| Yeni Çevre Kanunu ne getiriyor? |
|
|
|
| DERGİ - Çevre | |
| Yazar Tuba ILGAZ, Araştırma Görevlisi | |
| Cuma, 30 Haziran 2006 | |
Uzun bir süredir Komisyon'da bekleyen Çevre Kanunu, Tuzla'da bulunan varillerin gündeme oturmasıyla, tarafların görüşlerini dile getirmesine fırsat olmadan 26 Nisan 2006'da TBMM'de kabul edilerek yasalaşmıştır.
5491 Sayılı Yeni Çevre Kanununun yürürlüğe girmesiyle pek çok tartışma başlamıştır. Çevrenin çok sığ bir biçimde ele alındığı, sürdürülebilir kalkınma kavramına henüz değinilmeyen ülkemizde, çevre kirliliği dendiğinde ilk akla gelen sanayi kesimi olmaktadır.
Halbuki çevreyi kirleten tek unsur sanayi olmadığı gibi, çevresel kirliliğin azaltılması ve önlenmesi için sanayici, kamu kurumları ve yerel yönetimler birlikte çalışacaktır. Toplumsal bilinçlenme ve çevre bilincini oluşturacak bir eğitim anlayışına hiç yer verilmeyen bu yasayla da cezalar arka arkaya sıralanmaktadır.
Her ne kadar yasanın uygulanması aşamasında 2 senelik bir geçiş süresi öngörülmesi eleştirilmiş de olsa, ceza odaklı bu yasanın yürürlüğe girmesiyle sadece sanayi tarafının değil kamu tarafının da hazırlık için bir geçiş dönemine sahip olması eğer iyi kullanılırsa önemli bir gelişmedir.
Atık su tesisi kurmayan işletmelere verilecek cezalar:
Madde 8 ve Geçici Madde 4, bu konuda şu uygulamaları getirmektedir: "Atık su arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler ile, halihazırda faaliyette olup, atık su arıtma tesisini kurmamış organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşlan ile yerleşim birimleri, bu tesislerin kurulmasına ilişkin iş termin planlarını, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde bakanlığa sunmak ve aşağıda belirtilen sürelerde işletmeye almak zorundadır. İşletmeye alma süreleri, iş termin planının bakanlığa sunulmasından itibaren; organize sanayi bölgeleriyle bunların dışında kalan endüstri tesislerinde ve atık su üreten her türlü tesiste 2 yıldır.
Belediyeler, organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşlan ile yerleşim yerleri bu hükümden yararlanmak için, bu kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bakanlığa başvurmak zorundadır. Kanunun 8'inci maddesi ile, atık su altyapı sistemlerinin ve kati atık bertaraf tesisleri kurma yükümlülüğü verilen kamu ve özel sektör kurumlarını cezalar beklemektedir. Organize sanayi bölgelerinde 100 bin YTL olan ceza bedeli, bunların dışında kalan endüstri tesislerine ve atık su üreten her türlü tesise 60 bin YTL idari para cezası olarak belirlenmiştir.
Yasanın 8. Maddesi, "Atık su toplama havzasının birden fazla belediye veya kurumun yetki sahasında olması halinde; atik su antma tesisini işleten kurum, atık su ile ilgili yatırım ve harcama giderlerini kirletenlerden kirlilik yükü ve atik su miktarı nispetinde tahsil eder" demektedir. Halbuki işletmeler bağlı bulunduklan belediyelere atık su bedelini ödeselerdi daha basit bir iş akışı oluşabilirdi. Yine Madde 8'de "Atık su altyapı sistemlerini kullanan ve /veya kullanacaklar, bağlantı sistemlerinin olup olmadığına bakılmaksızın, antma sistemlerinden sorumlu yönetimlerin yapacağı her türlü yatırım, işletme, bakım, onarım, ıslah ve temizleme harcamalarının tamamına kirlilik yükü ve atik su miktarı oranında katılmak zorundadırlar. Bu hizmetlerden yararlananlardan, belediye meclisince ve bu maddede sonımluluk verilen diğer idarelerce belirlenecek tarifeye göre atik su toplama, antma ve bertaraf ücreti alınır. Bu fıkra uyarınca tahsil edilen ücretler, atik su ile ilgili hizmetler dışında kullanılamaz" denmektedir. Halihazırda Belediyeye, Çevre Temizlik Vergisi ödemekte olan işletmeler açısından bu yeni ve belirsiz maliyetler anlamına gelmektedir.
Çevre görevlisi istihdamı ve çevre gönüllüsü:
"Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetim birimi kurmak, çevre görevlisi istihdam etmek veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlardan bu amaçla hizmet satın almakla yükümlüdürler. Bu konuyla ilgili usul ve esaslar bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir (Ek Madde 2)."
Henüz kriterleri belirlenmiş bu madde de işletmeler açısından önemlidir.
Yasada ilaveten tam olarak ne iş yaptığı ve hangi vasıfta olduğu belli olmayan ve çıkarılacak yönetmelikle net şekilde belirlenmesi ümit edilen 'çevre gönüllüsü' kavramı ortaya çıkmıştır ki, bu da son derece suistimale açık bir girişimdir (Ek Madde 3).
Çevre katkı payı:
Çevre kirliliğinin önlenmesine ve yatırımların desteklenmesi amacıyla 35 milyon cep abonesinden her ay 1 YTL vergi kesilmesine ilişkin hüküm yoğun itirazlarla çıkarılmış, yerine ithaline izin verilen kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF bedelinin yüzde l'i ile hurdaların CIF bedelinin binde 5'i oranında katkı payı alınmasına karar verilmiştir. Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerince tahsil edilen su ve kullanılmış suları uzaklaştırma bedelinin yüzde 1'i, çevre katkı payı olarak tahsil edilecektir.
Anlamlı teşvik yok:
Yasanın 20. Maddesi, "Arıtma tesisi kuran, işleten ve yönetmeliklerde belirtilen yükümlülükleri yerine getiren kuruluşların antma tesislerinde kullandıklan elektrik enerjisi tarifesinin, sanayi tesislerinde kullanılan enerji tarifesinin yüzde ellisine kadar indirim uygulamaya Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir" demektedir. Ancak, bu indirimin kaynağı belli değildir.
Hapis cezası ve diğer cezalar: Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinde yanlış ve yanıltıcı bilgi verenlere, 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası uygulanacaktır. Yanlış ve yanıltıcı belge düzenleyenler hakkında ise TCK'nın "belgede sahtecilik" suçuna ilişkin hükümleri uygulanacaktır (Madde 18). Çevreye verilen zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zaran ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 5 yıl sonra zaman aşımına uğrayacaktır. ÇED sürecinde verdikleri taahhütnameye aykın davrananlara, her bir ihlal için 10.000 Türk Lirası idari para cezası verilir (Madde 14). Aynı madde uyarınca, emisyon ölçümü yaptırmayan motorlu taşıt sahiplerine 500 Türk Lirası, yönetmeliklerle belirlenen standartlara aykın emisyona sebep olan motorlu taşıt sahiplerine 1.000 Türk Lirası idari para cezası verilir. Atıklara ceza: Yasaya göre: • Atık alım, ön arıtma, antma veya bertaraf tesislerini kurmayanlar ile kurup da çalıştırmayanlara 60.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. • Bildirim ve bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 6.000 Türk Lirası idari para cezası verilir. • Kanunun Ek 2. Maddesi'nde öngörülen Çevre Yönetim Birimi'ni kurmayanlara 6.000 Türk Lirası, çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara 4.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.
• Kanunun 9. Maddesi uyarınca, belirlenen koruma esaslarına aykın olarak içme ve kullanma suyu koruma alanlarına, kaynağın kendisine ve bu kaynağı besleyen yerüstü ve yeraltı sularına, sulama ve drenaj kanallarına atık boşaltanlara 48.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.
• Kanunun 11. maddesinde öngörülen acil durum planlarını usül ve esaslarına uygun olarak hazırlamayan ve bu planların uygulanması için gerekli tedbirleri almayanlara 12.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.
• Umuma açık yerlerde her ne şekilde olursa olsun çevreyi kirletenlere 100 Türk Lirası idari para cezası verilir.
• Tehlikeli kimyasallar ve bu kimyasalları içeren eşyayı bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usül ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak üreten, işleyen, ithal ve ihraç eden, taşıyan, depolayan, kullanan, ambalajlayan, etiketleyen, satan ve satışa sunanlara, 100 bin YTL'den 1 milyon YTL'ye kadar idari para cezası verilir.
Ekonomik İşletmeler Ambalaj Atığı Yönetmeliği'nin önemi
1 Ocak 2005'te yürürlüğe giren Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, ambalajın üretiminden, atık haline gelip tekrar toplanarak geri kazanılmasına kadar olan aşamalarda "ekonomik işletmeler, piyasaya sürenler ve ambalaj üreticileri"ni sorumlu kılar. Ekonomik işletmelere getirilen en temel iki yükümlülük: 1- Belirli miktarda ambalaj atığının toplanarak geri kazanıldığını belgelendirmek, 2- Ambalaj atıkları yönetim planı hazırlamaktır. Ekonomik işletmeler, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan lisans veya geçici çalışma izni almış tesisler kanalı ile belgelendirmeye ilişkin birinci yükümlülüklerini yerine getirebilirler (Bu firmaların listesi için bakınız: atikyonetimi.cevreorman.gov.tr). Ancak böyle bir durumda piyasaya süren tanımı altındaki işletmelerin, iç piyasaya sürdükleri ürünlerinin ambalajlarını toplama ile ilgili esas sorumlu taraf olan belediyelerle işbirliği yapmaları ve bunların yönetmeliğe uygun toplanabilmesi için yıl sonunda bakanlığa sunmak üzere Ambalaj Atıkları Yönetim Planı hazırlamaları gerekmektedir. "Yetkilendirilmiş Kuruluş" ile "Lisanslı Firma"nın, ekonomik işletmeler açısından farkı bu noktadadır. Lisanslı firma, sadece belgelendirme ile yükümlülüğü üstlenebilmekte, ancak yönetim planı yükümlülüğü ile ilgili herhangi bir sorumluluk alamamaktadır. Lisans sahibi veya geçici çalışma izinli firmalar, sadece toplanarak geri kazanılması gereken miktara ilişkin yükümlülükleri üstlenebilmek-tedir. Yasal olarak tanımlanan diğer sorumlulukları üstlenmeleri mümkün değildir. İçerisinde bulunduğumuz 2006 yılında, tüm ekonomik işletmeler ve lisanslı firmalar atikyonetimi.cevreorman.gov.tr ve www.cevko.org.tr adreslerinden ulaşabilecekleri bu uygulama sayesinde, bildirimlerini elektronik ortamda yapabilecekler; ayrıca, gelişmeleri internet ortamında takip edebileceklerdir. Bu sistemin ilgili taraflarca kullanılabilmesi için kuruluşların Bakanlığa başvurarak, bedeli karşılığı, firma kodu ve şifreleri almaları gerekmektedir. "Yetkilendirilmiş Kuruluş" tercihini kullanan ekonomik işletmeler, bu kod ve şifreleri doğal olarak ücretsiz alabileceklerdir. Ayrıca nelerin ambalaj olup olmadığı, nelerin bildirime tabi olup olmadığı konusunda sıkıntılar yaşayan ekonomik işletmelerin de, bu konuları netleştirmesinde büyük fayda vardır. Cam, metal, plastik, kağıt / karton, kompozit ambalaj atıklarının geri kazanımı için yetkilendirilmiş tek kuruluş ÇEVKO başvuruları kabul etmektedir.
(Kaynak: www.cevko.org.tr)
|
|
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 03 Temmuz 2006 ) | |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Uzun bir süredir Komisyon'da bekleyen Çevre Kanunu, Tuzla'da bulunan varillerin gündeme oturmasıyla, tarafların görüşlerini dile getirmesine fırsat olmadan 26 Nisan 2006'da TBMM'de kabul edilerek yasalaşmıştır.