Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
Türk müteşebbisi Mısır'a kaçırılıyor PDF Yazdır E-posta
DERGİ - Ayın Konusu
Yazar TÜTSIS   
Çarşamba, 21 Şubat 2007
image-16aÜretimi ve ihracatı artırarak işsizliği azaltmak için çare arayan Türkiye, son bir aydır Mısır'a "Başkan'ın teşvikiyle kaçış"ı konuşuyor. Bilindiği gibi hazır giyimdler son birkaç yıldır Mısır, Çin ve Özbekistan gibi ülkelere taşınıyor, yapılan bu yatırımlar da zaman zaman eleştiri konusu oluyordu.
Ancak Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı'nın, 170'e yakın işadamını yanına alarak Mısır'a yaptığı gezi büyük tartışma yarattı. Çünkü gezi sırasında TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın bizzat ortak olduğu şirketin, Mısır'a "Türk Sanayi Bölgesi" kurarak tekstilcilere pazarlaması bardağı taşıran son damla oldu. "Türkiye'nin ihracatına Başkan eliyle yapılmış darbe" olarak nitelenen bu kaçış, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin başta olmak üzere hem işveren hem de işçi kesiminden büyük tepki aldı.
...Ve gezi başlıyor
Büyük yankı bulan "Mısır'a kaçış" gezisinin başlangıç tarihi ise hayli ilginçti. Gezi, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in 2007 ihracat hedefini 100 milyar dolar olarak açıklayıp, Oğuz Satıcı'nın ihracatçılara "Yüzücü Bakan'a 100 yakışır" diye seslenerek "100-100" diye tempo tutturduğu, TİM'in 8 Ocak'ta Ankara'da yaptığı Başkanlar Kurulu toplantısından iki gün sonra yapıldı. Gezide, ilk ziyaret edilen ise Türk yatırımlarını ülkesine çekmek isteyen Mısır Ticaret ve Sanayi Bakanı Raşid Muhammed Raşid oldu. 10 Ocak'taki ziyaret sırasında tartışma yaratan ilginç bir protokole imza atıldı. TİM Başkanı Oğuz Satıcı ile Polaris'teki ortağı Tunç Özkan'ın, Mısır'ın 6 Ekim kentinde birlikte kuracağı "Türk Sanayi Bölgesi" için iki bakanın huzurunda protokol imzalandı.
Türk müteşebbislerinin Mısır'a yönlendirilmesini amaçlayan bu imzanın ardından İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) çatısı altında faaliyet gösteren Ekoteks Tekstil ve Ekolojik Araştırma Geliştirme Merkezi de ilk yurtdışı laboratuarını Mısır'da açtı. Merkezin açılışını gerçekleştiren Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, "Önümüzdeki iki yıl içinde Türkiye'den Mısır'a 1.2 milyar dolarlık yatırımın yönelmesi söz konusu. Bu laboratuar hem Türk tekstilcileri için hem de Mısır açısından önemli bir görev üstlenecek" dedi.

Gezip arsa beğendiler
11 Ocak'ta yapılan bu açılışta, ayın gün işadamlarına Oğuz Satıcı'nın Mısırlı ortaklarıyla birlikte kuracakları "Türk Sanayi Bölgesi" de gezdirildi. Gezi sırasında Kürşad Tüzmen ayrıca Kahire'de Nasr Serbest Bölgesi'ndeki Bilteks fabrikasının açılışını yaptı. Tüzmen, burada yaptığı konuşmada Mısır'daki Türk yatırımlarının koordineli bir şekilde artmasını temenni ettiklerini kaydetti. 12 Ocak'ta tamamlanan gezinin son gününde ise Mısır'a giden yatırımlardan biri olan Taha Holding'in İskenderiye kentinde kuracağı tekstil fabrikasının temelini attı. Tüzmen, İskenderiye'nin sanayi bölgesi Burç El Arap'ta, temel atma töreninden önce düzenlenen programda hem Mısır hem de Türkiye için çok önemli bir yatırımın ilk hamlesini yapmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

MİM Başkanlığı....
Tüzmen'in,  "Türkiye için önemli bir hamle" olarak nitelediği bu göç; gidenlere göre "yatırım seferberliği", gitmeyip Türkiye'de kalanlara göre ise "vatansever sermayenin firarı"ydı!.. Ancak asıl tartışmanın odak noktasını ise çeşitli sıfatlarla "istihdam ve ihracat" konusunda en çok konuşan, siyasi karar süreçlerinde ağırlığı bulunanların bu "hızlı kaçış"m içerisinde olmaları oluşturuyordu.Bu durumu gazeteci Vahap Munyar 19 Ocak'ta Hürriyet'teki köşesine "Kürşad Tüzmen hangi ülkenin Dış Ticaret Bakanı" başlığıyla taşırken, aynı zamanda tekstil ve hazır giyim sektörünün muhalif isimlerine dayandırarak "Oğuz Satıcı, Mısır İhracatçılar Meclisi'nin (MİM) Başkanlığı'nı mı yapıyor?" sorusunu soruyordu.

49 ilde yer mi kalmadı?
Mısır'a yapılan gezinin sonuçları konusunda en yerinde tespiti ise 19 Ocak'ta Milliyet'teki köşesinde "Mısır'ı 49 teşvikli ilin başına oturttular" başlığıyla Güngör Uras yapıyordu.Yazısına "Anlaşıldığı kadarıyla Türkiye'nin yatırım, istihdam, ihracat sorunu çözüldü(!) Bundan böyle tekstilcilerimiz Mısır'ın yatırım, istihdam ve ihracatı için çalışacak, Türkiye'yi bırakarak Mısır'da yaşayacak(!)..." diye başlayan Güngör Uras, "49 ilde yer mi kalmadı?" diye sorup şunları yazdı: "İhracattan sorumlu (Türk) Devlet Bakanı'nın açıklamasına göre, 'Mısır Türk tekstil sektörünün yatırım üssü olarak belirlenmiş. Önümüzdeki 2 yılda Mısır'a bizim tekstilcilerimiz 1.2 milyar dolar yatırım yapacakmış. Bizim tekstilciler için 2 milyon metrekarelik yatırım alanı ayrılmış.' Bunları söyleyen bizim ihracattan sorumlu Devlet Bakanı'mız. Ondan iyi mi bileceğiz? Demek ki, hükümetin ilan ettiği teşvikli 49 ilde yatırım yapacak yer kalmamış.
Demek ki, bu illerde işsiz insan kalmamış. Demek ki bizim tekstil ihracatımız bize yeter hale gelmiş. Bundan sonra Mısır için çalışacağız. 1.2 milyar doları Mısır'a yatıracağız. Mısır'ın istihdam, üretim, ihracat sorununu çözeceğiz.
İyi de... Acaba bu strateji kimin stratejisi? Bu politika hükümetin politikası mı? Herhalde hükümetin politikası. Çünkü işin başında hükümetin bakanı var... Bu politika özel sektörün politikası mı? Herhalde özel sektörümüz Türkiye'den ümidi kesti. Uçak dolusu işadamını Mısır'a götürenler üretimden, ihracattan sorumlu, anlı şanlı sektör kuruluşlarının başkanları... Demek ki bizim bilmediğimiz bir şeyler oluyor..."
Yazısının devamında "Neler oluyor diyerek bilenlere sordum" diyen Güngör Uras, konfeksiyon ihracatçılarının genelde fason üretim yaptığına ve sürekli yabancı alıcıların "fiyat düşürün" baskısında kaldığına dikkat çekip, üreticinin çözüm yolu olarak da Mısır'ı gördüğünü yazdı. Uras bu durumu şu sözlerle eleştirdi:
"Yabancı müşteri temsilcilerinin baskısıyla Mısır'a gidenler, Mısır'da yatırımları teşvik edenler düşünmüyor ki, 'Biz hep fasoncu mu kalacağız? Biz hep ucuz işçiliğe dayalı olarak katma değeri düşük mal mı yapacağız?' Yabancı hakimiyetinden kurtulma arayışında zar zor kurduğumuz Ekoteks Tekstil ve Ekolojik Araştırma Merkezi'ni Mısır'a taşıyarak, Mısır'daki vasıfsız işçiyi eğiterek, Mısır'a sahip olduğumuz teknolojiyi ve birikimi aktararak Türk tekstil sanayiine kendi elimizde rakip yarattığımız gözlerden kaçıyor."

Kürşad El Tüzmen...
Aydın Ayaydın'ın yazısını 24 Ocak'ta manşetine taşıyan Sabah gazetesi ise "Kürşad El Tüzmen" başlığını kullanarak Türkiye'de istihdam sağlayan tekstil fabrikaları ve atölyelerin Mısır'a taşınmasını hedefleyen geziyi eleştirdi. Aydın Ayaydın yazısında, Mısır'da pazarlanan sanayi bölgesinin Oğuz Satıcı'mn olduğuna dikkat çekip "Satıcı'yı anlıyorum. Şirketinin malı olan serbest bölgeden yer satmaya çalışıyor.
Belki bunu da normal karşılayabilirsiniz. Sonuçta Oğuz Satıcı bir işadamı. O zaman ben de derim ki, üzerinde taşıdığı unvan TİM Başkanı. O koltukta oturduğu sürece, o koltuğun imkanları ile ortağı olduğu şirketin malını pazarlaması etik değil. Kaldı ki pazarladığı kişiler Başkanı olduğu TİM'in üyeleri" dedi.

Mecliste soru önergesi oldu
Gazete köşelerine bu şekilde taşınan ve kamuoyuna "Türk Serbest Bölgesi" ve "yatırım üssü" olarak lanse edilen Mısır'a kaçış Meclis'e taşındı. CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, konuya ilişkin sorularının Bakan Kürşad Tüzmen tarafından cevaplanması için bir soru önergesi verirken, Mısır'a giden yatırımlara sektörün tepkisi de büyük oldu.
 
image-20zNarin: İhracata Başkan eliyle darbe vuruluyor
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, işsizlik oranının yüzde 9.3, tarım dışı işsizlik oranının ise yüzde 11.9 olduğu Türkiye'de, istihdam yaratmak için yeni yatırıma ihtiyaç duyulurken, Türk müteşebbis gücünün yurtdışına yönlendirilmesini doğru bulmadıklarını söyledi. "Türkiye, istihdam yaratmak amacıyla yabana sermaye yatırımı çekmek için büyük çabalar sarf ederken, bir yandan da yerli yatırımcısını yurtdışına yönlendiriyor" diyen Narin, "Biz de Mısır'dan ucuz işçi mi ithal edelim" dedi. Narin, Mısır'daki vasıfsız işçiyi eğiterek, sahip olduğumuz teknolojiyi ve bilgi birikimini aktararak, Türk tekstil ve konfeksiyon sanayisine kendi elimizle rakip yarattığımızın gözden kaçırıldığını vurguladı. Türkiye'de istihdam ve enerji maliyetierinin yarattığı sıkıntının mazeret olarak kullanılmasını ve 'küresel rekabet' söyleminin ardına sığınarak, yurtdışına milli sermayenin kaçırılmasını eleştiren Narin, "Bir taraftan ihracat camiası ve devlet olarak 2007 yılında 100 milyar dolar ihracat hedefi koyacaksınız, diğer taraftan zaten sınırlı sayıdaki müteşebbisinizi yurtdışına çıkmaya teşvik edeceksiniz. Bu, Türkiye'nin ihracatına 'Başkan eliyle' yapılmış bir darbedir. Ülke ihracatı, ihracat camiasının başındaki kişi tarafından yok edilmeye çalışılıyor" dedi.
Kamuoyuna Türk Sanayi Bölgesi olarak lanse edilen Mısır'daki girişimi, 'küresel rekabetin gereği' olarak göstermenin de doğru olmadığını vurgulayan Halit Narin, dünya tekstil ve hazır giyim piyasasında var olan iki ülkeden Türkiye'nin "rekabette ben de varım" dediğini, Çin'in ise büyümesini sürdürmekte olduğunu söyledi. 2006 yılında Çin'in dış ticaret fazlasının yüzde 75 artarak 177.47 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Narin, "Türkiye ise Kasım 2006 itibariyle 53.2 milyar dolarlık dış ticaret açığı verdi. Kendi ülkesinin ihracatını, istihdamını, milli gelirini artırması gereken Türk müteşebbisi, Mısır'ın işsizlerine iş, yoksuluna aş sağlayıp, para kazandırmak üzere ülkeden kaçırılıyor. Türkiye'de, 49 ile verilen özel yatırım teşvikleri var. Türkiye'nin teşvikli 49 ilinde yer mi kalmadı? Zaten Mayıs 2006 itibariyle Mısır'da 17 Türk yatırımı gerçekleşmiş, fizibilite çalışması yapan ve yatırıma başlamak üzere olan firma sayısı ise 45'e ulaşmış durumda. Global pazarda, kendi elimizle kendimize rakip bir oyuncu yaratarak, Mısır'ın kalkınmasını mı sağlayacağız? Buna artık 'dur' demenin vakti geldi" şeklinde konuştu.

"Yabancı koruyor, biz elimizle gönderiyoruz"
Dünyanın hiçbir ülkesinde yerli sanayinin bu kadar korunmasız kalmadığının da altını çizen Halit Narin, sadece son bir ay içerisinde dünya kamuoyuna yansıyan iki konuya dikkat çekerek açıklamalarını şöyle sürdürdü: "İngiliz modasının simgesi olarak gösterilen Burberry'nin Çin'e taşınma karan İngiltere'yi kanşürdı. Şirketin sahipleri, Gal-ler yerel parlamentosunda açıklama yapmaya çağırıldı. İngiltere, kendi işçisini ve istihdamını koruyor. Paris Belediyesi, Şanzelize'de (Champs Elysees) yeterince tekstil mağazasının bulunduğunu gerekçe göstererek İsveçli tekstil devi H&M'ye mağaza açma izni vermedi. Fransa, kendi yatırımcısını koruyor. Biz 'küreselleşen sermaye' edebiyatı ile yatırıma en çok ihtiyacımız olan dönemde, kıt kaynağımız olan milli sermayemizi, kendi elimizle yurtdışına çıkarmaya çalışırken, dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkeleri yatırımcısını ve işgücünü korumak için var gücüyle savaşıyor. Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası olarak, son günlerde özel sektörün gündemine ısrarla sokulmaya çalışılan, 'dışa açılma girişimi' adı altında yapılan yanlışlığı ve Mısır'da bir Türk Sanayi Bölgesi kurulma çabalarını kınıyoruz."

Bektaş: Anlamakta güçlük çekiyoruz
Çankırı'nın Çerkeş ilçesinde yeni bir konfeksiyon tesisi kuran ve yine Anadolu'nun başka bir bölgesinde yatırıma hazırlanan Hey Tekstil'in sahibi ve Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı (TGSD) Aynur Bektaş, "Biz Anadolu'ya yatırım yaptık ve bundan çok memnunuz. Mısır'a yapılacak yatırımların da Anadolu'ya yapılmasını isterdik. Açıkçası Sayın Kürşad Tüzmen'in neden böyle bir girişime seferberlik ettiğini anlamakta güçlük çekiyoruz. Sektör Sayın Bakan'dan bir açıklama bekliyor" dedi.

Özbek: Bu gidişi doğru bulmuyorum
Türkiye Denim Sanayicileri Derneği (Denimder) Başkanı Nedim Özbek, Türkiye'de bu kadar büyük bir işsizlik sorunu varken Türk yatırımcısının Mısır'daki işsizliği çözmeye yönlendirilmelerini hayretle izlediklerini belirtti. Nedim Özbek, "Bu gidişi doğru bulmuyorum. Doğru bulsam, içinde olurdum. Biz hiçbir şekilde buradaki fabrikalarımızı kapatıp orada üretimi düşünmüyoruz. Çünkü bu işin para kazanmak kadar sosyal boyutu da var. Türkiye'yi ve Türkiye'deki işsizleri de düşünmek lazım" dedi. Özbek, daha önce de maliyet hesaplan ile birçok üreticinin Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelere gittiğini, o ülkelerde kurulan fabrikaların büyük bölümünün bugün varlığını sürdüremediğini söyledi.Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Başkanlar Kurulu Başkanı Ali Rıza Hasoğlu ise yaptığı açıklamada, "Tekstilcinin Mısır'a yatırımını kalıcı çözüm olarak görmüyorum. Biz AB adayı bir ülkeyiz, paniğe gerek yok. Rakibimiz Uzakdoğu değil. İtalya'da, Fransa'da tekstil bitmediyse Türkiye'de de bitmez. Emek yoğun bir sektör olan tekstilde yurtdışına çıkış, istihdam sorununu daha da derinleştirecek, bunun da ülke ekonomisine olumsuz yansımalan olacaktır" dedi.
 
Hakko: Türk işçisine güveniyorum
Güngören'deki üretim tesisini satma kararı alarak fabrikasını İstanbul Esenyurt'a taşıyacak olan Vakko Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jeff Hakko ise yaptiğı açıklamada, Vakko olarak hiçbir zaman üretim tesislerini yurtdışma taşımayı düşünmediklerini söyledi. Hakko, "Vakko Tekstil, hiçbir zaman ucuz ürün üreten bir şirket olmadı. İhtiyaç duyduğumuz kaliteli üretimi Türkiye'den rahatlıkla sağlayabiliyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin kalitesini, bu ülkenin işçileri ile sağlayabilme kapasitesine sahibiz. Türk işçisine güveniyoruz ve yaptığı kaliteli üretimin arkasındayız. Onların emeğini de her zaman için karşılayacak güçteyiz. Özbekistan ve Mısır'a giden şirketlerin kulvarlan bizden farklı. Yurtdışı üretim ancak stratejik durumlarda söz konusu olabilir. O da sınırlı olacaktır" diye konuştu.
 
Umut Oran: Mısır seferi etik değil, hesabı sorulur 
İşsizliği azaltmak için Anadolu'daki yatırımları teşvik amacıyla çıkarılan Teşvik Yasası'nın mimarlarından TOBB Türkiye Konfeksiyon ve Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı Umut Oran, işsizlik sorununu çözmesi gereken hükümetin bir bakanının ve ihracatın başındaki kişi olan Oğuz Satıcı'nın Mısır'a yatırım seferberliği düzenlemesinin etik olmadığını söyledi.
Sorularımızı yanıtlayan Umut Oran, halen Türkiye'nin işsizlik, kayıtdışı, göç, terör gibi bölgesel ve ekonomik sorunları olduğunu belirterek, "Ayrıca Türkiye bölgesinde en yüksek enerji fiyatlarına, en yüksek istihdam maliyetlerine ve vergilere sahip. Bunlar acilen çözülmesi gereken sorunlar. Bunları çözmek gerekirken bu ülkede Devlet Bakanı olan, bu ülkenin dış ticaretinden sorumlu olan, ihracatı geliştirmesi gereken bir Bakan'ın önderliğinde ve bu ülkedeki dış ticaretin başında olan ve ihracatı geliştirdiğini, artırdığını, rekorlar kırdığını söyleyen ve bu konuda da Başbakan'a daha bir ay evvel plaket veren bir TİM Başka-nı'yla beraber organize ederek yatırımcıları Mısır'a götürüp bu ülkeye yatırım yapsınlar diyorsunuz. Burada bir çelişki var" dedi.Oran, "Hükümet ve hükümeti temsil eden Devlet Bakanı ve yine dış ticaretten sorumlu İhracatçılar Birliği Başkanı hangi gerekçeyle Mısır'a yatırımı teşvik ediyorlar? Bunu açıklamaları lazım. Teşvik edebilirler, bu politik olabilir ama açıklamaları lazım" dedi.
Yatırıma ihtiyacı olan bir ülkeyi bırakıp Mısır'a gitmenin sebepleri arasında o ülkedeki cezbedici imkanlar olduğunu belirten Oran, "O zaman, sizin de iki tane kanaat önderi olarak Mısır'daki şartlan kendi ülkenizde uygulatmanız lazım. Sorunları çözmek yerine mücadele etmeyip, kalkıp da Mısır'da yatırımı teşvik etme politikası bana göre doğru değil. Bu yatırım, istihdam ve ihracat kaybı demek. Türkiye'nin bunları kaybetme lüksü yok. Türkiye bugün yatırıma, ihracata ve istihdama aç. Yapmış oldukları çalışma yanlış" diye konuştu.Bugün sektörden herhangi bir kişi veya aktif görevi olmayan eski bürokrat veya eski bir bakanın Mısır'da bu imkanları görüp, Türkiye'deki bir takım sektör temsilcilerini oraya davet edip, köprü olmasının normal karşılanabileceğini belirten Oran şunları söyledi:
"Ama bugün aktif görevli olan, Türkiye'de sorunları çözmesi gereken, çözüm üretmesi gereken bir Bakanla çözüm üretmesi gereken bir sektör Başkanı'nın bunu yapması doğru değil. Orada 2 milyon metrelik bir arazi satın alınmış. Bu arazinin sahibi olan kişi de TİM Başkanı. Bu bana göre etik olarak da doğru değil. Bizler kanaat önderleri olarak, sektöre, ülkeye, bölgelere öncülük eden insanlar olarak örnek olmalıyız. Bugün hükümeti eleştirdiğim belli konular var. Diyorum ki, hükümet din ile devlet işlerini birbirine karıştırdı... O zaman kanaat önderlerinin de ticari ilişkileriyle, sektörel veya bu tür sivil toplum örgütü ilişkilerini birbirine karıştırmaması lazım. Benim açımdan bir devlette din ile devlet işlerini karıştırmak ne kadar etik olarak yanlışsa ve ben bununla sonuna kadar mücadele edeceksem, aynı şekilde bir sektör veya bölge başkanı kendi şahsi ve ticari ilişkilerini sektör ilişkilerine karıştırıyorsa bununla da sonuna kadar mücadele ederim. Dolayısıyla bu anlamda da ben Oğuz Satıcı'nın yapmış olduğu şeyi yanlış buluyorum. Bu tecrübeye sahip, bu bilgiye sahip bir arkadaşımızın, böyle bir hassas konuda karşılığında ne kazanacaksa kazansın veya ne kaybedecekse kaybetsin asla böyle bir şeye tevessül etmemesi gerekiyordu. İşin bir de bu boyutu var. Beni arayan onlarca kişiye, 'bir sektör başkanı bunu nasıl yapabilir'i açıklayamıyorum. Burada şu denebilir: Kimse cesaret edemedi, ben cesaret ettim, ben böyle yatırım yaptım... Değil!.. Bunun arkasında rant koktu. Biz ülke olarak bundan dolayı zaten demokrasiyi çalıştıramıyoruz."
Oran, sözlerini şöyle tamamladı: "Hükümette etkili ve hakikaten belli bir stratejisi olan başarılı bir Bakan'ın da buna alet olmaması lazımdı. Bugün Türkiye'deki her türlü yatırımcı, her türlü sanayici, her türlü ihracatçı istediği yere gidebilir, ben bunları suçlayamam. Ama Türkiye'de bu sorunları çözmesi gereken birinci derecede makamlar, seçilenler, kanaat önderleri bunları organize edemezler. Bunları organize ederlerse hesap sorulur onlara, yani bu hesap sorulacaktır onlara. Bu organizasyon hoş değil, etik değil, doğru değil. Siz eğer Polaris'in yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu üyesiyseniz, kendi cebinizi doldurmak için istediğinizi yapın. Ama siz eğer bir sektörün, bir kurumun başkanıysanız böyle bir şey yapamazsınız. Yaparsamz hesabı sorulur." 
 

SENDİKA BAŞKANLARI DA TEPKİLİ:

Polat: İçimizdeki Çinliler Mısır'a taşınıyorlar
Türkiye Tekstil, Örme ve Gi yim Sanayi İşçileri Sendikası (TEKSİF) Genel Başkanı Zeki Polat, Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün Mısır'a taşınacağı iddialarıyla ilgili olarak, "Bu, Türk ekonomisine darbe, işçi emeğine ihanettir" dedi. Polat, yaptığı açıklamada "İnsanımız işsizlikle kıvranırken, Mısır'da 2 milyon metre karelik Türk Sanayi Bölgesi kuranlara müşteri bulmaya çalışan Bakan, çoğu hazır gi-yimci 170 işadamını toplayarak tıpkı bir emek komisyoncusu gibi Mısır'a götürmüş, 'Ben Türkiye'yi pazarlıyorum' diyen Başbakan'ın adeta bir çırağı gibi hareket etmiştir. İşin en can alıcı noktası ise bu serbest bölgenin TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın olmasıdır" dedi. Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Genel Başkanı Halit Narin'in, "Bu heyettekilerin başı ve çoğu sanayici değil, tüccar" tespitini yerinde bulan Polat, "Hükümet adına o koltukta oturan Sayın Bakan'ın Türkiye'deki istihdamı engelleyen pahalı enerji, fazla SSK primi, vergi ve bürokrasi gibi konulara çare yaratacağı yerde, göz bebeği sektörümüzü yabancı ülkelere peşkeş çekme çabaları ekonomik ve sosyal bir cinayettir" diye konuştu. Polat, hükümetin Mısır'daki gibi bir teşvik ortamı yaratmadığını savunarak, 49 ile verilen teşvikle üretimin Mısır ile hemen hemen aynı maliyette olduğunu ifade etti. Polat, "Mısır tezgahının, bazı yatırımcıların daha çok para kazanması için kurulduğunu" öne sürdü. Zeki Polat söz konusu girişimleri, "İçimizdeki Çinliler Mısır'a taşınıyor" sözleriyle eleştirdi.

Kılıç: Yurtdışına taşınma anlaşılır gibi değil
Türk-İş Başkanı Salih Kılıç, "Yerli sermayenin, dış ticaretten sorumlu bir bakan teşvikiyle yurtdışına yönlendirilmesi anlaşılabilir değildir" dedi. Yaptığı açıklamada Türk hazır giyim sanayinin Mısır'a taşınması girişimleri konusunu değerlendiren Kılıç, "Türk sanayicisi ulusal çıkarlarımız etrafında birleşmelidir" çağrısı yaptı. Yatırım yapılması için 49 ilde teşvik uygulamasının devam ettiğine işaret eden Kılıç,   Başbakan Erdoğan'ın 'Türkiye'yi yabancı sermaye çekim merkezi' yapılacağı yönündeki söylemlerine karşın, yurtiçinde yeni yatırım yapmayan yerli sermayenin yurtdışına çıkma çabalarının yurtseverlik duygusuyla bağdaştırmanın mümkün olmadığını belirtti. Kılıç açıklamasında, "Türk-İş, çalışma hayatına katılmak için iş arayan genç işsizler, işten atılmış ve iş arayan işsizler ve son dört yıldır insan üstü bir çaba göstererek verimlilik rekorları kıran ve ülkeyi büyüten çalışan işçiler adına yurtdışına giden yerli sermaye sahiplerini ve onları bu yönde teşvik eden siyasileri kınamaktadır" ifadelerine yer verdi. "Herkes, hayat bulup yaşadığı bu ülkeye, bu ülkenin ekonomisine borçludur" diyen Kılıç, Türk sanayicisinin bu borcunu ödemek ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmek için yatırımlarını artırmak, yatırımcı yabancı sermayeyi ülkeye çekmek ve işsizleri çalışan haline getirmek için elinden geleni yapmak zorunda olduğunu ifade etti. Kılıç, yaşanan küresel rekabete karşı koyabilmenin yolunun, "Küresel rüzgarlar içinde savrulmak değil, sıkılmış bir yumruk gibi ulusal çıkarlar etrafında birleşmek" olduğunu kaydetti.

Uslu: Bu girişim ülkeye yapılmış en büyük haksızlık
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, Türkiye'deki yatırım şartlarının Mısır'dan iyi olduğunu belirterek, "Böyle bir girişim Türk tekstil sektörüne ve ülke ekonomisine yapılmış en büyük haksızlık olacaktır" dedi. Yazılı bir açıklama yapan Uslu, tekstil sektöründe bazı yatırımların Mısır'a kaydırılmasının, hükümetin istihdamı ve ihracatı artırma ile yatırım ortamını iyileştirme politikalarıyla çeliştiğini kaydetti. Uslu, "Türkiye'de yatırım ve girişimin önünde bazı engeller var" denilerek, yatırımın Mısır'a ya da başka bir ülkeye kaydırılması teşvikinin kaybının büyük olacağını bildirdi. Türkiye'de yatırım şartlarının Mısır'dan daha iyi olduğuna dikkati çeken Uslu, "Bugün Türkiye'de her türlü yatırım için uygun şartlar mevcuttur" dedi. Yabancı sermayenin de bu gelişmelerin farkında olduğunu ve Türkiye'yi yatırım ülkesi ilan ettiğini hatırlatan Uslu, "Bu nedenle tekstil sektöründe devlet bakanı eliyle yapılan arayışları kaygı ve tepkiyle izliyoruz. Kayıtdışı çalışma ve çalıştırma alışkanlığı olan bazı işverenlerimizin, kayıtdışılık çemberi kırılmaya başlanınca, bu faaliyetlerini başka bir ülkede gerçekleştirmek üzere arayışa girmişlerdir. Sayın Bakan bu kayıtdışılık arayışına öncülük yapmaktadır" dedi.
 

Satıcı savunmada: İşadamıyım, misyonum bir takım işlerde örnek olmak

Mısır'a kurduğu sanayi bölgesi nedeniyle büyük tepki toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı ise Türk özel girişimcilerin Mısır'da yatırım bölgesi kurmasının Türkiye'nin geleceği için çok parlak adımlar olduğunu söyledi. Satıcı, yaptığı açıklamada "Türkiye'nin yatırımları yurtdışına kaçıyor diye algılanmamalı, aksine bundan Türkiye'nin büyük bir memnuniyet duyması lazım ki, dışarıdaki bu fırsatları Türk yatırımcıları değerlendiriyor" dedi. Mısır'da yapılacak yatırımlarla gümrük duvarlarının aşılacağını anlatan Satıcı, böylece Türkiye'nin ihracatında artış olacağını savundu. Satıcı, "Ayrıca bunun hammaddesi Türkiye'den gidecek. Üretim merkezleri orada da olsa, bunun kar merkezleri Türkiye'de olacak" dedi.

image-18a Satıcı, Mısır'da kuracakları organize sanayi bölgesine, her sektörden çok fazla yatırım talebi geldiğini de bildirdi. Satıcı, şöyle konuştu: "Ben bir işadamıyım. Benim misyonum bir takım işlerde örnek olmak. Benim dışımdaki arkadaşlarıma da bu önerileri yapıyoruz. Önerdiğimiz arkadaşlarımız bu riski almadı, biz aldık. Henüz tapuyu da almadık. Sadece iki ülke arasındaki protokolü imzaladık. Mısır, Avrupa Birliği, ABD ve Arap Birliği ülkelerine serbest mal satabiliyor. Ucuz enerji, ucuz istihdam ve daha iyi ulaşım imkânları var. Türk ihracatçıları adına bir bölgesel güç sağlamak istiyoruz. Orası üretim, Türkiye de pazarlama merkezi olacak. Üst ve orta kademe elemanları buradan gidecek. Oradan sadece vasıfsız işçiler alınacak."
 

Tüzmen: Eleştiriler beni yıldırmaz

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, "Türk tekstil sektörünün Mısır'a taşınarak Türkiye'de önemli bir istihdam açığı yaratılacağı" yönündeki eleştirilerin haksızlık olduğunu söyledi. Tüzmen, yurtdışındaki Türk yatırımlarının büyük önem taşıdığını belirterek, "Türkiye'nin rekabet gücünü artıracak her projeye sonuna kadar destek veririm" dedi. Türk işadamlarının yurtdışında yatırım yapmasının ülkeye zarar değil fayda getireceğini dile getiren Tüzmen, "Kendini Türkiye'nin dış ticaretinin geliştirilmesine adamış bir insanı, bu tür eleştiriler yıldıramaz. Ben çok eleştiri aldım ama bugüne kadar hep ne yaptığımı bilerek hareket ettim. Her türlü yatırımın, küçük büyük demeden arkasında oldum. Ben Mısır'a 200 işadamıyla gittim. Bu işadamlarımız orada Mısır iş çevreleriyle bine yakın görüşme yaptılar. Mısır gerek ucuz iş gücü maliyeti gerekse ABD ve 18 Arap ülkesiyle olan serbest ticaret anlaşmaları ile yatırım için son derece uygun bir ülke. İşadamlarımız bunu niye değerlendirmesinler? Biz tabii ki bu imkanları sonuna kadar zorlayacağız. Kaldı ki, siz yapmazsanız, gelir yatırımı başkası yapar. Bu, bu kadar basit" dedi.
Tüzmen, Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün bu yıl 21 milyar dolar ihracat yaptığını, buna rağmen elinde atıl kapasiteler bulunduğunu hatırlatarak, "Balonun uçma prensibi ağırlık atmaktır. Başka türlü yükselemezsiniz. Türkiye'deki atıl kapasitenin yurtdışında yatırıma dönüşmesi ekonomimize önemli katkılar getirir" diye konuştu. Mısır'da tekstil sektörü ile ilgili yapılması planlanan yatırım projesinin başında TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın bulunmasının da eleştirilere konu olduğunu vurgulayan Tüzmen, "Benim için ismi değil, Türk işadamı olması önemlidir. TİM Başkanı da bir işadamıdır ve orada yapılan yatırım bir Türk yatırımıdır. Hangi işadamımız yaparsa yapsın ben onun arkasında olurum"' dedi. Tüzmen "Türkiye'nin rekabet gücünü artıracak her projeye sonuna kadar destek veririm. Biz iş adamlarımızı yurtdışındaki yatırımlarını doğru zamanda doğru yerde yapmaları konusunda yönlendirmeye çalışıyoruz" diye konuştu.
 

Mısır'a kimler gitti?

Yurtdışına giden Türk firmalarının tercihi genellikle Ortadoğu, Orta Asya ve Çin olarak ön plana çıkıyor. Tartışma konusu olan Mısır'da ise Mayıs 2006 itibariyle 17 Türk yatırımı gerçekleşmiş, fizibilite çalışması yapan ve yatırıma başlamak üzere olan firma sayısı ise 45'e ulaşmış durumda. Halen Mısır'la ilgilenen Türk şirketi sayısı ise 60'ı buluyor. Aralarında LCVV'yi üreten Taha Grup'un yanı sıra Aksa, Akel, Evyap, Abalıoğlu, Hilteks Mısır'a yatırımı tercih etti. Nergis Holding'in amiral gemisi Yeşim Tekstil de üretiminin bir bölümünü Mısır'a kaydırdı. Şahinler Holding bünyesindeki tekstil ve hazır giyim firmaları ise Ürdün, Bulgaristan, Çin, Mısır ve Hindistan'da faaliyet gösteriyor. Özbekistan'a gidenler arasında ise Acar Tekstil, Alkım Tekstil bulunuyor. Ürdün'deki nitelikli sanayi bölgesine giden iki yatırımcıdan biri olan Atateks'in ise bölgede 3 milyon dolar değerinde bir yatırımı var. Ayrıca Ultaş Entegre Tekstil, Baha Tekstil, Bursel Tekstil yatırımlarını Bulgaristan'a kaydırırken, Bigser Tekstil, Serko Tekstil ve Serfil Tekstil ise fabrikalarını Bulgaristan ve Rusya'ya taşıdı. Korhan Tekstil ise Çin'e gitmeyi tercih etti. Ancak son yıllarda Bulgaristan ve Romanya'ya giden yatırımların bazıları geri döndü. Fabrikasını bu bölgelere taşıyıp geri dönen isimlerden biri de bilindiği gibi Fikret Mısırlıydı. Önce Bulgaristan ve Gürcistan'a daha sonra da Pakistan'a yatırım yapan Fikret Mısırlı, Mısır'da yapmayı düşündüğü yatırımından vazgeçmişti. Yurtdışına kaçışın kalıcı bir çözüm olmadığını savunan İzmirli işadamı Mısırlı, "Vietnem'a, Mısır'a kaçışın sonu yok. Dışarda şansımızı yaratmaktan ziyade içerdeki imkanlarımızı hükümetle, sektör temsilcileriyle el ele vererek zorlayıp uygun ortamı yaratmalıyız" açıklaması yapmıştı. 
Son Güncelleme ( Perşembe, 22 Şubat 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >