Tekstil İşveren Dergimiz
Editör'den
Bizden Haberler
Güncel
Ayın Konusu
Tekstilin Kaleleri
Gündem
Ekonomiye Bakış
AB Penceresinden
Araştırma
Euratex'den Haberler
Çerçeve Programı
Global Pazar
Ülke Raporu
Çevre
Tasarım Dünyası
Söyleşi
Seminer
Fuar
Üyelerimizden
English Summaries
Detaylı Arama
Hava Durumu
40 yılda kurulan köprülere ne oldu? PDF Yazdır E-posta
DERGİ - Güncel
Yazar TÜTSIS   
Pazartesi, 08 Ekim 2007
image-03aTürkiye, 26 Ocak 1961 sabahına uyandığında gazete manşetleri en büyük işveren sendikasının kurulduğunu müjdeliyordu. Sanayileşme yolunda ilerlemeye çalışan Türkiye'nin sendikal hayatında, kuruluş aşamasında 100'ü fabrika, toplam 635 kuruluşu bünyesinde bulunduran Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası, iş barışının ihdas edilmesinde o günün manşetleriyle kendisine yüklenen bu misyonu her zaman büyük bir özenle ve onurla koruyarak 46 yıldır taşımaya devam ediyor.
1963 yılında ise ülkemiz bir ilke daha 'merhaba' diyordu. Toplu sözleşme ile grev ve lokavt sistemi Türk sendikal yaşamına giren önemli bir kilometre taşı oldu. Aradan geçen yıllar içerisinde yaşanan grev ve lokavtlarla bugüne dek sendikaya bağlı işyerlerinde örgütlü üç işçi sendikası ile 20 iş sözleşmesi akdedildi. Yine ilk kez 1979 yılında TEKSİF ile Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası arasında imzalanan Grup Toplu İş Sözleşmesi, tüm işveren sendikaları tarafından kısa sürede benimsendi. 12 Eylül 1980 ihtilali öncesinde üye işyerlerinde grev vardı ve ekonomiye verdiği zarar 3 bin 750 işçi çalıştıran bir işletmenin 2 yıl süreyle üretimini durdurmasına eşdeğerdi. 1982 Anayasa' sının devreye girmesinin ardından ise günümüze ulaşan zaman içerisinde grev ve lokavt kararları alınmasına rağmen, fiili uygulamanın olmaması sendika Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin ile dönemin TEKSİF başkanlığını da yapan Türk - İş Başkanı Şevket Yılmaz'ın müzakereler ne kadar sert geçse de karşılıklı saygı ve aklı selimin hakim olduğu anlaşmalara imza atmasından geçiyordu. 
Köprüler nasıl kuruldu?
Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların 1961 yılında Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelmesiyle başlayan yolculuk, üye iş yerlerinde örgütlü Türk-İş'e bağlı TEKSİF, DİSK'e bağlı Tekstil ve Hak-İş'e bağlı Öz İp-lik-İş sendikaları ile birlikte bazen dik yokuşlarda bazen ise düz bir ovada süregidiyor. Kuruluşundan bu yana ise işyerlerinde sayısal çoğunluğa sahip en büyük işçi sendikası olarak karşımıza TEKSİF çıkıyor. Bu nedenle, TEKSİF ile bağıtlanan anlaşmalardaki süreç ve sonuçlar önem taşıyor. Sendikanın geçmişine baktığımız zaman, Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin ile Teksif ve Türk-İş'in başında yer alan isimler bugün dünyada adına 'sosyal diyalog' denilen, yaşandığı dönemlerde ise iş barışı/işçi-işveren ilişkileri olarak adlandırılan olgunun Türk sendikal hayatında yerleşmesinde büyük pay sahibi oldular.
image-04a Halit Narin'in Türk işçi hareketinin önemli liderlerinden Türk-İş eski Genel Başkanı Seyfi Demirsoy ile diyalogları, sendika tarihindeki ilk ve tek fiili lokavt uygulamasının yaşandığı 1975 müzakerelerinde Türk-İş eski Başkanı Halil Tunç ile bir araya gelerek, tıkanıklığı gidermek için harcadıkları yoğun çaba halen hafızalardan silinmiş değil. Türk sendikal yaşamının önemli isimlerinden biri olan Türk-İş eski Başkanı Şevket Yılmaz'ın müzakere sürecinde kalp krizi de geçirdiği ancak buna rağmen büyük bir hak kazanımı elde ettiği 1991 sözleşmesi de endüstri ilişkilerinin tarihsel gelişiminde önemli bir yer aldı. İki teşkilat arasında karşılıklı saygı, sevgi ve uzlaşma temeli üzerine kurulan işçi-işveren ilişkileri hakkında, sözleşmenin imzalanmasının ardından Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin'in İstanbul Sanayi Odası'nda dile getirdiği sözlerden ders çıkarmak mümkün:
"...Biz de bu anlaşmayı yaparken çok tereddüt ettik, greve gidilince bir çıkış yolu olur mu diye çok düşündük. Ama en sağduyulu ve en iyi yolun, işyerinde ekonomik sorunları aşacak tedbirlerin alınması olduğu inancına vardık ve bu sektörün kendi problemini halledebilmesi için, işçisinin işinin başında olmasını, en ciddi tedbir olarak gördük...
...Bu salonda bütün üyelerimizin iştiraki ile fevkalade neşesiz, fevkalade hüzünlü toplantılar yaptık. Çünkü, gelecek dönemde hangi arkadaşlarımızın aramızda olup, hangilerinin olmayacağını bilemiyorduk. Her işyerinin kendi bünyesi içinde bu zorluğu kaldıracak tedbirleri almak durumunda olacağı, olmayanların ise maalesef bu mesleki teşekkülün dışında kalacağı ortada idi. Bu toplantıların yegane olumlu yönü, 100 bin kişilik bir işçi grubunun daha grevler kapsamına katılarak, büyük bir kargaşanın ortaya çıkmasına sebep olacak yanlışbir hareketin yapılmaması, milliyetçi duygularla ve zorlukları işverenlerimizin becerisi ile yeniden dengeleyebileceğine inanan bir mantık içerisinde Şevket Başkan ve arkadaşlarının limitlerini zorlayarak, ama kendi limitlerimizi fevkalade aşarak bir anlaşma ortamının yaratılmış olmasıdır..."
Peki, menfaatleri çatışan bu iki kesimi özellikle 12 Eylül 1980 tarihine kadar neredeyse hiçbir sözleşme grevsiz ve lokavtsız bitmezken, bu tarihten sonraki süreç içerisinde ne yasanırsa yaşansın 'anlaşmaya' götüren neydi? İsterseniz bunun için de o dönemde yapılan yorumlardan bir derleme yapalım:
"İşte son senelerde çok kolay sözleşme yaptıkları söylenen Halit Narin ve Şevket Yılmaz, 15 yıl çok çetin kavgalar yaptıktan sonra bugün, grevsiz ve lokavtsız toplu sözleşme yapabilir duruma gelmişlerdir. İtiraf etmek gerekir ki bu iki isim, biri Türk-İş Başkanı, diğeri TİSK Başkanı olarak Türk endüstri ilişkileri sistemine damgalarını vurmuşlardır. Her ikisi de çok cesurdurlar. Bağlı oldukları örgütlerinin menfaatlerini savunmak ve en üstün düzeyde tutmak uğruna çok kavga yapmışlardır. Ancak, her ikisinin de milliyetçi tarafları ağır basmış ve ülkeyi hiçbir zaman ideolojik grevlere sürüklemeden dostane bir şekilde el sıkışmasını bilmişlerdir."

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer
9 Eylül 2007'ye geldiğimizde ise işçi-işveren ilişkilerini anlatmak için yukarıdaki başlığı atmamız herhalde en doğru ve kısa anlatım şekli olur. Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası'nın, sendika üyeleriyle ilişkilerinde, hükümetlerin ekonomi politikalarının oluşturulmasında, işçi-işveren ilişkilerinin tüm kışkırtmalara ve ideolojik provokasyonlara rağmen bugün karşılıklı uzlaşma ve anlaşma arzulan içinde yürütülmesinde sağladığı başarıda hem yönetim hem de üyelerinden gelen saygı, dikkat ve birlikte karar alma özelliği önemli bir pay alıyor.
Ancak sosyal diyalogun artırılması yönündeki çabalarıyla dikkat çeken Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası'nın, işçi sendikalarından TEKSİF ile yürüttüğü toplu sözleşme görüşmelerinin sonunda attığı imza tarihinde ilk kez 'muhalefet şerhi'nden öteye bir anlam taşımadı. Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, iki kesim arasında 40 yılda kazanılan edimlerin 4 maddede kopuşunu şu sözlerle anlatıyor:
"...O yüzden biz 4'üncü maddeyi müzakere dahi etmeden, 'istediğinizi yazın, altına imza atacağız' diye müzakereden çekildik. Geçmişten bu yana diyalog içinde gelişmiş işçi-işveren ilişkilerinin bu şekilde kopacak noktaya gelmemesi lazımdı. Bundan dolayı üzgünüz. Biz işçilerimize üç misli dahi fazla para versek yine memnun oluruz. Çünkü bu işçilerimizin eline geçecektir. Ama işçi sendikası diyaloglarımızı kopardığı için bu anlaşmadan maalesef hiçbirimiz memnun değiliz..."

Narin'in uzlaşmacı tavrı, tatsız finali engelleyemedi
Bu sözlerle kırgınlık bir kez daha vurgulanırken, TEKSİF ile yaşanan 21. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi'ndeki sürece ve sonuçlanışına bir göz atalım. 9 Eylül 2007 tarihine kadar süren görüşmelerde karşılıklı olarak hem grev hem de lokavt kararı alınmış olsa da pazarlıklar hiçbir zaman kesilmedi. Anlaşma ise grev için belirlenen tarih olan 10 Eylül'den bir gün önceki gecede sağlandı. Yapılan toplu iş sözleşmesi ile işçilerin brüt ücretlerine 6 aylık dilimlerde yüzde 4 ile 5 arasında zam yapıldı.
image-05a Görüşmelerde yaşanan tıkanıklık nedeniyle Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayicileri Sendikası (TEKSİF), 20 iş yerinde grev karan almıştı. Bu iş yerlerinden Söktaş, Narin Tekstil, Yunsa, Levis, Saray Halı, Kasar ve Dual, Pisa Tekstil, Altınyıldız, Bahariye, Kordsa ve Vakko'da 10 Eylül'de greve çıkma kararı alınmıştı. İşbir Sentetik, Orta Anadolu Mensucat, Öztek Tekstil, Topkapı İplik Sanayi, Tekstüre Çorap Sanayi, Akın Tekstil, Edip İplik, Herteks Tekstil, Modital Sanayi'de ise grev tarihi 24 Eylül olarak belirlenmişti. Tarafları uzlaşmaya götüren süreç boyunca Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin'in uzlaşmacı tutumu dikkat çekti. Narin, yaptığı açıklamalarda ve görüşmelerde işletmelerin devamlığına vurgu yaptı. Narin, 13 Ağustos'ta NTV'de katıldığı "Akşam Haberleri"nde sektörün içinde bulunduğu durumu "Maalesef sektör limitsiz bir ithalat karşısında son 4 senedir bayağı bir yıpranıyor ve devamlı iş yerleri kapanıyor" sözleriyle anlattı. İşçi sendikasıyla yapılan görüşmelerde işletmelerin devamını istediklerini belirten Narin, "İşçinin, çalışan iş yerlerinin devamlılığıyla alakalı talepleri iyi değerlendirmesi lazım. Yoksa sendikacıları 'daha fazla hak aldık' diye memnun etmek için bir kolektif iş akdi yapmak niyetinde olmamız mümkün değildir" dedi. Narin, lokavt ilanıyla ilgili bir soruya ise "Lokavt ve grev ilanları hepsi 40 senedir yapılan standart bir prosedürdür. Yani, bu grevle, lokavt kararlarından hiç kimsenin ürkmemesi lazım. Biz sonunda nasıl olsa anlaşacağız ve iş yerlerimizin devamlı çalışmasını, işçilerimizin de devamlı iş yerinde kalmasını sağlayacağız. Bu bakımdan, kimse bunu bir fırsat olarak düşünmesin. Bu fırsattan istifade etmek isteyenlerin hepsinin hevesleri maalesef kursaklarında kalacak" dedi.
Halit Narin, 15 Ağustos'ta 24 televizyonuna yaptığı açıklamada ise yine ithalata vurgu yaparak, "Birçok iş yerlerimiz kapandı, birçok iş yerlerimiz de düşük bir kapasiteyle çalışıyor. Ve işçilerimizle geleceğin umutlu günlerini beklemek için de mücadele ediyoruz" dedi. Narin, işçilerin taleplerinin aşın olmadığını ancak, işverenin böyle bir talebi karşılayacak kapasitesi bulunmadığını söyledi. Narin, "Çünkü hiçbirimiz, ful kapasite çalışamıyoruz. Ayrıca çalışmalanmızm hepsi karlılıkla neticelenmiyor. Dolayısıyla işveren arkadaşlarımın yapamayacakları bir finansman yükü altina girmeleri de mantıki değil" dedi.
Halit Narin'in bu açıklamayı yaptığı günün ertesi yani 16 Ağustos'ta taraflar bir kez daha bir araya geldi. Bu kez Ankara'da yapılan görüşmelere Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin, Sendika ikinci Başkanı Sadık Oğuz, Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, TEKSİF Genel Başkanı Nazmi Irgat katıldı. Anlaşmanın sağlanamadığı görüşmeler sonrasında Nazmi Irgat taleplerinin "makul" olduğunu söyleyerek, "20. dönem toplu iş sözleşmesindeki hükümlerin korunmasını talep ediyoruz. 20. dönemde, her bir 6 ay için yüzde 6 zam almıştık" dedi.
Sendika ile TEKSİF arasında son görüşmelerin ise biri 6 Eylül diğeri 9 Eylül'de yapıldı. 9 Eylül'deki görüşmede yaklaşık 6 aydır devam etmekte olan 21. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi müzakereleri anlaşmayla sonuçlandı. İmzalanan anlaşma sonrası yapılan açıklamada, sözleşmenin 1 Nisan 2007 ile 31 Ekim 2009 tarihleri arasında 31 aylık dönemde geçerli olduğu kaydedilerek, sözleşme ile işçilerin 31 Mart 2007 tarihindeki brüt ücretlerine birinci yılın ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için yüzde 5, ikinci yılın ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için yüzde 4, üçüncü yılın ilk yedi aylık dönemi için yüzde 4 oranında zam yapıldığı bildirildi.
Sosyal yardımlar konusunda da ücret zamları oranında artış yapıldığı aktarılan açıklamada, şöyle denildi: "Sendikamız, tekstil ve konfeksiyon sektörünün gerek global ekonominin gerekse Türk ekonomisinin içinde bulunduğu güç koşullara rağmen, üzerine düşen sorumluluk ve fedakarlıktan kaçınmaksızın verebileceğinin azamisini vermek suretiyle çalışma barışına devamlılık kazandırmaktan büyük mutluluk duymaktadır. Türk tekstil sektörü için ekonomik güçlükler nedeniyle rekabet şartlarının fevkalade ağırlaştığı bir dönemde, kendileri için yapılan fedakarlığın bilinci içinde olduklarını umduğumuz işçilerimizin de üzerlerine düşen görevleri eksiksiz olarak yerine getireceklerine, üretim ve verimlilikte gösterecekleri artış ile iş yeri varlığının sürekliliğine katkıda bulunacaklarına inanıyoruz."
Son Güncelleme ( Pazartesi, 08 Ekim 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >