Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
Kümelenme modelinde yeni hedef Türkiye PDF Yazdır E-posta
DERGİ - Söyleşi
Yazar TÜTSIS   
Perşembe, 15 Mart 2007
image-21aTOBB Türkiye Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı Umut Oran ile tanıştığımız yıllarda profesyonel iş hayatını henüz noktalamış ve bir işadamı olarak çetin ekonomi çarkının içerisine yeni adım atmış genç bir müteşebbisti. Kısa süre zarfında 'sanayici' kimliğiyle sırasıyla Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkan Yardımcılığı, TGSD Başkanlığı görevini üstlendi. Türk giyim sanayinin başkanlığı da Oran'a dar geldi ve ilk kez Hasan Arat ile tanıştığımız International Apparel Federation'da (IAF), ikinci kez Başkanlık koltuğuna oturan Türk işadamı olmayı başardı. Oran, şimdi de TOBB'da sektörü için görev yapmayı sürdürüyor. Hızlı ve yükselişle geçen kariyerinde, Umut Oran'ın iş hayatında değişmeyentek yönü var: Anadolu'ya yatırım sevdası...
Umut Oran'ı tanıdığım günlerde savunduğu 'Türkiye'nin kalkınması için tek yol Anadolu'ya yatırımdan geçer' söylemi, boş bir slogan olarak kalmadı. Önce, firması için fabrika yatınmını Bolu'da yaptı. Ardından TGSD'nin 1996 yılında başladığı Anadolu seferberliğini, kendi Başkanlığı döneminde 'Yerinde iş ve aş' projesine dönüştürerek Türkiye'yi adım adım dolaştı, müteşebbisleri yerel yönetimler ve halkla buluşturdu. Başkanlık görevinin adından ise Adıyaman'da tekstil ve konfeksiyon sektöründe kümelenme projesini gündeme aldı. Kısa sürede başarıya oluşan projenin ardından, 3-4 ay önce Bolu'da da turizm sektörü için kümelenme projesinin düğmesine basılmasına ön ayak oldu. 
TOBB Türkiye Hazır Giyim Sanayi Meclisi'nin başında olan Umut Oran'ın şimdiki hedefi ise Türkiye genelinde tekstil ve hazır giyim sektörlerinde kümelenme projesini hayata geçirmek. Sektör Meclisi olarak veri tabanı, 10 yıllık stratejik eylem planı, kümelenme analizi, yurtdışındaki rakiplerle kıyaslama analizi ve yatırımı yönlendirme merkezinden oluşan 5 aşamalı bir planı uygulamaya koyan Oran, tekstil ve hazır giyim sektörü için 7 bölge oluşturulmasını hedefliyor.
Geleceğini arayan tekstil ve konfeksiyon sektörünün bir anda gündemine düşen 'kümelenme projesi nedir, vak'a çalışması olarak Adıyaman'da neler oldu, Türkiye genelinde nasıl bir uyguluma yapmayı düşünüyorlar' sorularını, sizler için Oran'a yönelttik. İşte cevapları...

İlk önce sektöre bir bakalım isterseniz... Yıllarca Uzakdoğu tehlikesi dedik. .. 2005 yılında kotalar kalktı. Ülkeler tedrici uygulamalarını sürdürdü. Çin'in, 2006 yılındaki dış ticaret fazlası yüzde 75 oranında arttı. Biz de ise dış ticaret açığı giderek büyüyor. Şimdi, 2008 yılında tedrici olarak uygulanan kotalar da kaldırılacak. 2008 için sizin beklentiniz nedir? Gerçekten kotasız bir dünyaya geçebilecek miyiz, yoksa bir erteleme daha bekliyor musunuz?
ORAN - 2008'i Türkiye'de öngörebilmek çok kolay değil. Önümüzde 2007 var. Bu güne kadar 5 hükümetle çalıştım. Mevcut hükümet de benim yakından çalıştığım bir hükümet. Türkiye'nin hükümet nezdinde dünya ticaretine nasıl baktığını şöyle değerlendiriyorum: Bir çok defa DTÖ toplantısına katıldım. Geçen yıl yapılan DTÖ toplantısına, Türkiye Cumhuriyeti tek bakanla katıldı. Sayın Başbakan, aynı tarihlerde önemli mevkilerdeki bakanlarıyla Avustralya'ya hiçbir gerekçesi olmayan bir ziyarete gittiler. Ben, hükümetin DTÖ'ya bakışını böyle görüyorum. Sadece Sayın Tüzmen'in olaylara bakışı yeterli değil. Yani, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin ajandasında, 2008'e ve dünya ticaretindeki gelişmelere yer yok. Bu hükümetle 2008'de sektör ne yapar? Hiçbir cevap veremiyorum, çünkü bu hükümet günlük yaşıyor ve hükümetin gündemi ve öncelikleri Türkiye'den ve Türk halkından farklı. Onun için ben 2008 ile ilgili bir şey görmüyorum. Zaten 2007 yılında seçim olacağı için benim nezdimde bu hükümetin misyonu bitmiştir. İçinde AKP olsun ya da olmasın, yeni bir hükümet gelecektir ve bu Türkiye için şarttır. Yeni bir hükümet, yeni bakanlar, yeni bir programa ihtiyaç vardır.
Peki, önce bir Cumhurbaşkanlığı, ardından da genel seçimler var. Sessiz bir beklenti var. Sizce bu iki seçimin etkileri bir kaosa dönüşür mü?
ORAN - Türkiye'de siyasetin ve iktidarın öncelikleri, Türk halkının ve toplumun önceliklerinden ve gündeminden farklı. Erken gündeme gelen Cumhurbaşkanlığı seçimleri zaten kaosu yarattı. Burada ulusal düşünülmüyor.
Son yıllarda üzerinde çalıştığınız kümelenme modeline gelelim... Adıyaman'da başladınız ve olumlu sonuçlar aldınız. Kümelenme modeli nedir, bu konuda sizi çalışmaya iten neydi?
ORAN - Sizinle 10 yıldan fazla bir zamandır görüşlerimizi, projelerimizi paylaştık, Türkiye'nin neredeyse yansından fazlasını da birlikte gezdik. Türkiye'nin çok sorunu var. Yüzölçümü büyük, yüksek nüfusu var, bu nüfusun içerisinde çok fazla genç var ve bu nüfusun içerisinde vasıfsız, niteliksiz, eğitimsiz işgücü var. 1996'da TGSD'nin Anadolu projesi başladı. Ben de dönemimde yerinde iş ve aş projesini ortaya koydum. Hep ülkenin batısına doğru bir ağırlık artişı var. Bir geminin dengesini düşünürseniz, aslında bu batıyorsunuz demektir. Sosyo-ekonomik olarak baktığınız zaman, borç stokuyla, cari açığıyla, dış ticaret açığıyla, işsizlik oranıyla, ka-yıtdışılık oranıyla, göçle, bölgesel farklılıkla, sosyal patlamayla, suç oranlarındaki artişla, çek senet protestosunun artışıyla Türkiye çok kötüye gidiyor. Türkiye'deki sorunları tek bir formülle çözemezsiniz. Teşvik Yasası, hakikaten Türkiye'nin kurtuluş formülüydü. Ama orada çok büyük hatalar yapıldı, ben tekrar onun üzerine dönmek istemiyorum. 57. Hükümet döneminde sunduk, tartışıldı, ama gündemine almadı. 59. Hükümetin gündeminde ve programında da yoktu. Türkiye'de, 'bugün ne yapmak lazım' diye bakarsak, bölgelere, bölgelerin potansiyellerine, avantajlan-na, avantajlı sektörlerine göre, belli bölgelerde belli sektör odaklanmalan yaparak, Türkiye'de bir kalkınma seferberliği yapmak lazım. Şimdi Devlet Planlama Teşkilatı'nın elinde, en az 23 - 25 tane sektörün 83 yılda ne gibi inişler ve çıkışlar yaşadığı konusunda veriler var. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin, bu verileri baz alarak, tekrardan belli bölgelerde, belli sektörlere, belli vergi muafiyetleri vererek özel teşebbüsü oralara yönlendirerek Türkiye'de bir kalkınma seferberliği başlatması veya kalkınma programı yaratması gerekiyor.
Nasıl yapılacak bu çalışma?
ORAN - Bu paket, içerisinde bölgesel asgari ücretten, bölgesel enerji uygu-lamalan, bölgesel yatırım indirimi, bölgesel vergi muafiyetlerine kadar bir çok şeyi kapsıyor. Bizim yaptığımız bunun bir sektör ve bir bölgedeki çalışması. Adıyaman'daki çalışmamız 98'e kadar uzanıyor. Son 3 yıldır kümelenme (clus-ter) ya da sanayi havzası/odaklanma dediğimiz felsefeyi Türkiye'de uygulamaya çalıştık. Rekabet avantajı teorisi, bugün ABD'de hükümetin de danışmanlığını yapan Harvard Üniversitesi profesörlerinden Michael Porter'ın felsefesi ve savunduğu, Amerika'nın belirli eyaletlerinde uygulanan bir proje. Biz bunu son üç yıldır Adıyaman'da daha organize bir şekilde uyguluyoruz. Tabii bu işin çok paydaşı var. Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu ve Avrupa Birliği gibi uluslararası paydaşları var. GAP İdaresi, GAP GİDEM, KOSGEB gibi ulusal paydaşlan var. Ali Koç'un başkanlığını yaptığı uluslararası danışmanlık şirketi Uluslararası Rekabet Araştırma Kurumu (URAK) var. Yerel paydaşları var; valilik, belediye, ticaret odası ve oradaki sektör oyuncuları. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, İhracatçı Birlikleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği de bunun sektörel paydaşları. Kümelenmenin felsefesi şu; Bir bölgede, bir sektör potansiyeli varsa, önce analizini ve ölçümünü yapıyorsunuz. Analizin sonucunda tedarikle olan ilişkiyi ortaya koyuyorsunuz. Nedir bizim sektörümüzde zincir? Pamuk, halkalarından bir tanesi, iplik, ondan sonra örgü, dokuma, terbiye, boya, kesim, dikim, eğitim, paketleme, yıkama, makine tamiri, aksesuar tedariki, vs... Yani, halkanın bir çok zinciri var. Ne yapıyorsunuz? Siz önce bir tespit yapıyorsunuz. Diyorsunuz ki, 'burada bir potansiyel var ama bu zincirdeki eksik oyuncular şunlardır; ...'. Ayrıca, potansiyeli olan yerde, 'bu eksik oyuncular da tamamlanırsa, şu projeleri yapmamız gerekir' diyorsunuz. Nedir? Mesela havaalanı açılması, eğitim birimi açılması... Ondan sonra, önce yerel yatırımcılara açıyorsunuz. Yerel yatırımcılardan bulamazsanız, ulusal olarak bunu satmaya çalışıyorsunuz. Zincirin halkaları tamamlanarak, bu halkalar arasında tedarik zinciri arasında birbirini hem besliyorlar hem de besleniyorlar. Dolayısıyla ne oluyor? Bir sektör odaklanması oluyor ve bu sektör odaklanmasından daha hızlı, daha esnek, daha ucuz, daha kaliteli, daha az maliyetli bir üretim yapma imkanına sahip oluyorsunuz.
Şimdi, Adıyaman'daki kümelenme ile ilgili haritanızda dağılıma baktığımız zaman, iplik üreticileri ve konfeksiyon üreticilerinin yoğun olduğu bölgelerin kesişiminde, kumaş üreticilerinin seyrek olduğunu görüyoruz. Peki, sizin o bölgedeki halka, yatırımcıya, 'sanayimizin şu branşında eksiğimiz ve yatırıma ihtiyacımız vardır' demeniz o kadar kolay oluyor mu? Ya da deseniz de yatırıma dönük uygulama elde edebiliyor musunuz?
ORAN - Oluyor. Üç yıldır, iki ayda bir Adıyaman'a gidiyoruz. Oradaki girişimcilerle, kanaat önderleriyle, Valilik ve belediyelerle toplantı yapıyoruz. Eğer kanat önderleri, 'Evet, tekstil ve hazır giyimde bu ilin geleceği parlak, burada gelecek var' derse, bu konuda da irade gösterirse ilerleme kaydediliyor. Gösterdiğiniz haritada terbiye, baskı, nakış, dikiş işçiliği eksikti, verimlilikle ilgili eğitim eksikti. Belli bir program çerçevesinde bunları anlatarak tamamlanmasını sağlıyoruz. Adıyaman'ın birinci faz dediğimiz içsel kümelenmesinde şu anda bana göre dört tane eksiğimiz, hedefimiz var. Bir tanesi yönetim, üretim ve planlamanın verimli çalıştırılması, ikincisi, modelist yetiştirilmesi. Üçüncüsü, ortak kesimhane kurulması. Dört, Türkiye'nin batısında veya İstanbul'da saüş organizasyonunun kurulması. Şimdi, AB'den ilk iki hususta bir fon aldık. İşletmelerin verimliliği üzerine İsviçreli bir firmayla anlaşmak üzereyiz. Aynı şekilde modelist yetiştirme ve ortak kesimhane konusunda da Fransız bir şirketle anlaşmak üzereyiz. Şimdi geriye ne kalıyor? Bizim bu sene içerisinde yapmamız gereken, İstanbul'daki müşterilere hem satış hem de servis verebilecekleri bir birim kurmak. Bu konuda Adıyaman'da kurulan derneğin, sektörel dış ticaret sermaye şirketi gibi bir şirket ile İstanbul'da bir ofis açması suretiyle pazarlamayı gerçekleştirmesiyle ilgili çalışmaları da yapıyoruz.
Peki, bu mekanizmayı nasıl işletiyorsunuz? Bu kadar birimin bir araya toplanması ve eşgüdümlü çalışmasını sağlamak gerçekten zor. Bu süreçleri nasıl aşabiliyorsunuz?
ORAN - Teşvik yasasına biraz evvel değindik. 01.01.2006 tarihinde 18 bölgede sıfır yatırım çekti. Şubat 2004'te çıkan teşvik yasası ile 2006 Ocak sonuna kadar Adıyaman'da 36 tane fabrika kuruldu, 4 bin 650 istihdam yaratıldı, ama diğer 18 ile de sıfır yatırım gitti. Şimdi Adıyaman halkının, Adıyaman kanaat önderlerinin burada hem bir irade göstermesi, bir hedef belirlemesi hem de taşın altına elini koymasının çok büyük önemi var. Bir de böyle bir çok paydaşlı bir çalışma olması, sonuçta daha samimi, daha sahici oluyor ve buraya gelen arkadaşların benim gibi hiçbir beklentisi olmaması, herkesin kendi imkanlanyla gelmesi ve burada başarılı olmanın getirdiği motivasyonla daha şevkle, daha heyecanla çalışması da sonuçta bu tabloyu ortaya koydu. Yani, son derece güzel bir eşgüdüm var, son derece güzel bir uyum var. Herhangi bir olumsuzluk yok ve çok heyecanla da ilerliyor iş.
Şu anda Adıyaman ne kadarlık bir tekstil ve konfeksiyon potansiyeline ulaştı?
ORAN - 40 tane fabrika var ve 5 binden fazla istihdam yaratmış durumda. Bence şu anda örme konfeksiyon konusunda çok önemli bir üretim üssü olmaya aday. Ama, buradaki 'birinci faz' dedim dikkat ederseniz ve yılsonuna kadar 4 projeyi yapacağımızı söyledim. Bunun ikinci fazında, daha büyük bir havza ve çekim merkezi olması için çevre illerle iletişimi hızlandırmamız gerekiyor. Şanlıurfa'da pamuk var. Diyarbakır ve Mardin'de iş gücü var. Malatya'da iplik, tekstil ve pamuk var. Kahramanmaraş'ta iplik, pamuk, tekstil var. Bu bölgeyi birbirinden beslenen ve birbirini besleyen bir yapıya getireceğiz. Halkayı, ilk fazda Adıyaman'da tamamlıyoruz. Bu halkayı daha da genişleterek, Doğu ve Güneydoğu'da hatta Adana'yı da belki buna bağlayarak, 7-8 ilden oluşan örme ağırlıklı büyük bir konfeksiyon, tekstil, hazır giyim havzası yaratacağız.
TOBB Türkiye Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı olarak, gündeminizde neler var?
ORAN - TOBB'da Ağustos ayında sektör meclisleri yeniden yapılandırıldı ve 52 tane sektör meclisi oluştu. Tekstil ve hazır giyim ayrıldı, profesyonel danışmanlıklar ve çalışma imkanı geldi. Benimle ilgili konu gündeme geldiğinde, hayalimde şu vardı: Türkiye'deki tüm kurumları bir arada toplamak Şu anda benim oluşturduğum Meclis 55 kişiden oluşuyor. Üç Başkan Yardımcısı var; TGSD Başkanı, İHKİB'ten Yaşar Acar ve perakendeyi temsilen BMD. Dört tane ihracatçı birliği başkanı ve 26 tane dernek başkanı yer alıyor. Sektörün her türlü sorununu bir arada paylaşmak, tartışmak imkanına sahip olduğumuz bir Meclis oluştu. Burada, arkadaşlarımızla beraber bir yol haritası çizdik. Birincisi, zaten TOBB bir veri tabanı çalışması yapıyor. Diğer kurumların da hem saha hem masa çalışması var. TGSD olarak bizim zaten 96'dan bu yana gelen çalışmalarımızla, bilgi altyapımız var. TOBB'un da yapmış olduğu çalışmayla paralel, bir veri tabanı oluşturuyoruz. Birinci hedefimiz iki yıl içinde bunu tamamlamak, ikinci hedefimiz, 10 yıllık bir stratejik eylem planı yapmayı planlıyoruz. Üçüncüsü, çıkan veri tabanından yani sanayi envanterinden bir kümelenme analizi yapacağız. Dördüncüsü, yurtdışındaki rakiplerle kıyaslama analizi yapacağız. Beşinci olarak da yatırım yönlendirme merkezi oluşturacağız. Tüm bu saydıklarım, iki yıl içerisinde gerçekleştirilebilecek noktada.
Görünen o ki Adıyaman'da tekstil, Bolu'da ise turizm alanında kanaat önderliğini yaptığınız kümelenme modelini, TOBB Türkiye Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı olarak Türkiye geneline taşımaya hazırlanıyorsunuz. Türkiye'de tekstil ve hazır giyim sektörlerinde kümelenme modeline gidildiği takdirde, kaç bölge sayısına ulaşmayı bekliyorsunuz?
ORAN - Hazır giyim ve tekstil için 6-7 bölge belirleyebiliriz. Marma ra'da Bursa ve İstanbul'u iki ayn bölge olarak planlayabiliriz. Güneydoğu Anadolu'dan az önce Adıyaman'daki kümelenme projesinde bahsettik, 6-7 ili kapsayacak şekilde bir bölge oluşacak. Karadeniz, Tokat, Erbaa, Sinop, Samsun, Ordu'yu içine alacak bir bölge olacak. Bati Karadeniz, Düzce, Bolu ve Karabük'ten oluşan bir parça olabilir. Ege Bölgesi, Afyon, Uşak, Denizli ve İzmir'i içine alacak. İç Anadolu da Konya ve çevre illeri içine alacak şekilde bir bölge olarak düşünülebilir.
Adıyamanlılar, kümelenme modeli gelişip, oturduktan sonra, bunun kent yaşamında ekonomik ve sosyal hayata yansımalarım gördüler mi?
ORAN - Adıyaman'a 1999 yılında gittiğimizde siz de vardınız diye hatırlıyorum. ..
Evet, vardım.
ORAN - O zaman Adıyaman'ın asfalt yolu bile yoktu, toz toprak bir yerdi. Şu anda Adıyaman'a gittiğiniz zaman son derece modern bir şehir. Kendine güvenen bir şehir görüyorsunuz. Son derece iddialı, hedefleri olan bir vatandaş görüyorsunuz. Adıyaman'da 'hazır giyim ve tekstilde ne olacak' dediğiniz zaman, "Ortadoğu'nun Paris'i olacağız" diyorlar. Ve bu turizm, tarım gibi başka sektörleri tetikliyor. Dolayısıyla bir ilin kanaat önderlerinin inanması lazım buna. Sonra orada potansiyelin olması lazım. Ardından, zaten il bu konuda belli bir iradeyi ortaya koyduğu, onlara biraz destek verdiğiniz zaman da belli bir ivmeyi yakalıyorsunuz.
TOBB Türkiye Hazır Giyim Sanayi Meclisi olarak başlattığınız çalışmanın da iki yıllık bir süreç içerisinde sonuçlanmasını bekliyorsunuz. Bu süre, tüm hedeflerinize ulaşmak için yeterli mi? ORAN - Normal şartlarda bu 5 aşamayı iki yılda aşmamız lazım. 2008 sonunda bu aşamaların büyük bir oranını bitirmiş oluruz. Çünkü, elimizde bununla ilgili saha ve masa çalışması var. Tabii ben TOBB'a da bir öneride bulundum. TOBB'un 52 sektör meclisine de bunu önerelim. Diğer sektör meclisleri de makro açıdan bir vizyon çizebilir, orta vadeli hedef çalışması yapabilir. Çünkü TOBB Başkanı da bu konuda, 'Mutlaka Türkiye'nin sanayi envanterinin çıkması gerekiyor, Türkiye'nin stratejik eylem planı olması gerekiyor' diyor. Sektörel bazda bu konuda çalışılırsa, Meclisin içerisindeki hem kamu hem de özel sektördeki insanlarla bir şeyler ortaya çıkabileceğini düşünüyorum. Bu konuyu ve elde ettiğimiz gelişmeleri Sayın Abdül-kadir Konukoğlu'nun başkanlığını yaptığı TOBB Türkiye Tekstil Sanayi Meclisi üyelerimizle de paylaşacağım. Sonuçta, onların bunu yapabilmeleri daha da kolay olacak. Çünkü onlarda firma sayısı, fabrika sayısı daha az, daha kontrollü.
Teşekkür ediyoruz, Sayın Oran.
Son Güncelleme ( Pazartesi, 19 Mart 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >