinin hissedilir derecede tüketicinin cebine girmemesi, bütçede çok büyük bir açığın olduğu ve bunun günden güne büyüyor olması gerçeği, doların 1.350'lerde sey-retmesiyle ithalatın patlamış olması, Çin'in 1 Ocak 2005 itibariyle devreye girmesi, Avrupa'nın ve Türkiye'nin bunun karşısındaki tutumu bütün bu etkenler tekstil sektöründe tedirginlik yaratıyor. İnsanlar harcama yaparken düşünüyorlar.

- Çin faktörünü biraz açabilir miyiz?
1 Ocak 2005 tarihinde Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne gireceği daha önceden biliniyordu ama kimse bir önlem almadı. Mallar gümrüklerde yığılınca anlaşıldı tedbirsiz kalarak hata yapıldığı. Şimdi sektör bu sıkıntıyla da karşı karşıya.

- Peki, sektörü bu denli etkileyen Çin, firmanız için de bir tehdit unsuru değil mi?
Beni etkilemez çünkü ben kaliteli bir ürün yapıyorum. Çin'in yaptığı ürünün benim kaliteme ulaşması için daha çok fınn ekmek yemesi lazım. Çin'in bugün dünyayı tehdit ettiği pazarlar milyonlarca adet yapılan şapka, gömlek, tişört ayakkabı gibi ürünler, ucuz ürünler. ABD, geçtiğimiz günlerde Çin rekabeti karşısında bazı ürünlerde kota karan aldı. Kota konulan ürün sayısı daha da artacaktır. Çünkü Çinliler'in ortalama günlük gelirleri 1.5 dolar olduğu için bu durumda Çin ile kimse rekabet edemez. Burada yapılması gereken Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne 200 5'te değil de 2010'da üye olması sağlanacaktı veya her ülke önceden bilinen Çin'in 2005'teki üyeliğine hazırlanacaktı, tedbirini alacaktı. Yapılmadı bunlar, şimdi de kota konulduğunda Çin zor durumda kalıyor. Çünkü bu ülke de ona göre yatırımını, üretimini yapıyor, istihdamını sağlıyor.

-  Çin kalitesiz ürünlerle var, biz ise markayız, kaliteyiz, etkilenmeyiz' diyorsunuz ama omlar da bir-gün kaliteli ürün üreteceklerdir, bu duruma hazırlıklı mısınız?
Doğru, Çin ileriye dönük kaliteli ürün de üretecektir. Bu çok açık 5 yıl içinde kaliteli ürün de görülür Çin mallarında. Çünkü Çin'e know how geliyor. Oraya yatırım yapan yabancılar sadece tesisi kurmuyor know how da getiriyor. Bu firmalar, ürünü tedarik ediyor, ipeği, kumaşı alıyor ona göre dokutuyor, sonra dikimi geldiğinde de kaliteli iplik kullanacak. Zaten modaya girdiğinizde işin içine dizayn faktörü de giriyor. Dolayısıyla Çin'de yatırım yapan yabancı firma modacısını da getirecek ve üretiminde kalite de sağlayacak.
Dünya büyük bir ticaret kazanı, herkesin istediği yerden mal alıp satabilmesi gerekiyor. Buradaki en önemli nokta nihayi tüketiciyi tatmin etmek. Nihayi tüketici, Vakko'dan aldığı ürünün içinde de "made in Chine'yi gördüğünde; "Vakko bunun nerde, nasıl, ne şartlar altında yapıldığını iyi araştırmadan bize sunmaz' diyecektir.

- Bir gün Vakko, Çin de üretebilir mi?
Ticarette ihtimaller sonsuz. Evet, bir gün Çin'de üretebiliriz. Neden olmasın? Çin'de yüksek kalite standartlarıma uygun bir fabrika bulabiliyorsam orda üretim de yapabilirim.

-  Bu durumda Çin korkulacak bir ülke yerine, potansiyel bir pazar olarak da görülebilir mi?
Eminim ki Çin'in bana, benim de ona satacağım ürünler var. Olay, mutlu dengeyi bulmak. Ekonomik kalkınma gösteren Çin'in de bir üst seviye tüketicisi var. Yani Vakko markasını alabilecek çok Çinli var.

- Piyasanın durgun günler yaşadığını ve bunların nedenlerini belirttiniz? Acaba, sektörde de bazı hatalar yapılmış olabilir mi?
Tabii. En önemli problemlerden biri son beş yılda fazla yatırım yapıldı. Aşırı kapasite oluştu. Tekstille alakası olmayanlar sektöre girdi. Sektör hantallaştı. Şimdi tekstil kan ağlıyor. Yabancı yatırımcı bugün tekstille değil, otomotive, bankacılık, enerji, telekomünikasyon gibi sektörlerle ilgileniyor. Tekstil darbe yedi, yemeye de devam ediyor. Geleceğin sektörü değil artık. Her zaman mevcut olacak ama tekstil bence dünyada iyi günlerini yaşadı. Enteresan sektörler doğdu artık. Türkiye'de de teknolojinin ağırlık kazandığı sektörler öne çıkacak. Bilişim başta olmak üzere otomotiv vb sektörler çok hızlı gelişiyor.

- Teknoloji teksitle de girmiş durumda.
Tekstilde teknolojinin girdiği katma değeri yüksek ürünler artıyor. Zaten sektörün varlığını sürdürebilmesi için bu yönde gelişim göstermesi lazım. Nefes alan, terletmeyen güneşte renk değişteren kumaşlar, tansiyon ölçen kıyafat vb örnekler dünyada görülmeye başlandı bile.

- Türkiye, bu sürecin neresinde?
Türkiye bu süreçte henüz yok. Bu konuda sektörümüz ve bizler kendimizi geliştirmeliyiz. Ürünümüzü nasıl satabiliriz, nasıl pazar buluruzun arayışında olmalıyız. Gelişmelere ayak uydurmadığımızda ezilip gideriz. Herzaman bir adım önde olmalıyız, yenilikçi olmalıyız modayı çok iyi takip etmeliyiz.

İşverenimiz de işçimiz de özverili
Mevcut koşullarda Türkiye'deki tekstil sektörü başka bir ülkede olsaydı çoktan batmıştı. Çünkü bizim tekstil işverenimiz ve çalışanımız o kadar özverili ve o kadar elastiki bir kafayla, olaya işadamı gözüyle bakıyor ki o kadar zorluyorki kendisini ayakta kalabilmek için. Çok şirket sahibi tanıyorum sırf işçisini doyurmak için kapatmıyor fabrikasını. Bir yabancı bunu yapamaz zora girmişse hemen kapatır tesisini, zarar etmek istemez. Ama bizde böyle değil. İşveren, beni bu günlere getiren bu insanlara borcum var diyor işçileri için ve fabrikasını zararına da olsa kapatmıyor. Çünkü fırtınadan sonra güzel günlerin geleceğini biliyor. Bu günlerin gelmesi için de biraz daha sabır etmemiz lazım.
 
< Önceki   Sonraki >