| Tekstil sektörü için dönüşüm stratejileri |
|
|
|
| DERGİ - Araştırma | |
| Yazar Dr. Can Fuat GÜRLESEL | |
| Cuma, 25 Mayıs 2007 | |
|
Dönüşüm stratejileri ihtiyacı ve nedenleri
Türk tekstil sektörü orta uzun vadeli dönüşüm stratejileri ihtiyacı ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bu ihtiyaç Türkiye'de hemen her sektör için duyulmaktadır. Sanayi sektörü ve imalat sanayi için ise uzun vadeli sektör stratejileri ihtiyacı daha yüksektir. Bununla birlikte sektörlerin bugün ulaştıkları ve içinde bulundukları farklı konumları nedeniyle bazı sektörler için gelişim, bazı sektörler için büyüme, bazdan için ise dönüşüm stratejileri ihtiyacı bulunmaktadır. Örneğin bilişim sektörü için gelişim, otomotiv sektörü için büyüme stratejileri, tekstil sektörü için ise dönüşüm stratejileri gerekmektedir.
Tekstil sektöründe yaklaşık 40 yıllık gelişme ve büyüme süreci sonunda dönüşüm stratejileri ihtiyacını ortaya çıkaran üç önemli neden bulunmaktadır.
Bu nedenlerin başında ekonomide yaşanan normalleşme ve iyileşme dönemi gelmektedir. Türk ekonomisi sanayinin gelişme sürecinde olduğu 1970'li yılların ortalarından itibaren yüksek enflasyon, yüksek nominal faizler ve yüksek kur artışları sarmalı içine girmiştir. Türk sanayi ve tekstil sektörü de gelişimini bu ekonomik ortam içinde sağlamıştır. Sürdürülemez olan bu dönem 2001 yılı krizi ile kesilmiş ve fiyat istikrarı odaklı yeni bir döneme girilmiştir. Bu yeni dönemin temel özellikleri ise düşük enflasyon, düşük nominal faizler ve değerlenen Türk Lirası'idır.
Tekstil sektörü, bu yeni makro ekonomik çevreye ve koşullara uyum göstermek için dönüşüm ihtiyaa içinde bulunmaktadır. Dönüşümün temel hedefi yüksek enflasyon faiz kur sarmalı içinde çalışmaya alışan ve sınırlı mukayeseli üstünlüklere sahip olan sektöre rekabetçi üstünlükler kazandırmaktır. Bunun araa da uzun vadeli sektörel dönüşüm stratejilerinin belirlenmesi ve bu stratejileri ile uyumlu mikro politikalar hazırlanması ve uygulanmasıdır.
Tekstil sektörünün dönüşüm stratejilerine ihtiyaç duymasının ikinci önemli nedeni ise dünya ticaretinde yaşanan serbestleşme ve buna bağlı gelişmelerdir. Türk tekstil sektörü, hazır giyim sektörü ile birlikte dış pazarlar odaklı gelişme ve büyüme göstermiş, dış pazarların koşullan sektörü şekillendirmiştir. Türkiye'de bu iki sektörün dışında gelişimini dış pazarlar odaklı ve dış rekabete açık olarak gerçekleştiren bir başka sektör bulunmamaktadır. Bu nedenle dünya ticareti ve pazarlarındaki gelişmeler ile global rekabet koşullarındaki değişim en çok doğrudan tekstil ve hazır giyim sektörlerini etkilemektedir. Nitekim 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren dünya ticaretindeki serbestleşme ve kotalarm kaldırılması sürecinden doğrudan ve en çok tekstil ve hazır giyim sektörleri etkilenmeye başlamıştır. Dünya pazarlarında tedarikçi nitelikte konumlanan tekstil sektörü ticaretin tamamen serbestleşmesi ardından maliyet fiyat rekabeti içinde bulunduğu konumunda çok sayıda rakip ülkenin rekabeti ile karşı karşıya kalmıştır. Dünya ticaretindeki serbestleşme ve artan rekabet karşısında tekstil sektörünün konumunu değiştirecek ve sektörü fiyat kalite rekabet alanına taşıyacak dönüşüm stratejileri ihtiyacı bulunmaktadır. Tekstil sektöründe dönüşüm stratejileri ihtiyacını ortaya çıkaran üçüncü neden ise sektörün hayat eğrisi üzerinde ulaştığı noktadır. Türk tekstil sektörü, hayat eğrisi üzerinde ucuz maliyetlere dayalı rekabet ile büyük kapasiteli üretim sürecinin sonuna gelmiştir. Sektörün hayat eğrisi üzerinde aynı yapıda yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Hayat eğrisi üzerinde sınırlı seçenekler bulunmaktadır. Maliyete dayalı, büyük kapasiteli, sınırlı katma değerli ürünlerde ısrar halinde hayat eğrisi üzerinde sektör küçülecektir. Türk tekstil sektörü için hedef seçenek ise rekabetçi üstünlüklere dayalı, teknoloji yoğun, esnek hızlı, küçük parti üretim yapan ve aktif pazarlamayı da benimseyen bir yapıya geçiştir. Hayat eğrisi üzerinde tekstil sektörünün bir yol ayrımına gelmiş olması ve hedef seçeneğe yönelik geçiş de sektördeki dönüşüm ihtiyacının üçüncü önemli nedenidir. Dönüşüm stratejilerinin tasarlanması ve uygulanması Türkiye'de fiyat istikran odaklı makro ekonomik dengelerin sürdürülmesi kaçınılmazdır. Türkiye'de fiyat istikrarının tam olarak ve kalıcı şekilde sağlanması (yüzde 3-4 yıllık enflasyon) ile birlikte nominal ve reel faizler de makul seviyelere inecek ve Türk Lirası'nın değeri de istikrar kazanacaktır.
Bu makro ekonomik hedefler ve dengeler dışında Türkiye'nin sektörlerine ve işletmelerine daha genel olarak da ekonomisine rekabet gücü kazandırmak için yeniden Türk Lirası'nın değer kaybetmesi böylece enflasyon yaratılması ve daha yüksek faizler ile karşılaşılması seçeneği bulunmamaktadır. En azından bu seçenek artık bir alternatif olarak düşünülmemelidir. Bu makro ekonomik koşullar ve varsayımlar altında ekonominin geneline, sektörlere ve işletmelere rekabet gücü kazandırılması ise sadece sektörel stratejiler ve işletmelere yönelik mikro politikalar ile sağlanabilecektir. Üretimin ve rekabet koşullarının rakip ülkeler ile aynı koşullara getirilmesi de (yüksek kamu yüklerinin ve maliyetlerinin azaltılması) vazgeçilmez diğer bir önkoşuldur. Bu çerçevede tekstil sektörü için dönüşüm stratejileri tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Dönüşüm stratejileri orta-uzun vadeli bir dönemi kapsamalı 2015 yılında dönüşümün tamamlanmasını hedeflemelidir. Dönüşüm stratejileri birbirleri ile uyumlu olacak şekilde sektörel stratejiler, işletme stratejileri ve kamu stratejileri başlıkları ile oluşturulmalı ve işletmeler için bu dönüşüm sürecinde izleyecekleri yol haritası da ayrıca belirlenmelidir.
Dönüşüm stratejileri temel vizyonu ve hedefleri Dönüşüm stratejileri sektör için öngörülen kabul görmüş ve paylaşılmış bir vizyona ulaşılmanın araçları olmalıdır. Bu nedenle tekstil sektörü için orta-uzun vadeli kabul görmüş ve paylaşılmış bir vizyon oluşturulması önem kazanmaktadır. Örneğin Türk hazır giyim sektörü için tedarikçi yapıdan piyasa yapıcı yapıya geçiş orta-uzun vadeli bir vizyondur ve dönüşüm stratejileri de bu vizyona ulaşılmasını hedeflemektedir. Türk tekstil sektörünün yeni vizyonunun şekillenmesinde belirleyici olan unsurlar; tekstil sektörünün bugünkü konumu, dünya tekstil sektöründe pazar ve rakiplerin bugünkü konumlan ile gelecek öngörüleri ve ana müşteri Türk hazır giyim sektörünün gelecek vizyonu ile dönüşüm hedefleridir. Bu çerçevede hızlı-esnek-küçük parti-katma değerli-teknoloji yoğun-fonksiyonel (özellikli) ürünlerin üretimi tekstil sektörünün aranılan vizyonunun alt unsurları olabilecektir. Maliyet-fiyat rekabet alanından kalite-fiyat rekabeti alanına geçiş hazır giyim sektörünün vizyonu ile uyumlu bir diğer vizyon alt unsuru olarak değerlendirilmelidir. Türk tekstil sektörü için oluşturulacak vizyon ile birlikte dönüşüm stratejilerinin hazırlanması çerçevesinde sektör için mutlak sayısal hedefler konulmalıdır. Dönüşüm stratejileri bu sayısal hedeflere ulaşılmasının araçlan olacaktır. Böylece hedefler ve dönüşüm stratejilerinin etkinliği ve başarılan ölçülebilir olacaktır. Tekstil sektörüne ilişkin mutlak sayısal hedefler öncelikle üretim kapasitesi , üretim, ihracat ve yurtiçi tüketim hedeflerini içermelidir. Tekstil sektörü için miktarsal genişlemeden çok nitelik ve değer olarak (katma değerli-daha kaliteli-daha yüksek fiyatlı ürünler) genişleme tercih edilmelidir. Dönüşüm stratejileri, sektörel stratejileri, işletme stratejilerini ve kamu stratejilerini ve desteklerini içermelidir. Sektörel stratejiler için hazır giyim sektörünün tüketim ve pazarlarında yaşanan ana eğilimler, özellikle hızlı moda (fast fashion) ve kitle tüketimi (mass customization) eğilimleri belirleyici olacaktır. Bu iki önemli eğilim Türk tekstil sektörünün iki ana müşterisi olan Türk hazır giyim sektörünü de diğer pazar ülkelerin hazır giyim sektörlerini de şekillendirmektedir.
Sektörün büyük ölçekli ve yüksek (atıl) kapasiteli, göreceli olarak genç ve ileri teknolojili üretim yapısını; hızlı-yalın-esnek-küçük partili-kaliteli- katma değerli üretim yapısına dönüştürmek ve yine göreceli yüksek üretim maliyetlerine sahip üretim maliyetleri için girdi yapısını iyileştirmek ve yenilemek sektörel stratejilerin başında gelmelidir.
Sektörde ve işletmelerde konsolidasyon, toplulaşma, ulusal ve uluslararası birleşmeler ve stratejik işbirlikleri gerekli ve kaçınılmaz görülmektedir.
İşletmeler için uluslararasılaşma ile birlikte dikey entegrasyon, hazır giyim ve perakende bütünleşmesi ile genişleme ve büyüme önemli strateji seçeneklerinden olacaktır.
Yaratıcı, yenilikçi, kendi tasarımlarına dayalı, katma değerli ve daha yüksek fiyatlı ürünlerin üretimi ile birlikte aktif pazarlama sektörel stratejilerin bir diğer ayağını oluşturmalıdır. Hedef pazarlarda katma değeri yüksek ürün segmentlerinde aktif pazarlamaya yönelik organizasyonlar kurulmalı ve uygun yeni pazarlama, dağıtım satış kanallan kullanılmalıdır. Müşterinin kapısının önü en iyi satış noktasıdır. Dönüşüm stratejileri ile birlikte sektörde ve işletmelerde katma değer yaratacak unsurlar farklılaşmakta ve buna bağlı olarak işletmelerin ihtiyaç duydukları insan kaynaklan da farklılaşmakta ve nitelikli işgücü ihtiyacı hızla artmaktadır. Sektör ve işletmeler için teknik tekstiller önemli bir niş ve ihtisas alanı oluşturmaktadır. Rekabet gücü sağlayacak ve ticarileştirilebilir fonksiyonel ve özellikli ürünlerin üretimi ve bunun için teknoloji ve Ar-Ge ile tasarım çalışmaları önem kazanmaktadır.
Görüldüğü gibi işletmeler için önerilen dönüşüm stratejileri ile birlikte yeni dönemde işletmelerin rekabet gücünü artıracak unsurlar önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Küçük kapasiteli esnek katma değerli ürünlerin üretimi ile ucuz işgücü yerine yaratıcı ve verimli işgücü (yalın üretim sistemi içinde) öne çıkmaktadır. Teknoloji geliştirme ve tasarım önem kazanmaktadır. Aktif pazarlama ile yurtdışında doğrudan pazarlamaya geçilmektedir. Bu çerçevede işletmelerin yatırım alanları ile devlet desteği ihtiyaçları da değişmektedir. Kamu stratejileri ve devlet destekleri de sektörün yeni vizyonu ve hedefleri ile işletmelerin dönüşüm stratejilerine uygun olarak yeniden tasarlanmalı ve uygulanmalıdır.
Sonuç ve değerlendirme Türk tekstil sektörü son dönemde kamuoyunda ve kamu otoritesinde oluşan genel kanaatlerin aksine varlığını sürdürecektir. Bununla birlikte sektörün mevcut yapısı içinde kalarak rekabetçi olabilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle tekstil sektörü için planlı bir dönüşüm ihtiyacı bulunmaktadır. Bu dönüşüm sonrasında Türk tekstil sektörü sahip olacağı yeni konumu ile birlikte dünyada az sayıdaki güçlü ve rekabetçi oyunculardan biri olmayı sürdürecektir. |
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 25 Mayıs 2007 ) | |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


