Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
İşsizler ordusu raftaki paketi indirtti PDF Yazdır E-posta
DERGİ - Ayın Konusu
Yazar TÜTSIS   
Cuma, 27 Nisan 2007
1_0008 İstihdam sorunu, yıllardır Türkiye'nin başını ağrıtmaya devam ediyor. Atılan adımların istihdamda yeteri kadar artış sağlayamaması, yeni çözüm arayışlarını da beraberinde getirdi. Hükümet birkaç yıldır rafta tuttuğu istihdam paketini yeni boyutlarıyla tekrar gündeme getirirken, iş dünyası da yeni önerileriyle formül arayışını sürdürüyor.
Tüm bu arayışların temelini ise işsizlik konusunda yaşanan kısırdöngü oluşturuyor. Bilindiği gibi Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye genelinde işsiz sayısı 2006'nın Aralık döneminde, önceki yılın aynı dönemine göre sadece 94 bin kişi azalarak 2 milyon 608 bin kişiye düştü. Aynı dönemde Türkiye'de kurumsal olmayan sivil nüfus, 2005'in aynı dönemine göre 948 bin kişilik artışla 73 milyon 33 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus da 848 bin kişi artarak 52 milyon 50 bin kişiye çıktı. 2006'nın Aralık döneminde son bir yılda iş bulanların sayısı 803 bin kişi olurken, istihdam da 22 milyon 135 bin kişiye ulaştı. Ancak iş gücüne dahil olan nüfus nedeniyle işsizlik oranındaki azalış istenilen düzeyde gerçekleşmiyor. Nitekim işsizlik oranı 2005'in Aralık ayına göre 0.7 puan azalarak yüzde 10.5 seviyesinde gerçekleşirken, bir önceki aya göre 0.9 puan artış gösterdi. İşsizlik oranı 2006 Kasım ayında 9.6 düzeyinde gerçekleşmişti.
Rakamlarda biraz daha geriye gidilecek olursa ortaya daha çarpıcı veriler çıkıyor. 2002 yılı sonunda 21 bin 354 olan çalışan sayısının Aralık 2006'da 22 bin 135'e çıkmasma rağmen işsizlik oranının yüzde 10.3'ten yüzde 10.5'e çıktığı görülüyor. İşgücüne dahil olan nüfus sayısının sürekli artması bu kısırdöngünün yıllardır yaşanmasını da beraberinde getiriyor.
İstihdam maratonu
Yatırım ve üretimdeki artışın istihdama yeterince yansımadığının göstergesi olan bu durumun çözümü için iş dünyası da bir süredir hükümet nezdinde girişimlerde bulunuyor. Bu girişimlerin biri de Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin başkanlığındaki heyetin, 23 Ağustos 2006'da Ankara'ya yaptığı ziyaretle gerçekleşmişti.
Heyetin, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile yaptığı görüşmede, çıkarılması düşünülen istihdam paketinin özellikle prim yükünün hafifletilmesine dönük olmasının önemi bir kez daha vurgulanmıştı. Narin, Unakıtan'la yaptığı görüşmede Türkiye'nin OECD ülkeleri içerisinde yüzde 42.7 ile en yüksek istihdam vergisine sahip olduğunu hatırlatarak, bu rakamın OECD ortalaması olan yüzde 20'lere kademeli olarak indirilmesi gerektiğini söylemişti. Narin'in, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu ile aynı gün yaptığı görüşmenin ana gündemini de "istihdam paketi" oluşturmuştu. Narin, görüşmede temeli prim indirimine dayanan önerilerini sıralarken Başesgioğlu'ndan, istihdam üzerindeki yüklerin azaltılmasında cesur olunmasını isteyerek, "Çünkü bu yükler yüzde 50 oranında indirilmezse sanayide çalışan sayısı çok kısa zaman da yüzde 50 azalacaktır" açıklamasında bulunmuştu. Halit Narin, "İstihdam ve ihracata önemli katkılar sağlayan tekstil sektörü, uzun süredir yüksek girdi maliyetleri nedeniyle önemli sıkıntılar yaşamaktadır. Birçok işletmemiz kapanmış veya küçülmüş olup halen kapanmalar devam etmektedir. Çalışabilenler de kapasitelerinin çok altında üretim yaparak ayakta kalma mücadelesi vermektedir" diyerek konunun aciliyetine dikkat çekmişti.
Narin'in bakanlığın üzerinde çalıştığı istihdam paketinin sektörü yakından ilgilendirdiğini belirtmesi üzerine de Bakan Başesgioğlu, istihdam paketi ile ilgili çalışmalara, sendika temsilcilerinin de katılabileceğini ifade etmişti.Narin'in Ankara ziyaretinden bir gün önce istihdam paketine dönük bir başka girişim ise Rifat Hisarcıklıoğlu başkanlığındaki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu'ndan gelmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı 22 Ağustos'ta ziyaret eden TOBB yöneticileri, zorunlu istihdamın kaldırılmasını isteyerek, "50 kişilik istihdamda, 6 ila 10 arası ilave işçi alınması gerektiği için Türkiye'deki işletmelerin yalnızca yüzde 2'si 50 ve üzerinde işçi çalıştırıyor. İşletmeler 49'da kalıyor" yakınmasında bulunmuştu. TOBB heyeti zorunlu istihdamın AB başta olmak üzere dünyada yeri olmadığına da dikkat çekmişti. Erdoğan da "İnsanlar bu yüzden istihdamdan kaçıyor" diyen TOBB heyeti ile bu konuda mutabık olduğunu belirtti. Erdoğan, buna karşın, zorunlu istihdamın kaldırılmasının hemen mümkün olmayacağını, öncelikle bir çalışma hazırlanması gerektiğini ifade etmişti.
Yapılan bu görüşmeler sonrasında istihdam paketinin yıl sonuna kadar yasalaşacağı umutları ağırlık kazanmıştı. Ancak o tarihten bu yana Başbakan Erdoğan'ın verdiği talimat doğrultusunda çalışmalar sürdürülürken, hükümet kanadında en büyük sorun olarak işin mali boyutu ön plana çıkmıştı. İşte bu noktada iş dünyası da zaman zaman çeşitli önerilerde bulunarak prim indirimin aslında gelirleri daha da artıracağı fikrini savundu.

TOBB'un önerisi
Yapılan önerilerin en sonuncusu ise TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'ndan geldi. Hisaraklıoğlu 10 Mart'taki "4'üncü Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası"nda Başbakan Erdoğan'a istihdamdaki artışa hız kazandırılması için İşsizlik Sigortası Fonu'nda biriken kaynağın kuruluş amacına uygun olarak, mutlaka istihdama yönelik olarak kullanılması önerisini sundu. Hisaraklıoğlu, "1 Nisan 2007'den başlamak üzere, 2 yıl süre ile tüm Türkiye'de her her ilave istihdam artışında, tüm sosyal güvenlik priminin, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanması" gerektiğini belirtti. Hisaraklıoğlu, böylece ek olarak 1 milyon kişiye istihdam sağlayabileceğini vurguladı.
Hisarcıklıoğlu, Fon'da biriken kaynağın, 25 milyar YTL'ye ulaştığını hatırlatarak işçi ve işverenlerden, bu fon için yılda 2.3 milyar YTL'ye ulaşan kesinti yapılmaya devam edildiğini hatırlattı.
Hisaraklıoğlu, Türkiye'nin bir numaralı sorunun istihdam olduğunu vurgulayarak, geri kalan bütün konuların ikincil önem taşıdığını söyledi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "Çözüm bulmamız gereken konu da, yüksek istihdam maliyetleridir ve istihdamı cezalandıran mevzuattır. İstihdam maliyetleri konusunda, hükümetimizin de çalışmalar yapağını biliyoruz ve en kısa sürede tamamlanarak, uygulamaya girmesini bekliyoruz" dedi.
İstihdam mevzuatında büyük sıkıntılar yaşandığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, istihdam artışını engelleyen yasal düzenlemelerin başında, "zorunlu istihdam" olarak tabir edilen ve 50'den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde, belirli meslek mensuplarını çalıştırma zorunluluğunun geldiğini söyledi.

İşçi kesimi tepki gösterdi
Hisarcıklıoğlu'nun ek istihdamın prim yükünün İssizlik Fonu'nun faiz gelirlerinden karşılanmasına yönelik önerisine işverenler destek verirken işçi kesimi tepki gösterdi. Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, yaptığı açıklamada, İşsizlik Sigortası Fonu'nun amaç ve hedeflerinin belli olduğunu, bunların dışında herhangi bir değerlendirmenin söz konusu olamayacağını söyledi. Kılıç "İşçilerin birikimlerine kimse göz dikmesin" derken, Türkiye İş Kurumu (İş-Kur) Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Hüseyin Kayabaşı da "Geçmişte kimi fonların akıbetinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz" dedi.

Hükümet düşünüyor
İşçi kesimi önerinin kesinlikle karşısında olduğunu açıklarken, hükümet kanadı ise Hisarcıklıoğlu'nun önerisini dikkatle not aldığını açıkladı. Bu konuda bir açıklama yapan Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu, İşsizlik Sigortası Fonu'nun asıl amacı dışına çıkmadan en etkin biçimde nasıl değerlendirilebileceği konusunda çalıştıklarını belirterek, "Bu günlerde 'İşsizlik Sigortası Fonu' çok konuşuluyor. Burada çok fazla para olduğu söyleniyor. Olsun, fazla paranın kimseyi rahatsız etmemesi lazım. Keşke Türkiye'nin İşsizlik Sigortası Fonu gibi 4-5 tane daha fonu olsa. Bu fonun amacı dışında kullanılmasına izin vermeyeceğiz. İşsizliğin azaltılması ve mesleki eğitim verilmesi konularına ağırlık ve receğiz. Bu konuda bir düzenleme düşünüyoruz" dedi. Başesgioğlu bu açıklamasından birkaç gün sonra ise TOBB'un önerisiyle ilgili sorular üzerine "Her söyleneni dikkatle not ettiklerini" söyledi. İstihdam paketi üzerinde çalıştıklarına dikkati çeken Başesgioğlu, "Olabilirliğini gördüğümüz her öneriyi değerlendiririz" açıklaması yaptı.

Hisarcıklıoğlu ısrarlı
Hisarcıklıoğlu yaşanan tartışmaların ardından önerisinde ısrarlı olduğunu belirterek,  "Acilen işsizlik meselesini çözmemiz gerekiyor" dedi. Hisarcıklıoğlu, son bir yıl içinde şahsa karşı işlenen suçlarda yüzde 62, mala karşı işlenen suçlarda ise yüzde 60 oranında bir artış kaydedildiğini hatırlatarak bunun en önemli nedeninin işsizlik olduğunu söyledi. "Yedi metrelik duvarların arkasında yaşamak istemiyorum" diyen Rıfat Hisarcıklıoğlu, "Meksika en güzel örneği. Gettolar oluşturulmuş. Beş metrelik duvar, iki metrelik elektrikli tel örgü. Çocuğunun yanında koruma görevlisi, okulun kapısmda bekliyor. Böyle bir ülkede kim yaşamak ister? Bu işsizlik sorununu çözemezsek Türkiye'yi de korkuların ülkesi haline getiririz. Korkarak yaşamak istemiyorum. Türkiye'nin çözmesi gereken acil mesele bu. Çünkü risk unsuru. Milletvekilinin başına gelen olayı hepimiz biliyoruz. Özellikle kap-kaç olayına yakalanmayan var mı?" ifadesini kullandı.

Bakan Coşkun'dan indirim önerisi
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu'nun önerisine Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, karşı bir öneri getirdiklerini açıkladı. Coşkun, 22 Mart'ta yapıtğı açıklamada hazırlanan istihdam paketi konusunda çalışmaların sürdüğünü, her bakanlığın getirdiği öneriyi Bakanlar Kurulu'na sunduklarını söyledi. Bakan Coşkun, TOBB'un istihdam önerisine karşı bakanlık olarak kendilerinin gerindiği önerileri şöyle sıraladı: "En az 10 işçi çalıştıran işletmeler, işe aldıkları her yeni çalışanın vergi ve primlerini yüzde 40 indirimli ödesin. O zaman hem Sosyal Güvenlik Kurumu hem de Hazine hiç hesapta olmayan yüzde 60 gibi bir gelir sağlayacak. Örneğin bir işletme 100 yeni işçi alırsa halen çalıştırdığı 100 işçi üzerindeki vergi ve primlerine yüzde 40 indirimi uygulanacak. Böylelikle işletme hem yeni aldığı işçiler için hem de mevcut çalıştırdıkları için indirimli prim ödemesi yapacak. Hazine ise hiç alamadığı 100 yeni çalışana karşılık yüzde 60 prim alacak. Öte taraftan mevcutta olan 100 çalışanda ise yüzde 40 indirim yapacak. Böylelikle Hazine arada ki yüzde 20'yi gelir olarak kaydedecek. İşletmeler de mevcut çalıştırdıklarına indirim sağlamak için yeni istihdama gidecek. Bu önerimizi Bakanlar Kurulu'na sunduk. Kabul edilirse işsiz iş bulacak, işletme indirim kazanacak" Prim indirimi gündemde yok Bakan Coşkun da dahil ilgili bakanların önerilerinin bundan sonraki süreçte Bakanlar Kurulu'nda değerlendirilerek yakın bir süreçte yaşama geçirilmesi planlanıyor. Ağırlıklı olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın önerileriyle şekil bulan istihdam paketinde SSK primlerinin genel olarak indirilmesi konusunda bir düzenleme bulunmuyor. Bakanlar Kurulu'nda son şekli verilecek olan düzenlemeler daha çok zorunlu istihdam konusundaki esneklikleri içeriyor. Pakete göre halen zorunlu olan özürlü istihdamında Hazine'nin destek vermesi planlanıyor. Hazine, özürlü istihdam eden işverenin primlerini üstlenecek. Eski hükümlü koşulu ise özel sektör için kaldırılıp, kamu için devam edecek veya tamamen kaldırılacak. İşyerlerinde çalışan sayısının belli bir rakamı aşması durumunda zorunlu olan kreş, doktor bulundurma gibi düzenlemelerde ise kolaylık gündeme gelecek. Bu kapsamda işyerleri, söz konusu hizmetleri dışarıdan satın alabilecek.

Yeni işe girene yüzde 50 indirim
Ayrıca ilk kez sigortalı olanların işveren priminin ve gelir vergisinin sadece yüzde 50'si alınacak. İstihdam edilenlerin 18-29 yaş arası gençler olması halinde işveren priminin tamamı Hazine'ce karşılanacak ve gelir vergisinin yüzde 10'u alınacak. Turizm sektörünün ölü sezonunda çalışan işçilerin sigorta primlerinin faiz tahakkuk ettirilmeksizin sezon içerisinde ödenmesi için ertelenmesi uygulaması getirilerek, sezonluk çalışan işverenin yükü zamana yayılacak.
Paketle uzun süredir tartışılan işsizlik sigortası fonunda da çeşitli düzenlemeler söz konusu olacak. Buna göre, maaş alabilmek için 3 yıl içerisinde en az 600 gün prim ödeme koşulu 550 veya 510 güne çekilecek. İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yararlanmak için aranılan son 4 ayda kesintisiz çalışma koşulu da, 1 yılda 4 aya indirilecek. İşsizlik Sigortası Fonu'na devletin son 1 yılda yaptığı katkının yüzde 20'si (100-130 milyon YTL) mesleki eğitim harcamaları için kullanılacak. Bu yolla 1 milyon kişiye eğitim verilmesi hedefleniyor. İşsizlik Sigortası'ndan ödenek aldığı dönemde bir işsizin işe girmesi durumunda, devlet söz konusu kişinin işverenine prim desteğinde bulunacak. Ayrıca İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yapılacak maaş ödemeleri artırılacak. Buna göre, günlük işsizlik ödeneği çalışanın son dönemdeki net kazancının yüzde 70'ini aşmayacak.
 
İthalata dayalı büyüme işsizliği de büyütüyor
Son beş yılda gözlenen ithalata dayalı yüksek oranlı büyüme, işsizliği de körükledi. 2002 yılından itibaren kendini hissettiren söz konusu büyüme modeli Türkiye'nin dış açıklarını rekor düzeylere ulaştırırken, işsizliği de kronik hale getirdi. GSMH'nin sabit fiyatlarla yüzde 40'ın üzerinde büyüdüğü son beş yılda TÜİK'in açıkladığı resmi işsizler ile çalışmaya hazır olduğu halde umudunu yitirerek iş aramaktan vazgeçenler ve "eksik istihdamda" sayılanların toplamından oluşan işsizler ordusu 5 milyon 152 bine ulaştı. Şüphesiz bu rakamlara ulaşılmasında ucuzlayan döviz nedeniyle Türkiye'nin ithalat cennetine dönüşmesinin payı büyük oldu. Böylece Türkiye, kendi sanayi ve işçisi yerine dış dünyanın üretim ve istihdam artışına katkı yaptı.
1_0009
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
İstihdam vergisinde Türkiye birinci
OECD'nin istihdam üzerindeki vergi yükü sıralamasında Türkiye 2006 yılında da birinciliğini korudu. OECD verilerine göre Türkiye'de 2000 yılından bu yana istihdam vergilerinin payı OECD ortalamasında 1 puan gerilerken Türkiye'de 2.4 puan arttı. Aynı verilere göre işçi ve işveren payı olarak ödenen prim ve vergilerin toplam işgücü maliyeti içindeki oranı OECD ülkelerinde 27.5'e inerken Türkiye'de bu oran yüzde 42.8 olarak gerçekleşti. Türkiye'yi yüzde 40'ın üzerindeki oranıyla Polonya, Fransa, İsveç, Yunanistan ve Belçika izledi. Diğer ülkelerde ise bu oran yüzde 1.3-39.8 arasında değişiyor.
 1_0011
Son Güncelleme ( Perşembe, 03 Mayıs 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >