| Avrupa "Akdeniz" konusunda samimi mi? |
|
|
|
| DERGİ - AB Penceresinden | |
| Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri | |
| Çarşamba, 14 Mart 2007 | |
Brüksel'de 1-2 Şubat tarihlerinde katıldığımız Avrupa-Akdeniz Sanayii İşbirliği Çalışma Grubu toplantısındaki gözlemlerimizi paylaşarak Avrupa'nın komşular politikasına bir ışık tutmak isteriz.
Bir yanda özel sektörün tanımını anlamaya çalışan Arnavutluk'tan Makedonya'ya, bir yandan ABD ile yenilerde serbest ticaret anlaşması imzalamış Fas'a, diğer yandan bambaşka sorunlarla boğuşan Filistin'e kadar tüm bu ülkeleri bir araya getirip, öncelikleri tayin etmek ne kadar gerçekçi ise bunların eylem planını somutlaştırmak da o derece zor oluyor tabii.
Bu toplantıda, Avrupa'nın iddialı hedefleri, Akdeniz ülkelerinin hevesine rağmen icraatta işbirliği yönünde atılamayan adımların hüsran yarattığı bir kez daha örneklenmiştir adeta.
Aklımıza gelen ya Avrupa tarafından kaynaklara göre hedefler aşırı yüksek konmuş ya da işbirliği konusunda Avrupa tarafından ciddi bir samimiyetsizlik sürdürülüyor olmuştur.
Avrupa 'komşuluk politikası' içerisinde sulandırılmış bir Akdeniz ilişkisi:
Avrupa'nın Akdeniz ülkeleri ile gerçekten bir sıkı işbirliğine ihtiyaa var; bu da zaten konan hedeflere tekrar göz gezdirince ortaya çıkıyor. Avrupa-Akdeniz bölgesinde barış ve huzur için ekonomik işbirliği ve serbest ticaret bölgesi oluşturulmasının bir ön şart olduğuna değiniliyor. 2010'da tesis edilecek bir serbest ticaret alanı için de iş ortamını iyileştirmek ve sanayi mallarının serbest dolaşımını sağlamak gerekmektedir. AB tarafı, 2004 Ekim ayında Caserta'da onaylanan 2005-2006 sanayi işbirliği programının sonuçlarını bu açıdan başarılı olarak nitelese de, Brüksel'deki ilgili toplantıya katılan ülke temsilcilerinin yorumlan ortak çalışmaların ve programların pek de tatminkar olmadığını ortaya koymaktadır. 2007-2008 çalışma programı da bu geçmiş deneyimden yola çıkacağından hafif bir topallama ile başlayacağı anlaşılmaktadır. Önümüzdeki iki yılın temelde yatırımların tanıtımı, mevzuatın, pazar açılımı açısından yakınlaştırılması, yenilikçilik ve girişimciliğin desteklenmesine odaklanması planlanıyor. Ama nasıl? Şüphesiz Caserta' da lanse edilen şirketler için Avrupa-Akdeniz Antlaşması, Akdeniz ülkelerinde şirket politikalarının ve özel sektörün geliştirilmesi için gerekli reformlar açısından önemli olmuştur. Ancak 2007-2008 programı çerçevesinde partner ülkelerin bu anlaşmayı daha fazla uygulamaya sokmaları istenirken onlar da haklı olarak "hangi yöntemlerle?" sorusunu soruyorlar. AB'den ve Akdeniz ülkelerinden deneyimlerin paylaşımı, bilgi ve know-how transferi bazı araçlar gerektirmektedir haliyle. Yatırımları destekleme ve kaynaklara erişimi kolaylaştırma yönünde adım atılacağı gibi iyi niyetli açıklamaların artık Akdeniz ülkelerine yetmediği ise anlaşılmaktadır. Bu alanda, Avrupa'nın üzerinde önemle durduğu konu sanayi mallarına uygulanan mevzuatın en azından AB ile uyumlu sektörlerde gerçekleştirilmesidir. Hatta AB ile uyumlu olmayan sektörlerde dahi ticaretin kolaylaştırılması için faaliyetler planlanmaktadır. Yenilikçilik alanında ise Akdeniz'de partner ülkelerin AB'nin faaliyetlerine katılıma çağrılması hedefi ise, aradaki teknoloji ve sanayileşme düzeyleri farklılıkları düşünüldüğünde oldukça sanal bir çağrışım yapmaktadır. Tüm bu faaliyet ve hedefler arasında koordinasyonu sağlama görevi de tabiatıyla AB Komisyonu'na düşmektedir. Tüm bu Avrupa-Akdeniz işbirliğini aslında Avrupa Komşuluk Politikası zemininde toplama çabası barizdir. Komşuluk politikasındaki ikili eylem planlarının bölgesel ve sınır ötesi işbirliği ile güçlendirilmesi düşünülmektedir.
Şirketler için Avrupa-Akdeniz Antlaşması hayata geçer mi?
Özel sektörü, "Avrupa" anlamında geliştirme çabası açık ve net, ancak Akdeniz denildiğinde öylesine farklı ülkeler bir araya getirilmeye çalışılıyor ki bu girişimin nasıl gerçekleşeceği belli olamıyor. Seslerin en çok yükseldiği tartışmalar da tabii finansman konusunda oluyor... 2004 yılında olumlu bir işe başlamış olmanın heyecan ve umudunu, "Para yoksa hiç bir proje yok" yaklaşımı almaya başlamış 2007 başında... Şirketler için Avrupa-Akdeniz Ant-laşması'nın görünürlülük kazanması için düzenlenmesi düşünülen konferans ve toplantıların bile finansmanı halen sorun halindedir. Tüm bunların AB tarafından olası finansmanının "Avrupa İkili Komşuluk ve Partnerlik Araçları"ndan yapılması önerilmektedir. Bu antlaşmanın uygulamaya geçirilmesi ve sonuçlan hakkında hesap verilebilmesi için 2 yıl gibi bir süre ön görülmüş. Sadece kaydedilen aşamaların hesabına değil, bölge ve Avrupa çapında deneyimlerin paylaşımına da yer verilmesi düşünülmüştür. Bu bağlamda her ülke iki yıl sonra bir ulusal rapor hazırlayacak, bunların sonucunda da AB Komisyonu bölgesel bir rapor sunabilecektir. Ancak finansman konusuna gelindiğinde hiç bir ek maliyete tahammül olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Sanayi malları ticareti kolaylaştırılabilir mi?
Burada bugün Lübnan ve Filistin gibi ülkelerin de bulunduğu bir bölgede konan iddiaların geçerliliği tartışılır; ancak bu büyük hedefler gerisinde tabii Avrupa'nın yürütmeye çalıştığı taktik en azmdan bir miktar da olsa teknik mevzuat, normlar ve uygunluklar konusunda AB ile uyumluluğa bir adım atmaktır. Bu bağlamda, kısa vadede mevzuat toplama ve bir araya getirme çabası görülmektedir. Tüm Akdeniz ülkeleri, ilgili mevzuatlarını Komisyon'a ileteceklerdir. Uzman ziyaretleri, AB tarafından kullanılacak akıla bir eylem olarak görülmektedir. İlgili müktesebata uyum ve gerekli altyapıyı ortaya koymak için gerekli bilgi ve yardım bu uzman ziyaretlerinde aktarılacaktır. Normalizasyon çalışması, AB normali zasyonuna uyumu getir diğinden Komisyon finansal yardım olanaklarını araştırmaktadır. Komisyon, Akdeniz ülkelerinin Avrupa akreditasyon faaliyetlerine katılımının çoğalmasını arzu etmektedir. Pazar denetlemesi mekanizmasına uyum, aslında AB RAPEX sistemine adaptasyon açısından atılan önemli bir adım olarak ortaya çıkmaktadır. Komisyon, Akdeniz ülkelerini RAPEX (gıda dışı ürünlerde erken uyan sistemi) sistemine dahil etmenin yollarını araştırmaktadır.
Akdeniz ülkelerinde, gümrüklerde kontrollerin piyasa denetleme meka-nizmalan ile uyumlu olması gözlemlenecektir.
Tekstil ve hazır giyimde Uzakdoğu mu? Akdeniz mi? Ekonomideki ağırlığı nedeniyle, tekstil sektörü bu Avrupa-Akdeniz diyalogunda ön saflarda yer almıştır. Komisyon, 2003 yılı açıklamasında Avrupa-Akdeniz bölgesinde tekstil ve hazır giyim bölgesinin oluşması ve sektörde diyagonal menşe kümülasyonu gerçekleşmesi yönündeki girişimini açıklamıştır. Ve 2004 yılında Caserta'da AB Komisyonu tarafından, girişimler ve sanayide işbirliği konusunda bir platform oluşturulmuştur; amaç özellikle kotaların kalkacağı 2005 öncesi tekstil ve hazır giyimin rekabetliliğini arttırma yönünde adımları atmaktır. Zira mevcutta Akdeniz ülkelerinin sektörde Avrupa ile ilişkisi "Akdeniz'de konfeksiyon ve Avrupa'nın taşeronluğu" modeline bağlıdır. Bugün küresel tedarik modeli küresel bir rekabetçi fiyat ve küresel vizyona bağlı olduğundan bu model güncelliğini kaybetmiştir. Oysa Akdeniz ülkeleri, Çin ve diğer Uzakdoğu ülkelerine göre 10 günden kısa bir süreçte tedarikleme olanağı açısından önemli bir rekabetliliğe sahiptir.
Tekstil ve konfeksiyonda Avrupa-Akdeniz diyalogu çalışma gruplarının 2004 yılında oluşturulduğunu burada bir kez hatırlatmak faydalı olacaktır.
"Rekabetlilik, sanayii işbirliği, eğitim ve mesleki eğitim, teknolojik Ar-Ge, yenilikçilik ve teknoloji transferi" gibi konularda çalışma grupları ve eş başkanlıkları, ülkelerin sorumluluklarına verilmiştir. "Rekabetlilik"te eşbaşkanlığın Lübnan ve İtalya'da olduğu, "sanayii işbirliği'nde Fas ve Fransa'da olduğu, "teknolojik Ar-Ge"de Mısır ve Portekiz'de olduğu, "yenilikçilik"te Tunus ve İspanya'da olduğu çalışma gruplarından "eğitim ve meslek eğitimi" konusunda Türkiye, Tunus ile eş başkandır. Birbirinden farklı konularda oluşturulan çalışma gruplarının ortak yıllık değerlendirme raporu da Temmuz 2006'da sonuçlandırılmışta. Türkiye'nin eş başkan olduğu Eğitim ve Meslek Eğitimi Çalışma Grubu'nda, ulusal ve yerelden ziyade, bölgesel ihtiyaç ve ortak çıkarların tespiti cihetine gidilmiştir. Ulusal bazda örnek başarı hikayelerinin de deneyim olarak ortaya çıkarılması kararlaştırılmıştır. Bölgede tekstil ve hazır giyimde mevcut durum tespiti, gelecek için bir yol haritasının bazını oluşturacakta varsayımından hareket edilmiştir. Bu bağlamda, işçiler kadar, girişimcilerin de eğitimi, işletme teknikleri ve pazar bilgileri açısından önemli görülmüştür. • Bu nedenle eylem planının başına Avrupa-Akdeniz bölgesinde ihtiyaçları saptamaya yarayan bir anket düzenlenmesine, • İşçilerin sektörde eğitimine dair işbirliği projelerine ve örnek uygulamalara dair bilgi alışverişine, • Europa internet sayfası kanalı ile bu proje bilgilerinin yaygınlaştırılmasına, • Uzman kadroları da içeren bir veri tabanının oluşacağı bir ağ platformunun oluşturulmasına, • İşverenin, işçilerin eğitimi konusunda duyarlılıklarının artırılmasına, • Eğitici ve araştırma konularının paylaşımına,
• Ortak projeler geliştirilmesi ve eğiticilerin ihtiyaçlarının belirlenmesi için fikir geliştirmesine karar verilmiştir.Tekstil ve hazır giyimin geleceği üzerine diyalog konusunda başlatılanlara devam etme yolu seçilmişe benziyor. İki ayrı seviyede sürdürülmesi planlanan eylemlerin içeriğinden henüz "iyi niyetler" dizisinden pek de öteye geçilemediği anlaşılmaktadır.
Zira, stratejik seviyede siyasilerin bir araya gelmeye ve tekstil ve hazır giyimin önündeki engelleri nasıl aşacağını incelemeye devam etmesine karar verilmiştir.
Eylem seviyesinde ise şirketlerin ve arkalarındaki kurumların ortak çıkarlar konusunda deneyimlerini paylaşmaya ve Avrupa komşuluk politikasından faydalanarak somut projeler tanımlamaya çalışmaya devam etmesine karar verilmiştir. Öyle anlaşılmaktadır ki 2007, Komisyon'un uzmanlarla toplanmaya devam etmesi, konferanslar düzenlenmesi ve AB-Akdeniz üyelerini bir araya getirecek çalıştaylar çabalarının ötesine gidemeyecektir... Ama 2008'de kotalar tamamen kalktığında ne olacaktır? Akdeniz ülkelerinde tekstil ve hazır giyimin geleceği ve çıkarları nasıl korunacaktır? Sonuç olarak: Artık bölgede yeni bir ABD baskısının ve varlığının ortaya çıktığı Akdeniz'de, Avrupa gerçekten ABD'ye karşı güç dengesini kaybetmemeye çalışmaktadır. Bunu, sadece Akdeniz ile de kısıtlı tutmaması gerekliliğini gördüğü için de "Komşuluk Politikası" içerisine oturtmaktadır. Sanayide işbirliği, ticaret ve yatırımlarda yakınlaşmadan geçmektedir öncelikle. Bu konularda AB kendi varlığım normlar, standartlar ve mevzuat uyumu ile sürdürme çabasmdadır. Ancak bu iddialı hedefe yaklaşmanın maliyeti büyüktür, finansmanı da o ölçüde güçtür. Avrupa, bu alanda "en az maliyetle Akdeniz'i nasıl kendime demirli tutmaya devam ederimin" arayışındadır... Akdeniz ülkeleri somut adımlar, somut projeler ve bunların arkasında finansman beklemektedirler... Oysa, Avrupa bu konuyu öteleme, yavaştan alma çabasındadır. Ayrıca tekstil gibi sektörlerde Akdeniz değil de öncelikle AB ülkelerinin ortak çıkar ve önceliklerinden yola çıkıldığından samimiyet de sorgulanmaktadır. |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 14 Mart 2007 ) | |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Brüksel'de 1-2 Şubat tarihlerinde katıldığımız Avrupa-Akdeniz Sanayii İşbirliği Çalışma Grubu toplantısındaki gözlemlerimizi paylaşarak Avrupa'nın komşular politikasına bir ışık tutmak isteriz.