| Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Celal Sönmez: Tekstil gözden çıkarılmamalı |
|
|
|
| DERGİ - Tekstilin Kaleleri | |
| Yazar TÜTSIS | |
| Perşembe, 25 Ocak 2007 | |
|
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı Celal Sönmez, Türk sanayicisinin dünya rekabetinde adım duyurmasında önemli bir işlev üstlenen tekstil ve konfeksiyon sektörünün Bursa'da eski cazibesini kaybettiğini belirterek "Bu sektör hiçbir zaman gözden çıkarılmamalı" dedi. Sönmez, kaygılarına rağmen tekstil ve konfeksiyon sektörünün bu ülkede daha uzun yıllar binlerce ailenin geçim kaynağı olmaya devam edeceğini de söyledi. Sönmez'in sorularımıza yanıtları şöyle:
Tekstil sektörü Bursa için ne ifade ediyor? Son yıllarda tekstilde yaşanan gelişmeler kentinizi nasıl etkiledi? Tekstilin geleceği ile ilgili düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
Tekstil sektörü için tahminlerde bulunmak yerine direkt istatistiklere bakmak galiba en doğrusu... Açılan-kapanan firma istatistiklerimize göre 2006 yılının ilk 11 ayında, sermayeler bazında sektörün geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 2.3 oranında büyüdüğünü görüyoruz. Ancak bu düşük büyüme oranının son 3-4 yıldır bu seviyelerde olduğunu da biliyoruz.
Odamız kayıtlarına göre, tekstil ve konfeksiyon sektöründe 2006 yılının ilk 11 ayında toplam 380 firma açılışı gerçekleştirilmiş. Bu rakam, toplam açılan firmaların yüzde 15.1'ine tekabül ediyor. Bu da bize gösteriyor ki son yıllardaki düşük büyüme oranına rağmen sektör, inşaat ve gıdadan sonra hala rağbet gören üçüncü sektör durumunda... Peki kapanan şirketlerde durum nedir? Bu kez de yılın ilk 11 ayında kapanan firmaların yüzde 25.3'ünün tekstil ve konfeksiyon sektöründe olduğu görülüyor. Yani, en fazla şirket kapanma işlemi de tekstil sektöründe gerçekleşmiş.
Bugün, Oda üyelerimizin yüzde 22'si yani 6 bin 69'u tekstil ve konfeksiyon sektöründe faaliyet gösteriyor.Her yıl gerçekleştirdiğimiz, 250 büyük firma çalışmasının sonuçlan da yine bahsettiğim bilgileri destekler nitelikte...
Tablo, özellikle son 3 yıldır tekstil sektörünün sürekli kan kaybettiğini ortaya koyuyor. Tarihten günümüze, gerek Bursa gerekse ülkemiz açısından tekstil ve konfeksiyon sektörü özellikle en fazla istihdam sağlayan sektör olması itibariyle ekonomi açısından büyük önem arzetmektedir. Dünya değişiyor, emek yoğun sektörler yerlerini yavaş yavaş teknoloji yoğun sektörlere bırakıyor. Emeğin maliyeti, Çin ve Hindistan gibi ülkeleri gözönünde bulundurduğumuzda çok yüksek. Özellikle de bizim ülkemizde...Ve bunun negatif yansımasını da istihdam rakamlarına bakarak görebiliriz. Yıllar itibariyle, bu sektörde istihdam edilenlerin sayısı sürekli azalıyor.
Şimdi önümüzde şöyle bir tablo var. Uzun yıllar ekonominin yükünü sırtlanmış olan, Bursa ve ülke ekonomisinin gelişmesinde, Türk sanayicisinin dünya rekabetinde adını duyurmasında önemli bir işlev üstlenen tekstil ve konfeksiyon sektörü, artık eski cazibesini kaybediyor. Bu sektör hiçbir zaman gözden çıkarılmamalı. Ama üretim maliyetleri açısından sürekli olarak bir dezavantaj yaşama halinde olan tekstil sanayicisinin, direnme gücünü de doğrusu merak ediyorum. Bir öngörüde bulunmak gerekirse, tekstil ve konfeksiyon sektörü bu ülkede daha uzun yıllar binlerce ailenin geçim kaynağı olmaya devam edecektir. Sanayici açısından baktığımda, bir evrim geçirme zorunluluğu görüyorum. Ar-Ge çalışmalarına kaynak ayırma zorunluluğu görüyorum. Eğer rakiplerinin senden daha ucuz üretme avantajı varsa, sen de "farklılaşma" ve "dünya trendlerine cevap verebilme" konusunda sınırlan zorlamak zorundasın. Dünyanın en önde gelen markalarının üretim için hala Türkiye'yi tercih etmeleri noktasından hareketle; ben, Türk tekstilcisinin, bu evrim sürecini kısa süre içerisinde geçireceğini ve yeniden eski dinamizmi ile ayağa kalkmasını bekliyorum. Bursa'daki ekonomik gelişmeleri değerlendirir misiniz? Kentin ekonomisi nereye gidiyor? Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre 2005 yılında Bursa'dan 5.6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmiş, bu rakam Türkiye ihracatının yüzde 7.6'sını karşılıyor. 2006'nın sonunda da oran yüzde 8.5'e yükseldi. Kentimizden BTSO kanalıyla 2001 yılında 1.5 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracat, 2005 yılında yaklaşık 4 milyar dolara, 2006 yılının ilk 11 ayında ise geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 36.4 oranında artarak 4.9 milyar dolara yükselmiştir. Bursa'dan yapılan ihracatın ağırlıklı olarak otomotiv ana ve yan sanayi, tekstil ve konfeksiyon ile maki-na sektörlerinden yapıldığım gözlüyoruz. Yılda ortalama 2 bin 500 civarında yeni şirket faaliyete geçiyor. Son 2 yıldır, inşaat, gıda ve nakliye sektörlerine üginin arttığım, tekstile de ilginin azalan oranlarla da olsa devam ettiğini görüyoruz. En son "250 Büyük Firma" araştırmamızm sonuçlarım açıklarken de ifade ettiğimiz gibi, Bursa, artik otomotiv ana ve yan sanayiinin üssü olmuştur. Bugünden bakıldığında, rüzgarın artik tekstilden yana değil, otomotivden yana estiği gözleniyor. Kentin temel sorunları ve bunlara yönelik çözüm önerileriniz neler? Bursa'nın sorunlarına, sanayicinin daha fazla üretebilmesi, daha fazla, istihdam yaratabilmesi ve ihracat yapabilmesine olanak sağlayacak şekilde çözüm bulma şeklinde yaklaşıyoruz. Yani sanayinin önünü açacak formüller düşünüyoruz... Kente özgü olanların yanı srra, sorunların çoğu aslında, Türk sanayicisinin sorunlarıyla örtüşüyor. Yaşadığımız sıkıntıları ve önerdiğimiz çözümlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz: - Sanayileşmedeki plansızlık, çağdaş kentleşmeyi zorlaştırdığı gibi, kaçak yapılaşmaya, gecekondulaşmaya sebep olmaktadır. Kentte sanayiyi destekleyecek küçük sanayi bölgeleri/siteleri yatırımlarının yapılarak, şehir içindeki organize olmayan, özellikle küçük sanayi alanlarının organize edilerek planlamasının yapılması sağlanmalıdır. - OSB'lerde yer alan üretim tesislerinden çıkan tehlikeli atıkların (Atık çamurlar, boya çamuru, arıtma çamuru, metal çamuru, atık yağ, atık boya, vb.) bertaraf edilmesinde sorunlar ile karşılaşılmaktadır. Çünkü bu atıkların Türkiye'nin mevcut tek "tehlikeli atik yakma ve depolama tesisi" İZAYDAŞ'a (İzmit) gönderilmesi gerekmektedir. Bu da OSB'ler için ciddi bir maliyet faktörü oluşturmaktadır. OSB'ler dışında konumlanmış olan işletmelerin de arıtma tesisi kurması yönünde yerel yönetimlerin hedefler koyarak, teşvik ederek ve izleyerek yetki ve gücünü kullanması gerekmektedir. - OSB'lerde üretim yapan firmalara kesintisiz ve kaliteli içme ve kullanma suyu temini konusunda gerekli yatırımlar yapılarak destek olunmalıdır. - Sanayi bölgeleri (OSB, KSS vb) yöne timleri ile yerel yönetimin iletişimini sürekli kılacak mekanizmalar geliştirilmelidir. - Bursa'nın gelecekteki sanayi ve tarım politikası belirlenerek uzun vadeli master planlar oluşturulmalıdır. - Serbest bölgelerdeki istisnaların kaldırılması sonucu, serbest bölgelerdeki yeni yatırımlar ile ticaret hacimleri durma noktasına gelmiştir. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından kurulup işletilmekte olan Bursa Serbest Bölgesi'nde 2005 yılında 2 milyar 262 milyon dolar olan ticaret hacmi 2006nın ilk 11 ayında 1 milyar 802 milyon dolar düzeyinde kalmıştır. Diğer serbest bölgelerde de durum aynıdır. Serbest Bölgelerdeki muafiyetlere geri dönülmesini istiyoruz. - İşverenin üzerindeki yük giderek ağırlaşmaktadır. Uzun vadeli ulusal bir enerji stratejimizin olmamasından dolayı doğalgazın kesilmesiyle üretimi sekteye uğrayan imalatçılarımız, girdi fiyatlarına yapılan üstüste zamların yanı sıra yüksek işveren sigorta primi ve işsizlik sigortası primleri ve yüksek vergi oranları (özellikle KDV ve ÖTV) karşısında iyice zorlanmaktadır. - Seçilmiş illere teşvik uygulamak yerine, uluslararası rekabet için, Türk sanayicisini kendi iç pazarında zor durumda bırakmayacak şekilde, bölgesel ve sektörel ihtiyaçlar dikkate alınarak etkili bir teşvik politikası planlanmalıdır. - Bursa'nın havayolu ulaşımında Yenişehir'in verimli olması için gerekli stratejinin oluşturulması ve/veya kent içine yakın bir havalimanının daha devreye sokulması için gereken girişimlerin başlatılması gerekmektedir. 2006 yılını Bursa açısından değerlendirir misiniz? 2006 ne çok iyi ne de çok kötü oldu. Ekonomide bu yıl da "yüksek faiz-düşük kur" politikası uygulandı. İthalat özendirilip, ihracatçı cezalandırıldı. Hatırlanacağı gibi, 2006 yılının mayıs ve haziran aylarında bir dalgalanma yaşadık. Para Politikası Kurulu, faizleri haziran ayında 400 baz puan ve temmuz ayında da 25 baz puan yükseltti. Bono faizleri şimdilerde yüzde 20-22 aralığında seyrediyor. Dolar ise bu yılın başında 1.34 iken şimdi 1.42 düzeyinde. Önümüzdeki 2007 yılında iki seçimle karşı karşıya olduğumuza göre, faizlerin genel seçimler sonrasına kadar düştüğünü göremeyebiliriz. 2006 yılı enflasyonu yaklaşık yüzde 10 civarında gerçekleşecek. Bu nedenle 2007 için hedef olarak belirlenen yüzde 4'ün önümüzdeki yıl tutturulma olasılığı tartışılabilir. Ayrıca Merkez Bankası'nın, "Ancak diğer yandan kamu harcamalarındaki artiş eğilimi ve gelirler politikasının enflasyon hedefi ile tam olarak uyumlu olmaması, orta vadeli enflasyon görünümü açısından olumsuz gelişmeler olarak dikkat çekmektedir" demesi de bizim bu endişemizi destekler nitelikte. Yine petrol fiyatlarında geçmiş dönemde gözlenen artışların doğalgaz ve elektrik fiyatlarına belli bir gecikmeyle yansıması, enerji fiyatlarının enflasyona yaptığı olumsuz katkının önümüzdeki yıl da süreceğini gösteriyor. Büyük bir olasılıkla işçilik ve enerji maliyetleri 2007 yılında da reel sektör için sorun olmaya devam edecek. Özellikle nihai tüketim harcamalarının bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 10.4 düzeyinden üçüncü çeyrekte yüzde 1.3'e inmesi belki enflasyon açısından olumlu bir gelişme ama yavaşlama çok ani ve sert oldu. Önümüzdeki yıl iç talep azalmasının etkilerini dikkatle izleyeceğiz. 2006 yılı Bur-sa'da da ülkenin yaşadığı genel ekonomik gelişmelere paralel bir seyir izledi. Bursa otomotivde iyi, tekstilde olumsuz bir yıl yaşadı. Sanayide karlardaki azalma dikkati çekti. Diğer yandan, BTSO bu yılda çok sayıda etkinliğe imza attı. Ancak bunlardan bir tanesi gerçekten çok önemliydi. Bursa Valiliğinin "eğitime yüzde yüz destek" kampanyası çerçevesinde, BTSO Eğitim ve Spor Vadisinin temeli 2 Ocak 2005 tarihinde atıldı ve proje bu sonbaharda tamamlandı. Proje 8'i okul olmak üzere toplam 14 eğitim ve spor tesisini bünyesinde barındırıyor. Bizler bu büyük projeyi zamanında yetiştirmenin sevinci içindeyiz. 2007 beklentileriniz neler, ekonominin geleceği hakkında neler söyleyeceksiniz... 2007 kritik bir yıl. AB ile müzakereler 8 başlıkta askıya alındı. IMF ile ilişkiler iyi gidiyor. Önümüzdeki yıl yaşayacağımız iki seçimin elbette riskleri var. Ancak şunu da görmemiz lazım. Geçmişe göre dış piyasalarda olan gelişmeler çok daha duyarlı bir ekonomi haline geldik. Londra ve New York gibi merkezlerdeki gelişmelerden çok fazla etkileniyoruz. Bizim borsada da önemli gelişmeler, saat farkı nedeniyle saat 3'den sonra yaşanıyor. Küresel piyasalar çok önemli bir faktör. Diğer yandan bu yılın sonunda bir ölçüde gözlenen iç piyasadaki hız kesme olgusu 2007 için de önemli bir başlık olabilir. Dikkat ederseniz hiç seçimleri hesaba katmadan bazı şeyler söyledim. Siyasi olumsuzluklar ise şüphesiz bu riskleri daha da artırır. |
|
| Son Güncelleme ( Salı, 21 Ağustos 2007 ) | |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


