Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
AB'de kadın erkek ücret eşitliğinde yeni adımlar PDF Yazdır E-posta
DERGİ - AB Penceresinden
Yazar Dr. Binhan OĞUZ, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri   
Çarşamba, 29 Ağustos 2007
AB Komisyonu'nun "Kadın erkek ücretleri arasındaki farklar ile mücadele" adlı raporu AB'de olduğu kadar mevzuata uyum çalışmalan yapan Türkiye'deki iş alemi için de önemli bir doküman olarak ortaya çıkmaktadır.
Komisyon ücret eşitsizliğini mercek altına aldı:
18 Temmuz 2007 tarihinde Sosyal İşler, İstihdam ve Fırsat Eşitliği Komiseri Vladi-mir Spidla, raporu tanıtımında "Kızlar okulda erkeklerden daha iyi not alıyorlar, çalışma hayatına giren üniversite diplomalı kadınların sayısı, erkeklere oranla daha fazladır ancak ücretler arası fark halen yüzde 15'ler civarında olmaya devam etmektedir" açıklamasında bulunmuş ve bu anlamsız durumun değişmesi gereğini vurgulamıştır.
AB 27 bütünü içerisinde ücretler arası ortalama fark olan yüzde 15 tabii ki ülkeden ülkeye büyük farklılıklar göstermektedir. Malta'da yüzde 5 olan bu fark, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nde ve Estonya'da yüzde 25'lere varmaktadır. Almanya, Slovakya, Finlandiya ve İngiltere'de ise yüzde 20ler civarında ücret farkı gözlemlenebilmektedir.
Kadın erkek ücret farklılığı ile mücadelede 4 ana eksen ortaya çıkmaktadır. AB 27 ülke arası en iyi örnekler üzerinde çalışmaların yanı sıra Komisyon mevcut mevzuatın daha iyi uygulanmasının yollarını denemektedir.
AB Komisyonu yaptığı açıklamada dolaylı veya dolaysız ayrımcılığın önlenmesi için mevzuatta değişiklik yapılması gereğini incelediklerini bildirmiştir.
Komisyon, üye ülkeleri ücretler arası f arklılıkları düşürmek için süresi ve hedefi belli ulusal programlar uygulamaya çağırmakta ve ulusal reform programları çerçevesinde gerekli tüm önlemleri uygulamaya koymaya davet etmektedir.
Kadın erkek ücret eşitsizliği ile mücadelede yol haritası:
AB Komisyonu için kadın erkek ücretleri farklılığı ile mücadelenin siyasi bir öncelik teşkil ettiği hususu 2006-2010 dönemini kapsayan yol haritasında net bir hedef olarak konmuştur. 4 temel alan öncelikli ve birbirini tamamlayıcıdır:
• Mevzuat uygulaması için Komisyon uygulamaların iyileştirilmesi yönünde hassasiyet gösterecektir;
• Kendi sorumluluk alanını geçen durumlarda, Komisyon sosyal tarafların ve üye ülkelerin daha aktif katılımını beklemektedir;
•  İstihdam ve büyümeye dayalı bir Avrupa Stratejisi, kadın erkek ücret eşitsizliği ile mücadelede önemli bir araç olacaktır; özellikle eş değer iş için eşit ücret uygulamasında önemli sorumluluk işverene yüklenmektedir.
• Son olarak, iyi uygulamalara dair ülkeler arası fikir ve bilgi alışverişi iyi birer örnek teşkil etmekte ve değişik çözümleri göstermektedir.
AB'de mevzuat iyileşmesi:
Roma Antlaşması, 1957'den beri 119. Maddesi'nde kadın erkek çalışanlar arasında eşitliğin sağlanmasına dair ibareler içermektedir.
Daha sonra Antlaşmanın 141. Maddesi haline gelen bu madde, "de facto" bir eşitlik gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Konsey, 1975'de üye ülkeler arasında kadın ve erkek çalışanların ücretlerinde eşitlikle ilgili mevzuatın yakınlaştırılması kararını 75/117/CEE direktifi ile almıştır.
AB mevzuatı dolaysız eşitsizliklerin ortadan kaldırılması ile mücadelede etkin olmuştur. Eşit işler için bir erkeğe göre kadına daha az ücret konusunda mevzuat devreye girmektedir.
Ancak "eş değer işte aynı ücret" konusunda ise söz konusu mevzuatın çok etkin olmadığı saptanmıştır.
İşte bu nedenle AB, daha yüksek yaparım gücü olan bir ortak mevzuata gerek olup olmadığını incelemek istemiştir. Yine bundan dolayı Komisyon cinsiyetler arası ücret eşitsizliğine sebep olan konularda yeni yaptırımlara gidilme olanaklarını ayrıntılı incelenmektedir.
İş ve özel hayat arasında denge kurma girişimleri kadın ve erkek arasında ev ve aile işlerinin paylaşımı konusunda destek olmaktadır. Böylelikle, kadınların iş yaşamına katılımları çok daha kolay olmakta, bu da ücretler arası farklılıklan indirme yönünde etkin olmaktadır. Komisyon sosyal taraflar arasında yaptığı bir değerlendirme ile mevzuat güncelleştirilrnesi konusunu yoklamaktadır.
•  Komisyon, üye ülkelerde AB mevzuatının uygulanması denetlemesinde özellikle kadın erkek eşitliğinden sorumlu ulusal dernekler ağına dayanmakta ve ücret eşitliğinde mevzuatın her ülkede aynı şekilde uygulandığından emin olmaktadır.
•  Komisyon, ücret eşitsizliğine sebep olan nedenlere karşın mevzuatın ne derece etkin olduğunu ve eldeki araçları 2008 içerisinde analiz edecek ve gerekirse ortak mevzuatta değişim önerecektir.
•  Şirket bünyesinde çalışanların ücret eşitsizliğine karşı duyarlılığının işveren tarafından sağlanması için, Komisyon, üye ülkelerde mevcut araçların etkinleştirilmesi yönünde çağrıda bulunmaktadır.
•  Komisyon, çalışma hayatında her türlü ayrımcılığa karşı uygulanabilecek olumlu eylemlere dair yönlendirme ve netleştirmeleri inceleyecektir.
• Komisyon, Mevcut yasanın izin verdiği haklara dair bilgi ve duyarlılığı artırıcı eylemleri gerçekleştirecektir.
Avrupa istihdam ve büyüme stratejisinin ücretlerde firsat eşitliği için kullanılması:
Çalışma hayatında kadın erkek eşitliğinin sürdürülmesinde, Avrupa istihdam ve büyüme stratejisi önemli bir araçtır ve yapısal Fonların etkin katkısı olmaktadır.
Bu stratejiye bağlı olarak, sosyal güvenlikte koordinasyon metodu fırsat eşitliğine katkıda bulunduğu gibi, üye devletler arasında sosyal dayanışmayı kuvvetlendirmektedir. Avrupa istihdam ve büyüme stratejisi çerçevesinde ücretler arası farklılıklar iki ana hatta ele alınmaktadır. Üye ülkeler kendi öncelik ve amaçlarını böylelikle tespit ermektedirler.
Kadın erkek eşitliği paktı, Mart 2006'da Avrupa Konseyi'nde kabul edilmiş ve üye devletlerin bu yöndeki iradesini ortaya koymuştur. Ücretler arası farklılıklar ile mücadele, hedefe odaklı bir yaklaşım gerektirmektedir. Birçok üye ülke bu bağlamda eğitim, çalışma hayati, özel hayat ve çalışma hayati dengesi gibi birçok konuda özel eylemler geliştirmişlerdir. Ancak, gerek 2006 büyüme ve istihdam raporu, gerek 2006-2007 istihdam raporu, ücretler arası eşitsizliğin devam ettiğini ortaya koymuşlardır. Bu nedenle, ücret farklılıklarına sebep olan faktörlerin tespit ve analizini mümkün kılacak araçların geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Euros-tat 2007'de üye devletlerle yapısal endikatörlerin kalitesi ve tutarlılığı hakkında çabalayan bir çalışma grubu oluşturmuştur.
Komisyon:
• Ücretler arası farklılıkları ölçen istatistiklerin kalite ve arzını iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır;
Kadın erkek ücret eşitliği ile mücadelede Avrupa 2008-2010 istihdam ve büyüme stratejisi çerçevesinde var olan en etkin yöntemleri ortaya koyacaktır.
• Kadın erkek ücretlerinde farklılıkları indirme yönünde üye devletlerin hedef belirlemesi beklenmektedir; bu nedenle tam, mukayese edilebilir ve çelişmeyen istatistiklere ihtiyaç vardır.
• Üye ülkeleri, ücretler arası farklılıklara sebep olan dolaylı ve dolaysız etkenlerle mücadele, kadınların çalışma hayatına katılımına teşvik ve kadına karşı iş hayatında ayrımcılıkla mücadele için Avrupa Sosyal Fonları'nı tam kullanmaya teşvik etmektedir.
Avrupa Sendikalar Konfederasyonu'nun kadın erkek ücret eşitsizliği ile mücadelede Komisyon'a tam desteği:
Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (CES), AB Komisyonu'nun kadın erkek ücretleri arasındaki farklarının çok değişik sebeplere dayandığına dair araştırmasına ve özellikle üye ülkeler ve sosyal taraflarca çözülmesi gerektiği tezine tam destek vermektedir. CES, AB seviyesinde, önemli önlemler alınması gereğini savunmaktadır.
CES'nin ortaya koyduğu analize göre istihdam ayrımcılığı, kadının çalışmasının değerinin altında değerlendirilmesi, evde çalışmaların baz alınmaması, erkek çalışanların çok uzun mesai saatleri kültürü ve kadınların part time çalışma alışkanlığı gibi faktörler ücret eşitsizliğini perçinlemektedir. Bu nedenle, düşük ücretli işlerde çalışan kadınların sayısı artmaktadır. Kariyer perspektifleri daraldığı gibi, emeklilik hakkından mahrumiyet doğmakta ve kadınlarla erkekler arasında iş ve özel yaşam arası denge kurmada farklılıklar oluşmakta ve bu da kadınların kariyerlerinde sıklıkla kesilmelere neden olmaktadır.
Bunun bir sonucu olarak, kadınlar karar alma mekanizmalarında daha az yer almakta ve toplu sözleşmelerde söz sahibi olamamaktadırlar.
CES tarafından yapılan açıklamalardan Avrupa'da artan ücret eşitsizliğine değinilirken, özellikle toplu sözleşme kapsamı dışında kalan işlerde bu durumun daha vahim olduğu belirtilmektedir. CES, özellikle part time işler nedeniyle oluşan ücret eşitsizliği üzerinde sosyal tarafların çözümler üretmesi gereğini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak: Türkiye'de ise mevzuat etkin ama kadın istihdam sorunu çok çetrefilli; Türkiye'de kadınların çalışma hayatına katılımının sağlanamamış olması, çağdaş anlamda ücretli konuma geçmesi sağlanamadığından esasen kadınların işgücüne katilim ve istihdamı başlıca bir sorundur. AB'de 2 kadından l'i çalışmasına karşın Türkiye'de kadının çalışma hayatına katilimi 2004 yılında 4 kadından l'e düşmüştür. Kırsal ve kayıtdışı sektörler başlıca kadın istihdamı alanlarıdır. AB'nin aksine geleneksel sosyo-kültürel yapının, kadının aktif hayata katılımını engelleyen faktörlerine karşın, uygun kamusal politikalar, özellikle eğitim, kültür ve istihdam politikaları yaratılamamıştır.
AB'ye uyum sürecinin de etkisiyle hukuki altyapı çağdaş ölçülerde sayılabilecek yenilemelerle doludur. Ancak, kadınların büyük bir kısmı bu hukuksal düzenden mahrumdur. Özellikle, şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi ve fırsat eşitliğine yönelik yasal altyapının gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına rağmen, bu hakların kullanılmasında sınıfta kalındığı ortadadır.
AB benzeri bir ulusal istihdam stratejisi altında kadının çalışma hayatına katılı-mını kuvvetlendiren ve ücret eşitsizliğine yönelik önlemlerinde alınabileceği bir yol haritasına ihtiyaç vardır.
AB örneklerinde olduğu gibi, Ulusal Kadın İstihdam ve Ücret Politikası'nın işveren, işçi kesimleriyle ve diğer ilgili tüm sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapılarak, 2015 perspektifi ile ortaya acilen konması ve yeni çıkabilecek mevzuatla uyumun derhal sağlanması gerekmektedir.
Son Güncelleme ( Çarşamba, 29 Ağustos 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >