| DPTnin tekstil raporu sektörün moralini bozdu |
|
|
|
| DERGİ - Güncel | |
| Yazar TÜTSIS | |
| Çarşamba, 10 Ekim 2007 | |
DPTnin raporunda, kotaların tamamen kalkmasıyla tekstilde önümüzdeki 10 yılda ciddi bir küçülme gerçekleşeceği ve 600 bin kişinin de işsiz kalacağı öngörülüyor.
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) hazırladığı "Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sanayiinin Değişen Dünya Rekabet Şartlarına Uyumu" konulu rapor sektörde moralleri bozdu. Rapor, kotaların tamamen kalkmasıyla tekstilde önümüzdeki 10 yılda ciddi bir küçülme gerçekleşeceği ve 600 bin kişinin de işsiz kalacağını öngörüyor. Rapora tepki gösteren tekstil ve hazır giyim sektörü temsilcileri, çalışmanın Türkiye gerçeklerine uygun olmadığını savundu. Raporun eksik olduğunu belirten ve talihsiz bir açıklama olarak nitelendiren tekstilciler, çözüm önerisi de sunulmadığını belirtiyorlar.
DPTnin hazırladığı tekstil ve hazır giyim raporunu, tek cümle ile değerlendiren DEBA Yönetim Kurulu Başkanı Esat Sivri, "Ben buna laf-ı güzaf derim, o kadar" dedi. Sivri, raporu hazırlayan kişinin tekstili bilmesi gerektiğini belirterek, raporu saçma bulduğunu söyledi.Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği eski Başkanı Aynur Bektaş ise "Kotaların kalkmasından sonra böyle bir durumun yaşanmasından korkuluyordu. Ancak son temmuz rakamlarımız ihracaümızın yüzde 15.2 arttığını gösteriyor. Sektör hızla yapılanıyor, ihracat artışı da gösteriyor ki tekstil ve hazır giyimde iyi yoldayız. Türkiye, İtalya'nın yerini almaya başladı. Kumaşta, işgücünde, dizaynda başarılıyız. Teknolojik yatırım gerekli, işgücüne de yatırım yapılmalı" dedi.
Denizli Sanayi Odası (DSO) Başkanı Müjdat Keçeci de tekstilin Türkiye'nin bir gerçeği olduğunu belirterek, "Tekstilimiz bugün vardır, gelecekte de olacaktır. Tekstil ve konfeksiyonda geleceğin dünyası teknik tekstil, nanoteknolojidir. Bizce raporda zor durumda kalacağı bildirilen tekstil piyasa ürünü haline gelmiş kendini yenileyememiş tekstilin neticesi böyle olacaktır" dedi. Teknik tekstil yapan, Ar-Ge'ye bütçe ayıran, marka ve tasannu prensip haline getiren tekstilin böyle bir akıbete uğramayacağını savunan Keçeci, "Bunların önü açıktır. Bugün en önemli istihdam tekstilimizdir. 20 milyar dolar ihracatımız var. Bu sektörün desteklenmesi lazım. Hükümetin maliyetleri azaltıcı destekler vermesi lazım. Tedbir alındığında sorun olmaz" diye konuştu.
Selin Tekstil'in ortağı Sedat Küçüker de raporda sözü geçen bazı parçaların üretimin yurtdışına kaydırılmasının ülkeyi olumsuz etkileyeceğini söyledi. Küçüker, "Amaç ülkede işçi istihdamı ise yurtiçinde üretim yapılmalı. Mamulü üretirken ucuz yaptırmak adına, üretimi başka ülkelere kaydırmak, buradakilerin işsiz kalması ve ekonomik kayıp anlamına gelir. Üretimi dışarıya kaydırmak döviz çıktısı demektir. Bir yandan 'ülkeye döviz gelsin' diye toprakları, barajları satıyorlar, bir taraftan da üretimi yurtdışma kaydırıyorlar. Bu mantıklı değil. Ne kadar kalite olursa olsun Çin'den gelen malı, bizim tüketicimiz gözü kapalı almaz. Örneğin, Vakko'nun ürettiği bir malın aynısının Çin'de üretildiğini bilseniz, bile bile ona aynı parayı vermezsiniz. Çünkü Çin mallarına karşı bir güvensizlik var. Bizden mal alan müşterilerimiz, üretimin bazı kısımlarını dışarıda yaptırdığımızı öğrenirse bizden mal almaz. Bize sipariş veren kişi, ürün tamamen Türk malı olduğundan ve kalitesini beğendiğinden sipariş veriyor" dedi. Küçüker, raporda ihracatın yüzde 20 oranında düşeceğine yönelik öngörüyü de doğru bulmuyor. İhracatın her şeye rağmen arttığını ifade eden Küçüker, "Piyasada birçok fabrika kapanıyor, batıyor ama ihracat yine de artıyor.
İşsizliğin artması ile ihracatın düşmesi orantılı değil. Fabrikalarda çıkarılan işçilerin çoğu üretime direkt olarak katkısı olmayan kişiler. Örneğin fabrikada 5 tane şoför varsa 3'ünü çıkarıyor, çaycı 10 taneyse 2'ye düşürüyor, idari personel sayısını azaltıyor işadamları, ama üretime direkt katkısı olanı, makinenin başında oturanı işten çıkarmıyor" dedi.
Talihsiz açıklama
Funika Holding Yönetim Kurulu Başkanı Osman Nuri Sözkesen, raporun hoş olmadığını söyledi. DPT gibi önemli bir birimin, tekstil ve hazır giyim sektörüne yönelik öngörülerini açıklarken, bunun yanı sıra çözüm önerilerini de sunması gerektiğini belirten Sözkesen, raporun, 'Boşuna uğraşmayın, 2020 yılına kadar yok olacaksınız' dediğini söyledi. Sözkesen, "Raporda çözüm yolları yok. Markalaşmaya, ino-vasyona, teknik tekstile yatırım gibi çözüm yolları sunulmamış. Çözüm yolları sunulup, 'Bunlar yapılmadığı takdirde başınıza şu gelecek' şeklinde daha anlamlı bir açıklama yapılmalıydı. Bunlar yapılmazsa şu olur, tedavisi budur denmeliydi. Talihsiz bir açıklama. Üslup hiç hoş değil" dedi.
Ekonominin şimdiki gibi gittiği sürece, raporun öngörülerinin doğru olduğunu belirten Sözkesen, "Teknolojiye geçiş yapılmazsa, yenilikçi ticari ürünler piyasaya sunulmazsa, raporda öngörülenler gerçekleşebilir. Tespit doğru ama anlatımı yanlış, beyan eksikliği var. Bu tür açıklamalar, sektörü çok olumsuz etkiler. Tekstil firmalarının moralini bozar, şevkini kırar. Milyonlarca insanın çalıştığı, istihdam konusunda bir numara olan bir sektörün mali piyasalarla olan ilişkilerini bozar. DPT, böyle bir raporu kamuoyuna duyurmaktan çok hükümete sunmalı ve reçetesini de kamuoyuna açıklamalıydı. Madem adı Devlet Planlama Teşkilatı, olumsuz öngörülerini olumluya çevirecek çözümler sunmalıydı" diye konuştu. Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) Başkanı Kazım Arslan ise "Rapor, işsizlik konusunda gerçekleri yansıtıyor. Bugün yaşadığımız sistem içerisinde, ihracat yapma oram her gün azalıyor. Elbette sürekli zarar eder hale gelmiş olan ihracatçı firmalar gün gelecek işletmelerini kapatacak. Bu gidişatın sonu, burayı gösteriyor. Teşvikler nedeniyle, teşviksiz illerde tekstil giderek küçülüyor" diye konuştu. DPT'nin raporundaki, üretimin her parçasının Türkiye'de sürdürülmesi yerine bazı parçaların, başka ülkelere kaydırılması ve bazı firmaların sektörden çıkmasına da destek verilmesi yönündeki görüşe ise karşı çıkan Arslan, "Gelişmiş ülkelerde bunlar olabilir ama henüz Türkiye gibi emekleme safhasında olan ülkelerde işletmeler kapatılırsa işsiz çoğalır. Dış ülkeler, Türkiye'de KOBİ gücünün olmasını istemiyor. Ülkemizde ise işletmelerimizin çoğu KOBİ niteliğinde. Raporda belirtilenler uygulanırsa, hem KOBİ'ler azalır hem üretim azalır hem de işsiz çoğalır. Rapor, Türkiye gerçeğine uygun değil. Masa başında, teorik olarak hazırlanmış bir program. İşletmeler kolay kurulmuyor" dedi. Tan Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tan, raporda sektörün küçüleceğine dair öngörünün doğru olduğunu ancak üretimin bir kısmının yurtdışına kaydırılmasının, iç piyasaya darbe vuracağını söyledi. Tan, "Döviz kurlarındaki düşüş nedeniyle bir sıkıntı var. Doğalgaz, SSK maliyetleri gibi yükler büyük sorun oluşturuyor. Biz bu şartlarda rakip ülkelerle rekabet edemiyoruz. Bu şartlara 2 yıl mı, 5 yıl mı dayanırız, 2020'ye kadar böyle gider mi bilmiyorum. Rapor doğru gibi görünüyor. Tekstilde rekabet direnci kırıldı. Tekstilde, teknolojileri ileri seviyede olmayanlar rekabet gücünü kaybetti" dedi. Tan, bazı parçaların yurtdışında üretilmesinin ise iç piyasadaki sektöre darbe vuracağı görüşünde. Tan, "Üretimin bazı parçalarının yurtdışında yapılması, istihdamın küçülmesine sebep olur. Faizler düşürülmeli, döviz fiyatı artırılmalı ve özellikle ihracatçı sanayicinin enerji fiyatları düşürülmeli ki rekabet edebilsin. Biran önce tedbir alınmalı, yoksa raporda söylenenlerin gerçekleşmesi 2020'yi bulmaz" diye konuştu. Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (DETKİB) Başkanı Raşit Güntaş ise Türkiye'deki tekstil sektörünün diğer ülkelerle aynı şartlara kavuştuğunda azalmadan çok ihracatta artış olacağım belirtti. Güntaş, "Belki 2018 yılına kadar 600 bin kişi işsiz kalabilir ama yenilenen teknoloji ile 20 milyar dolar olan tekstil ihracatımız 60 milyar dolara çıkar ben de bunu iddia ediyorum. Zaten kotalar kalkmış vaziyette. Belli başlı ürünlerde yapılıyor. Bazı konfeksiyon ürünlerine uygulanıyor" diyerek hedefin büyüklüğünü ortaya koydu. Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkam Şenol Şankaya da "Yeni olan hükümet sektörün sorunlarına çözüm bulmalı. Uygulanan yüksek faiz politikası aşırı değerli YTL yarattı. Maalesef bu şekilde ihracatçının kârı ve emeği faize yönlendiriliyor. İhracatçı pazar kaybetmemek için para kaybediyor. Uzakdoğu'da, gelişmekte olan ülkelerde inamlmaz ihracat patlaması yaşıyor. İstihdam üzerindeki yükün azaltılması gibi iyileştirmelerin yapılması durumunda, ihracatçının performansı artacak" dedi. DPT'NİN RAPORUNDA NELER ÖNGÖRÜLÜYOR?
DPT uzmanı Emrah Öngüt tarafından hazırlanan "Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sanayiinin Değişen Dünya Rekabet Şartlarına Uyumu" isimli çalışmaya göre 2020'ye kadar Türkiye'de tekstil sektöründe yaşanacak gelişmeler 600 bin kişinin işine mal olacak. Sektörün bugünü ve geleceğine ilişkin saptamaların yer aldığı raporda; şu anda Türkiye'deki tekstil sektörünün olgunluk düzeyine geldiğine dikkat çekiliyor. Tekstil ve hazır giyimde geçiş döneminin en iyi şekilde yönetilmesi ve değişen dünya rekabet şartlarına uyumun sağlanmasının Türkiye'de bu sektörün geleceğini ve aynı zamanda tüm ekonomiyi etkileyeceği vurgulanan raporda Çin, AB ülkeleri, Türkiye, Meksika ve Hindistan'ın şu anda en büyük hazır giyim ihracatçısı ülkeler olduğu kaydediliyor.Dünya Ticaret Örgütü'nün aldığı kotaların kaldırılması kararının 2005 yılı itibariyle uygulanmaya başladığına dikkat çekilen raporda, bu kararın etkilerinin önümüzdeki yıllarda daha net görüleceği vurgulanıyor. Rapora göre kotaların kaldırılması Türkiye açısından önemli bir dezavantaj olacak. Çin ve Hindistan ise kotaların kaldırılmasıyla avantaj elde edecek. Kotalar 2020 yılına kadar kademeli olarak kaldırılacak. Raporda bu durumun ülkelere etkileri de hesaplanıyor. Buna göre Çin ve Hindistan'ın tekstil ve hazır giyimde elde edeceği avantaja bağlı olarak, Türkiye'nin tekstil ihracatında yüzde 20, hazır giyim ihracatında ise yüzde 47 azalma yaşanabilecek. Kotaların kaldırılmasıyla üretimde de değişim yaşanacak ve Türkiye'nin tekstil üretimi yüzde 23.1, hazır giyim üretimi de yüzde 33.4 azalacak. Üretim ve ihracat kaybının yaratacağı refah kaybı ucuz ithalat yoluyla bir ölçüde telafi edilebilse bile toplam ülke refahında azalma yaşanacak. Tüm bu gelişmelere bağlı olarak, 2018'e kadar Türkiye'deki tekstil istihdamında yüzde 23, hazır giyim istihdamında ise yüzde 33 azalma olabilecek. Toplamda 600 bin kişilik istihdam kaybı yaşanırken tüm sektördeki istihdam kaybı da yüzde 30 düzeyinde olacak.
Buna karşın Çin ve Hindistan hem üretimlerini hem de istihdamlarını artıracak. Rapora göre Çin tekstilde yüzde 12.4'lük, hazır giyimde ise yüzde 31.3'lük üretim artışı yaşayabilecek. Hindistan'ın tekstilde üretim artışı 0.7, hazır giyimde ise yüzde 4.6 olacak. Çin'de istihdam 2018 yılına gelindiğinde tekstilde yüzde 12.2, hazır giyimde yüzde 30.4 yükselecek. Hindistan'da 2018 yılında tekstildeki istihdam artışı yüzde 0.8, hazır giyimde ise yüzde 4.8 olarak bekleniyor.
Tekstil sektörünün tüm dünyada yeniden yapılandığına dikkat çekilen raporda, geçmişte elde edilen kârlılıkların yeni dönemde elde edilemeyeceği, "ne üretsen, kaça üretsen satılır ve para kazanılır" devrinin yaşanmayacağına dikkat çekiliyor. YTL'nin aşırı değerli olmasının sektörün ihracatını olumsuz etkilediği ancak makro dengelerin en temel husus olduğuna vurgu yapılan raporda, bunun için artık sektörün maliyet dışı rekabet unsurlarında değişime açık olması gerektiği belirtiliyor. Sektörün en temel sorununun kayıtdışılık olduğu vurgulanan raporda tüm sektörde firmaların yüzde 40'ının kayıtdışı olduğu belirtiliyor. Raporda, Türkiye'de tekstil ve hazır giyim sektöründeki yeniden yapılanmada firma sahipliğinin değişmesinin, şirketlerin hayatta kalmasında faydalı olacağı vurgulanıyor. Raporda üretimin her parçasının Türkiye'de sürdürülmesi yerine bazı parçaların üretimin daha avantajlı olduğu ülkelere kaydırılması isteniliyor. Rapora göre böylelikle katma değerin ve belli bir istihdamın Türkiye'de kalması sağlanabilecek. "Bu süreç 2008'den önce tamamlanmalı" denilen raporda, finansal kapasitesi, üretim ve yönetim becerileri yetersjz, rekabet güçlüğü içindeki başta KOBİ'ler olmak üzere bazı firmaların sektörden çıkması gerektiği kaydediliyor.
Raporda, Türkiye'nin İspanya örneğinde olduğu gibi hızlı ve tasarıma dayalı üretim yapabilen markalar oluşturması gerektiği belirtiliyor. Rapora göre İspanyolların Zara isimli markası gibi markalar oluşturulmalı. Raporda üç tane firmaya 5 yıllık sürede firma başına 50 milyon dolar markalaşma teşviki verilmesinin bütçeye getireceği yıllık yükün 40.5 milyon YTL olacağı vurgulanıyor. Raporda, esnek üretime geçilmesi gerektiği belirtilirken rapora göre sektörde teknolojiye dayalı rekabetçi yapının sağlanması şart. Bunun için tekstil makineleri ve tekstil kimyası alanındaki çalışmaların desteklenmesi öneriliyor. Raporda bu çalışmalar yapıldığında üretim ve istihdam azalsa da ihracat ve yaratılan katma değerin sürdürülebileceğine dikkat çekiliyor. |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Ekim 2007 ) | |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


