| Çin'in kumaşı ters tepince Avrupa Türkiye'ye döndü |
|
|
|
| DERGİ - Ayın Konusu | |
| Yazar TÜTSIS | |
| Çarşamba, 23 Mayıs 2007 | |
|
Kotaların kalkmasıyla Çin kumaşını tercih eden Avrupalı alıcılar, yeniden Türk kumaşına yöneliyor. Türk kumaşının kalitesi son dönemdeki ihracat artışıyla da tescillendi.
Avrupa, kullandığı ucuz Çin kumaşı ters tepince yönünü yeniden Türkiye'ye döndürdü. Artık Avrupalı üreticiler Türk kumaşını tercih etmeye başladı. Avrupalıların bu tercihi, Türkiye'nin son dönemdeki ihracat rakamlarına da yansıdı. Özellikle tekstilde 2006'nın ilk aylarında örme kumaş ihracatıyla başlayan yükseliş trendi, 2007'nin ilk aylarında gözle görülür bir şekilde arttı.
Geçtiğimiz yılın ocak ayına yüzde 0.7 düşüşle başlayan tekstil ve
hammaddeleri ihracatı 2007'nin aynı ayına ise yüzde 32.9 artışla girdi.
Ocakta aylık bazda 447.2 milyon dolarlık tekstil ihracatı yapılırken bu
rakam şubatta 489 milyon dolara, martta ise 587 milyon dolara yükseldi.
Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25.16'lık artışın yaşandığı
nisan ayında yapılan ihracat ise 543 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Yine nisan ayı itibariyle tekstil ve hammaddeleri ihracatındaki 4 aylık
artış yüzde 22.12, yıllık artış ortalaması ise yüzde 20.81'lere ulaştı.
Böylece tekstilde 2006 yılının ortalama artış hızı olan yüzde 14.7'lik
artış hızı yeni yılla birlikte belirgin bir şekilde katlanmaya başladı.
İhracattaki bu gelişme Çin mallarından umduğunu bulamayan Avrupa Birliği ülkelerinin "yeniden uyanış"ı olarak değerlendiriliyor. Sektör yetkililerine göre Çin malları karşısında taviz vermeyen Türk tekstili, yaptığı "kaliteli üretimin" meyvelerini artık toplamaya başladı. Böylece üretiminin büyük bölümünü Avrupa Birliği ülkelerine pazarlayan Türkiye, Avrupa pazarına sağlam bir dönüş yapmış oldu. Bu süreçte Türk tekstilcileri için AB pazarı da yeniden şekillendi. 2000-2005 yılları arasında 15 AB ülkesine yapılan tekstil ihracatı, toplam tekstil ihracatı içinde yıldan yıla azalma eğilimi gösterirken, geçtiğimiz yıldan itibaren yükselen ibre ülke paylarına da yansıdı. Tekstilde Türkiye'nin ülke bazında ihracatında en büyük payı, yüzde 26.5 ile Almanya, yüzde 16.3 ile İngiltere, yüzde 7.4 ile Fransa, yüzde 6.6 ile Hollanda ve yüzde 4.2 ile İtalya aldı. Ancak bu ülkelerin üretimlerini AB'nin yeni ülkelerinde üretime yönelmeye başlaması Türkiye için yeni bir pazar fırsatı daha yarattı. Kumaş gibi alımlarını Türkiye'den yapan AB'nin yeni üyelerine yapılan ihracat rakamlarında son dönemlerde gözle görülür artışlar yaşandı.
Fuarlara almadılar...
AB pazarındaki bu yükselişte kalitenin yanında hızlı teslimat ve yeni müşterilere ulaşmak için katılım sağlanan fuarların etkisi de büyük oldu. Özellikle Türk tekstilciler pazarın önemli alıcılarının buluşma noktası olan Texworld ve Premiere Vision Paris gibi fuarlardan umutlarla döndü. Hatta Türk firmaları bazı fuarlara "yer yokluğu" gerekçesiyle alınmazken, alternatif fuarlar düzenleyerek alıcı topladı. Zaman zaman düzenlenen bu alternatif fuarlar kavgalara da neden oldu. Milano Unica Fuarı'nı düzenleyen İtalyan moda örgütü Moda In'in Başkanı Alberto Ielmonte, fuara almadığı Türk tekstilcilerin kendileriyle aynı tarihlerde düzenlediği Texbridge Kumaş Fuarı'na çok içerleyip Türk sektör temsilcilerinin karşısına dikildi. Ielmonte, Avrupa'da önemli bir etkiye sahip Moda In Fuarı'na Türk şirketlerin alınmamasının gerekçesini ise şöyle açıkladı: "Bu sadece Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin kaüldığı bir fuar. Çoğunlukla Fransa, İspanya, Almanya, Portekiz, İngiliz ve Belçikalı firmalar yer alıyor. Türkiye, AB'ye üye olmadığı için fuara dahil olmadı. Bizimle aynı tarihlerde fuar yapmak yerine daha açık bir işbirliği gerçekleştirmeniz daha iyi olur. Ancak bizim fuarımızda da şu anda yeterli yer yok."
Fuar şirketi patronu Ielmonte'nin "olmaz" diyerek dışladığı ve görmezden geldiği Avrupa'da Türk firmalarının en son gittiği fuar ise İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğinin (İTHİB) organizasyonuyla gerçekleştirilen Londra Türk Tekstil Ürünleri Fuarı oldu. 4 Nisan'da açılan ve 65 Türk şirketinin katıldığı fuarla ilgili bir değerlendirme yapan İTHİB Başkanı İsmail Gülle, fuarın her yıl daha fazla ilgi görmesinin sektör açısından sevindirici olduğunu belirterek "Türk tekstili ikinci altın dönemini yaşıyor. Genel ihracat artışına yakın bir performans ile yıllık 7 milyar dolar ihracat hedefine doğru ilerliyor" dedi. Türkiye'nin İngiltere'ye yönelik tekstil ihracatının geçen yıla göre yüzde 15 oranında arttığını, yılın ilk üç ayını baz alan verilerde de yüzde 20'lik bir ihracat artışı göze çarptığını anlatan Gülle, gelecek yıllarda bu artışın süreceğinden emin olduklarını vurguladı.
Gülle'nin verdiği bilgiye göre NEXT, Arcadia Group, Marks&Spencer, Dorothy Perkins, GAP, Debenhams, River Island, Top Shop, Oasis, Sarah Lee, S.Oliver, Dewhirst gibi büyük alım gruplarının ilgi gösterdiği fuar, İngiltere pazarı için büyük bir açılım oldu.
Fuar açılımının yanında Türk kumaş üreticileri, başta Londra olmak üzere Avrupa'nın önemli kentlerinde mağazalar açarak da Avrupa'da pazar paylarını artırdılar. Bu anlamda örnek firmalardan biri ise yıllık 45 milyon metre kumaş üretim kapasitesine sahip olan Orta Anadolu Mensucat karşımıza çıkıyor. Brüksel'de temsilci ofisi, Londra'da dizayn ofisi bulunduran firma, İtalya'nın Veneto bölgesi ve Şangay'daki ofis-showroomları ile dünya genelinde satış yaparak büyük jean ve spor giyim markalarının onaylı tedarikçisi haline gelmiş durumda.
Türkiye'nin önü açıldı Türk tekstil firmalarının geldiği bu konumu değerlendiren Kayseri Sanayi Odası Meclis Başkanı Sami Yangın, Çin mallarının dünya pazarlarında itibar kaybetmesinin ve KDV indiriminin tekstil sektörünün önünü açtığı görüşünde. Yangın, Çin'in kalitesiz üretimimin Türkiye'ye yaradığını belirterek "Başta AB ülkeleri olmak üzere Türk tekstil ürünlerinin öteki pazarlarda önü açıldı. Bize göre sektörde rahatlama var. KDV oranlarının aşağı çekilmesi de bu rahatlamada etkili rol oynadı" dedi. Yangın "Bir yıl öncesine göre işletmeler daha rahat. Makineler çalışıyor, tezgahlar dönüyor, herkes mal üretiyor" diye konuştu.
Çin'i rakip gösterdiler ama...
Çetintaş Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Çetintaş ise "Çin'i 2-3 yıl önce bize rakip olarak gösterdiler. Ancak çok fazla sarsılmadık. Çin'e giden Avrupalı firmaların çoğu arkasına bakarak geri dönüyor. Yunanistan, İspanya, İngiltere ve birkaç Avrupalı ülkeden bize talep geldi. Dışarıya gideceğimize yüzde 10-20 az kazanalım ülkemize yatırım yapalım. Biz dışarıya yatırım yapmayı da düşünmüyoruz. Bedava da çalışsak ülkemizde çalışacağız. Başka türlü dünyayla yarışamayız" dedi. BTD Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Bilici ise emek yoğun bir sektör olan konfeksiyonun artan işçilik ücretleri nedeniyle zor durumda olduğunu ancak kumaş sektörünün geleceğe güvenle baktığını söyledi. Türk kumaşının Avrupa'da haklı bir yer edindiğini, bunda kalitenin önemli rol oynadığını ifade eden Bilici, "Kaliteden ödün vermeyen firmaları ne kriz ne Çin tekstili ne de başka sorunlar batırır" dedi. Firma olarak pazarlamaya önem verdiklerini, bunun için Londra'da büro açma çalışmalarının devam ettiğini belirten Bilici, tekstilde kalitenin dünya pazarlarında her zaman yer bulabileceğini söyledi. Bilici "Ayrıca Avrupa ülkeleri en geç 4 haftada ürün teslimi istiyor, buna karşın Çin'den bir ürün isteseler gemiyle ancak 4 ayda ulaşabiliyor. Bu nedenle Türk tekstili dünyada her zaman yerini bulur" diye konuştu. İhracatçının umudu büyük Türk kumaşımn geldiği nokta konusunda bir açıklama yapan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Sabri Ünlütürk ise birlik olarak 2006 yılında yüzde 21'lik ihracat artışı sağladıklarını hatırlatarak, 2007 yılında tekstil sektöründe yüzde 25 civarında ihracat artışının devamını beklediklerini söyledi. Ünlütürk 2006 yılında yüzde 36.3'lük artış gösteren örme kumaş ihracatında ise bu oranın yüzde 40'a ulaşabileceğini ifade etti. Ünlütürk, Türkiye'nin, tekstil sektöründe özellikle örme kumaş üretimi ve ihracatında, Avrupalı rakiplerine göre rekabet avantajına sahip olduğunu vurguladı. Ünlütürk, "Avrupalı rakiplerimiz örme kumaş üretimi konusunda Türk tekstil sektörü ile rekabette zorlanıyorlar ve Avrupa'da bazı işletmeler kapanıyor. Bu oluşan boşluğu Türk tekstil sektörü olarak dolduruyoruz" dedi. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı İbrahim Burkay, 2007 yılında Bursa'dan 1 milyar 100 milyon dolarlık ihracat hedeflediklerini söyledi. Burkay "Bu hedefin yakalanması için ilk 3 aylık dönemde sağlanan yüzde 16'lık artış, bizim hedefimize emin adımlarla yürüdüğümüzü gösteriyor" diye konuştu. Burkay, dünyada Çin faktörüne rağmen UTİB olarak 2006 yılında tekstil ihracatlarının yüzde 16 oranında artarak 919.5 milyon dolar seviyesine yükseldiğini de hatırlattı. Amerika da yeşil ışık yakıyor Geçtiğimiz yıllarda Pazarı Çin'e kaptıran Türkiye, kalitesiyle Avrupa pazarlarına yeniden dönerken diğer pazarlarda da bir uyanış başladı. Bu yönde ilk haber ise geçtiğimiz günlerde dünyamn en büyük tekstil ithalatçılarından biri olan ABD pazarından geldi. Türkiye'nin 2006 yılında önemli ölçüde kan kaybettiği ABD, ucuz Çin mallarından şikayet etmeye başladı. Ucuz ve kalitesiz Çin mallarından şikayetçi olan Amerikalı tekstil ithalatçıları, Amerikan Türk Konseyi'nin (ATC) Washington'da yapılan yıllık toplantısında Türkiye'den daha fazla alım yapacaklarının sinyalini verdi. Türk Amerikan İşadamları Derneği'nin (TABA-AmCham) girişimleriyle 2 yıl aradan sonra tekstil sektörünün gündeme alındığı toplantıda, ABD tekstil ve konfeksiyon pazarının birkaç yıl içinde başta Çin olmak üzere Uzakdoğu menşeli ürünlerin istilasına uğradığı belirtildi. Toplantıya katılan Amerikan Tekstil İmalatçıları Birliği yetkililerinin verdiği bilgilere göre, 2000 yılında yüzde 17 olan Çin mallarının ABD'deki pazar payı, 2006 yılında yüzde 82'ye ulaşmış durumda. Çin menşeli ürünlerin aynı dönemde Avrupa pazarındaki payı ise yüzde 20'den yüzde 76'ya çıkmış vaziyette.
TABA-AmCham Genel Başkanı Uğur Terzioğlu, ATC toplantılarında 2 yıldır tekstil sektörünün konuşulmadığım hatırlatarak, bu yıl yeniden gündeme gelmesinin anlamlı olduğunu vurguladı. Terzioğlu, "Amerikalılar Çin mallarından bıkmış durumda. Türkiye'den daha fazla alım yapmak istiyorlar" dedi. 13 Nisan'da gerçekleştirilen toplantıda Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Tarık Bozbey de Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü hakkında Amerikalı muhataplarım bilgilendirerek Türkiye'den alım çağırışı yaptı. Bilindiği gibi Türkiye'nin tekstil ihracatı uzaklık nedeniyle zaten zor bir pazar olan ABD'ye kotaların kalkması ve bu ülkeye Uzakdoğu kökenli mal girişinin artması nedeniyle 2006'da yüzde 9'lar düzeyinde düşüş göstermişti.
AB Bürosu "tekstilde tehdit ve fırsatlar" zirvesi düzenliyor
Denizli AB Bilgi Bürosu tarafından, 2-3 Haziran 2007 tarihlerinde, Denizli'de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) katkılarıyla Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu ile imzalanan hizmet sözleşmesi kapsamında "1. Uluslararası Tekstil ve Konfeksiyon Zirvesi" düzenlenecek. Zirvede sektörün karşı karşıya olduğu fırsat ve tehditler ve günümüzde sektöre damgasını vuran inovasyon, teknik tekstil ve nanoteknoloji gibi konular tartışılacak. Zirveye TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası İkinci Başkanı Yakup Güngör, TGSD Başkanı Ahmet Nakkaş, TOBB Türkiye Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı Umut Oran, Moda Tasarımcıları Derneği Başkanı Bahar Korçan, modacı Atıl Kutoğlu, ETP Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Dick Hendriks, Fransa Tekstil Birliği Uluslararası ve Ekonomik İşler Sorumlusu Emanuella Butaud ile Remzi Gür ve Cemalettin Sarar'ın da katılması bekleniyor.
Pamukkale Üniversitesi'nde gerçekleştirilecek zirvede masaya yatırılacak konu başlıkları şöyle:
• Tekstil ve konfeksiyonda 2007'nin ötesi: Fırsat ve tehditler. • Tekstil ve konfeksiyonda yeni trendler ve Türkiye'nin konumu. • Dünya ve Türkiye'de moda, tasarım ve marka: Denizli neler yapmalı? • Tekstil ve konfeksiyonda geleceğin dünyası: Teknik tekstil, nanoteknoloji ve inovasyon. • Konvansiyonel tekstilden geleceğin tekstillerine... • Tekstilde inovasyon, nanoteknoloji uygulamaları ve teknik tekstil.
Zorlu: Müşteriler geri döndü
25'i yurtdışında toplam 117 Linens mağazası açan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, Avrupalı müşterilerin geri dönüşünü, açtığı mağazaları örnek göstererek şöyle açıklıyor: "Tekstil için 'öldü, bitti, gitti' diyorlar. Bu mağazalardaki malların hepsi Türkiye'de üretiliyor. Biz geçen yıl 250 milyon dolar ev tekstili ihracatı yapmışız, bunun da yüzde 80'ini Avrupa ülkelerine satmışız. Demek ki tekstilde daha çok iş var." Ahmet Nazif Zorlu, Çin'in kotaların kalkmasından önce organize davrandığını ve mallarını yığdığını dile getirerek "Fakat kotaların kalkmasıyla, kaybettiğimiz müşterilerin hepsi geri geldi. Gördüler ki servis ve kalite, fiyattan daha önemli. Şimdi ihracatımız daha da ileriye doğru gidiyor. Yurtdışından, Yatırım yapın, biz alacağız, 5 yıl garanti veriyoruz' di ye bizi yatırıma teşvik ediyorlar" dedi.
Güngör: Tekstilin geleceği parlak
Sendikamız İkinci Başkanı ve Sabancı Holding Tekstil Grubu Başkanı Yakup Güngör, Türk tekstil sektörünün geleceğinin parlak olduğunu söyledi. Türkiye'nin, tekstilde çok başarılı olduğunu vurgulayan Güngör, doğru planlamaların yapılması durumunda ilerleyen yıllarda daha başarılı olunacağını kaydetti. Güngör, "Şu anda tekstil bölgeselleşiyor. Bizim de en büyük avantajımız Avrupa'ya çok yakın olmak. Kendimizi doğru noktaya odaklarsak Türk tekstilinin, doğru yapılarda geleceği çok iyi. Sektörde bir karamsarlık rüzgarı estiriliyor. Karamsarlığın kimseye faydası yok. Biz bu işi yıllardır yapıyoruz. Şu anki performansımızdan da hiç bir şikayetimiz yok, yarın daha iyi olacak" dedi. Türkiye'nin ürettiği malların, Çin'e göre daha kaliteli ve çeşitli olduğuna dikkati çeken Güngör, Çin'in Türkiye'nin rakibi olamayacağını kaydetti. Türkiye'nin, Çin'e göre önemli stratejik avantajları olduğunun altını çizen Güngör, "Çin'e göre bizim stratejik avantajımız var. Biz butik gibi kurul muş bir yeriz, onlar Trans Atlantik gibi kurulmuş bir yer. Yani aynı ligde oynamıyoruz. Liglerimiz farklı" diye konuştu. |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 23 Mayıs 2007 ) | |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Avrupa, kullandığı ucuz Çin kumaşı ters tepince yönünü yeniden Türkiye'ye döndürdü. Artık Avrupalı üreticiler Türk kumaşını tercih etmeye başladı. Avrupalıların bu tercihi, Türkiye'nin son dönemdeki ihracat rakamlarına da yansıdı. Özellikle tekstilde 2006'nın ilk aylarında örme kumaş ihracatıyla başlayan yükseliş trendi, 2007'nin ilk aylarında gözle görülür bir şekilde arttı.