Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
"Türkiye'nin tekstildeki kanamayı durduracak bir aksiyon planı yok" PDF Yazdır E-posta
DERGİ - Söyleşi
Yazar TÜTSIS   
Cuma, 29 Haziran 2007
Son üç yıl içinde gerçekleştirdiği yatırımların değerini 54 milyon dolara ulaştıran, 2007 yılında ise ürün çeşitliliği ve kabiliyetini artırmaya yönelik 10 milyon dolarlık bir yatırım daha öngören ülkemiz tekstil devlerinden Bossa Denim ve Spor Giyim İşletmeleri, Türkiye orijinli "üretici kimliği"ni dünya coğrafyasına yaymaya hazırlanıyor. Bu hedefine ulaşmak için orta ve uzun vadeli bir yol haritası hazırlayan Bossa T.A.Ş'nin Denim ve Spor Giyim İşletmeleri'nden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Karadut, son dönemlerde ülkemiz tekstil ve konfeksiyon sektöründe ciddi anlamda bir 'kanama' olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin bu kanamanın durdurulmasını sağlayacak bir aksiyon planı yok" dedi.
Murat Karadut, Bossa olarak son 3 yıl içinde maliyetleri yüksek ve çok yönlü yatırımlar gerçekleştirdiğini belirterek 'Türkiye'de tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir çok firmanın bizim çapımızda bir yatırımı bulunmuyor. Gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla tekstilde Türkiye'nin ' fark yaratmasına ' katkı sağlıyor ve farklı ürünler geliştirme yeteneğini artırıyoruz. Bossa Denim ve Spor Giyim İşletmeleri ülkemizde halka açık tekstil şirketleri içerisinde en yüksek ciro ve karlılığı yakalama başarısını elde etmiş bir şirket olmanın mutluluğu içindedir" diye konuştu.
"Tekstil sektöründe rekabette öne çıkmayı gerektiren en az 25 parametre var" diyen Murat Karadut, "Söz konusu parametreler içinde değerler bütününü oluşturan hız, yaratıcılık ve imaja öncelik veren şirketimiz, bu alanlarda ciddi anlamda yol alma kararlılığını sürdürmektedir" şeklinde konuştu.
Bossa Denim ve Spor Giyim İşletmeleri'nin Türkiye orijinli "üretici kimliği"ni orta ve uzun vadede globale taşımayı hedeflediğini de açıklayan Murat Karadut, şöyle devam etti: "Çünkü sadece Türkiye'de üretip, dış piyasalara da yine sadece Türkiye üzerinden ihracat yapmak tıkanan bir süreci beraberinde getiriyor. Bossa'nın üretimini Türkiye dışında da belli coğrafyalara yayma planı bulunmaktadır. Orta ve uzun vadeli olarak düşündüğümüz bu planı hayata geçirerek, başarılı performansımızı sürdürülebilir kılmak ve daha ileri noktalara taşımak için çalışmalar yürütüyoruz."
Türkiye'nin dış dünyadaki bir çok ülkenin gözünde tekstil sektöründe tedarik adresi olma özelliğini yitirdiğini kaydeden Karadut, şunları söyledi: "Şimdilerde sektördeki anlayış, Türkiye sadece modaya uygun ürünler için kısa terminlerle iş yapılabilecek bir ülkedir. Artık fiyat rekabetinden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla sadece ucuz fiyat vererek iş almaya çalışan Türkiye'deki üreticilerin yola devam etmeleri mümkün değildir. Fiyat önemsiz demiyorum fakat talep edilen nitelikteki ürünü, talep edilen süre içerisinde yapabiliyorsanız Avrupalı üreticilere göre nispeten daha uygun fiyatlarla hareket ederek masadaki işi alabiliyorsunuz. Bu kabiliyetlerle yani hızlı ve nitelikli ürün üretebilmeyi başarabiliyorsanız hayatta kalma şansınız yüksek aksi takdirde şu veya bu şekilde oyunun dışında kalmak kaçınılmaz ve ne yazık ki Türkiye'de bu yetkinlikleri geliştirebilmiş firma sayısı çok fazla değil."
 
Murat Karadut, Türkiye'nin uluslararası ticarette izlenen ikili anlaşmalarda önüne çıkan bir dizi engel ve darboğazla karşılaştığını da vurgulayarak, açıklamalarında şu görüşlere yer verdi:
"Türkiye'nin uluslararası ticarette ihtiyaç duyulan ülkelerle ikili anlaşmalarının bulunmaması rekabet gücümüzü ciddi anlamda zafiyete uğratıyor. Örneğin Mısır ile ABD arasında EFTA anlaşması nedeniyle gümrük vergisi olmadan ticaret yapılıyor fakat biz paketin içinde yer almadığımız için bizim kumaşımız kullanıldığı takdirde bitmiş ürüne gümrük vergisi uygulandığından pastadan pay alamıyoruz. Aynı şekilde Fas operasyonunda da dezavantajlı durumdayız. Tekstil ve konfeksiyon sektörü artık tamamen globalleşen bir iş dalı olduğundan ikili anlaşmalar bir çok ülke için rekabette belirleyici parametre olmaktadır. Ne yazık ki bunu özel sektörün kendi başına sağlayabilmesi mümkün değil. Burada hükümetimizin aktif rol alması gerekmektedir. Hatta özellikle bazı ülkelerle yapılacak ikili anlaşmalarla ithalat-ihracat miktarlarında eşitlik ön koşul olarak sağlanabilirse dış ticaret açığımızda da ciddi iyileşme sağlanabilir."
 
Sonraki >