| Bursa kaybettiği ipeği atıyor |
|
|
|
| DERGİ - Ayın Konusu | |
| Yazar Özcan GÜNEŞ /BURSA | |
| Perşembe, 11 Ekim 2007 | |
Çin'den taşınan koza tohumlan aracılığı ile bin 200 yıl önce ipekçilikle tanışan ve uzun yıllar ipek üretim üssü olarak faaliyet gösteren Bursa, tarımda uygulanan yanlış politikalar ile kırsaldan kente yönelen göç sonucunda, önce ipekböcekçiliği yetiştiriciliğini, ardından da ipek üretimini kaybetti. Yüzlerce yıl adını tüm dünyaya duyurduğu kentin, günümüzde tekstil sanayiinin en önemli merkezlerinden biri olmasının yolunu açan, ancak daha sonra tarihe karışan ipek ve ipekçilik, şimdi yeniden hayata döndürülmek isteniyor.Bursa'da ipekçilik, 520'li yılarda Çin'den Bizans'a gizlice getirilen ipekböceği kozaları ile başlamış ve yörenin ipekböceğinin yetişmesi için uygun bir iklime sahip olmasıyla Osmanlı döneminde gelişerek, 15 ve 16. yüzyılda en yüksek seviyeye ulaşmış. Sarayın yanı sıra Cenova, Floransa ve Venedikliler, Bursa ipeklerinin en büyük alıcısı olurken, tarihi Koza Han, ipekçiliğin ticari merkezi şeklinde hizmet vermiş. 19. yüzyıla gelinceye dek, uzmanlaşmış zanaatkarlar tarafından, ev ve küçük işyerlerinde yerel teknoloji ile sürdürülen ipekçilik, daha sonra Avrupa'da kullanılan yeni teknik ile tanışmış. Öyle ki, 1860'larda kentteki filatür tesisi sayısı 90'a çıkmış. Bunların çoğu 1. Dünya Savaşı nedeniyle kapanırken, Cumhuriyet döneminde 25 ipek filatür ve 54 ipekli dokuma fabrikası faaliyetini sürdürmüş.
Özellikle Muradiye, Demirkapı, Mecnundede, Umurbey ve Karaağaç mahallelerinde yaygınlaşan ve İstimhane, Kozaklık ile Mancınıkhane'den oluşan tesislere, dokuma sektörünün yeniden canlanmasıyla birlikte büküm ve çözgühane, dokuma ünitesi ile boyahane gibi özel üretim mekânları da eklenmiş. Avrupa'da gerçekleşen Sanayi Devrimi'nin etkisiyle endüstrileşme sürecine giren ve ipek filatür fabrikaları inşa edilen bölgede, 1940 yılında Kozabirlik kurulmuş ve İpekböcekçiliği Araştırma Enstitüsü ile de sektöre verilen önem sürdürülmüş.
Kent ekonomisine uzun süre büyük katkılar sağlayan koza ve ipekçilik, tekstil sanayinin günümüzdeki gelişiminin de temellerinin atılmasına yol açü. Ancak, bu özelliğini 20. yüzyılın ortalarına kadar koruyan ilde, 1980 sonrasında Uzakdoğu'dan ucuz ipek ithal edilmesi ve suni ipek kullanımının yaygınlaşması, ipek sanayiinin sonunun gelmesine neden oldu. Çiftçilerin, para kazanmadıkları gerekçesiyle 90'lı yılların başında ipekböceğini besleyen dut ağaçlarını keserek, başka alanlara yönelmesiyle başlayan süreç, ilde ipek ipliği çeken filatür tesisi ve de ipekli dokuma tezgâhı kalmayışıyla son buldu. Türkiye'de alanındaki son tesis olan, Kozabirlik İpek Filatür ve Bükme Fabrikası da 1995'te kapılarına kilit vurdu. Kentin sembollerinden olan ipekböcekçiliği, tarihe karışırken, "Bursa İpeği" de, tozlu raflanndaki yerini almış oldu. Bir zamanlar koza piyasasının kurulduğu tarihi Koza Han'ın avlusunu koza çuvalları yerine, çay bahçesinin şemsiyeleri doldurdu. İpeğin adı; yalnızca, eskiden ipek üretilen tesislere ev sahipliği yapılan Karaağaç Mahallesi'ndeki "İpekçilik Caddesi" ile tarihi Koza Han'da suni ipek satan dükkanların tabelalarında kaldı.
Kozabirlik'in yeni arayışı
Üreticinin ihtiyacı olan Polihibrid İpekböceği to humunu üretmek, üreticiden aldığı yaş kozaların ve ürettiği polihibrid ipekböceği tohumunun iç ve dış piyasadaki müşterilere satışını gerçekleştirmek amacıyla kurulan Bursa Koza Tarım SatışKooperatifleri Birliği (Kozabirlik), ipekçiliği yeniden canlandırmak için 2001 yılından beri bir dizi çalışma yürütüyor. Bu amaçla bu yıl çiftçiye ücretsiz dut fidanı dağıtan birlik, Eskişehir'de yeni bir filatür tesisi inşa ediyor. Kozabirlik Genel Müdürü Ayhan Ka-ragözoğlu, tarım politikaları ve göç gibi unsurlardan ötürü yörede ipekböcekçiliğinin önemini yitirdiğini belirterek, kozacılığın tamamen yok olmasının önüne geçmek istediklerini söyledi. İlaçlı tarım nedeniyle artik Bursa Ovası'nda ipekböceği yetişmediğini ve üretimin Kemalpaşa, Orhaneli ve Büyükorhan köylerinde sürdürülmeye çalışıldığını kaydeden Karagözoğlu, çiftçileri yeniden üretim için teşvik ettiklerini bildirdi. Ağır kalmış ekonomi modelinin üreticileri olumsuz etkilediğine dikkat çeken Karagözoğlu, "1980'lere kadar yaygın olan üretim, 1985'te ekonomik transformasyon nedeniyle düştü. Türk Cumhuriyetle-ri'nden gelen ucuz mal, rekabet şansını ortadan kaldırdı. 2000'de üretim tamamen düştü. Bunun üzerine bir dizi tedbirleri yaşama geçirme karan aldık. Direkt pazarlama yöntemleri yapıyoruz. Köyleri ziyaret edip, broşür dağıtıyor ve eğitimler veriyoruz. Kozayı destekleme kapsamına aldırdık. Devlet bu yıl kilogram başına 9 YTL destekleme veriyor. Biz de kilogramını 13 YTL'ye alıyoruz. Son beş yıldır ödemeleri peşin yapıyoruz. Bu çiftçi için önemli bir teşvik oldu. Bu şekilde hızlı düşüşü önleyerek, mevcudu korumayı başardık. Bu yıl 70 bin dut fidanını ücretsiz olarak dağıttık. Mart ayında 100 bin fidan daha vereceğiz" dedi. Yen projelerini uygulamaya koyacaklarını ve bu kapsamda koza yetiştiriciliği için yaz aylarında kentten köye olmak üzere, göçü tersine çevirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Ayhan Karagözoğlu, her yıl yüzde 10'luk üretim artışı hedeflediklerine işaret etti.
İpekböcekçiliğini yaygınlaştırmak için dağ yörelerinden başka alternatifi olmadığını, bu nedenle organik tarımın geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Karagözoğlu, bu amaçla TEMA ile de işbirliği içinde olduklarına dikkat çekti.
Bursa'daki filatür fabrikasını atıl duruma gelmesi sonucu sattıklarım ancak Eskişehir'de yeni bir tesis kurduklarım anlatan Ayhan Karagözoğlu, şöyle devam etti: "Mayıslar köyünde kendi arsamız olması ve ulaşım için elverişli olması dolayısıyla yatırım için burayı seçtik. Şu anda kozayı hammadde olarak satıyoruz. Tesisin devreye girmesiyle birlikte ipek ipliği üretmeye başlayacağız. Yaklaşık 1 milyon YTLTik bir yatırım gerçekleştiriyoruz. İç piyasanın ihtiyacını karşılayacak, katma değeri yüksek teknolojik ipek ipliği üreteceğiz. Türkiye'de ipek iplik üretimi şu anda sadece Birecik'te var. O da geleneksel yöntemlerle yapılıyor. Birlik olarak halen Bursa'da ipekböceği tohumu üretiyoruz. Bu yıl itibariyle İpekçilik Enstitüsü'nü kiraladık. Tohum üretimine burada devam edecek ve tüm Ar-Ge çalışmalarını buradan yapacağız. Üniversite ile ortak çalışmalara imza atacağız. Başta Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) olmak üzere uluslararası kuruluşlarla işbirliğine giderek, Avrupa'nın en büyük araştırma merkezi haline getireceğiz. Burayı aynı zamanda ipekçilik kampüsüne çevirmek niyetindeyiz. Bursa ipek şehri ama maalesef bu anlamda gösterecek bir şeyi yok."
İpekböceği artık müzelik
Bursa'nın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan ipekböceği, Büyükşehir Belediyesi'ne ait kent Müzesi'nde yaşatılıyor. Müzede ayrılan bir bölümde, Kozabirlik'ten alınan tırtıllar yetiştirilerek koza elde edilirken, "Geçmişten geleceğe ipekböcekçiliği" sergisiyle de ziyaretçilere tanıtılıyor.Müze Koordinatörü Ahmet Erdönmez, kentin yok olan sembol ve değerlerini yaşatarak, gelecek kuşaklara aktarmayı amaçladıklarım belirterek, zaman içinde kaybolan ipekböcekçiliği ve Bursa kumaşının yeniden eski değerine kavuşması için müzede ipek böceği yetiştirdikleri bilgisini veriyor.
Dikkat çekerek, ipekböcekçiliğine hak ettiği değeri yeniden kazandırmayı hedeflediklerini dile getiren Erdönmez, "Bunun için öncelikle ilimizin bu alandaki geçmişini sergi haline getirdik. Daha sonra okullar arasında düzenlediğimiz resim yarışmasıyla yeni neslin tanımasına katkıda bulunduk. Kozabirlik'ten aldığımız 750 tırtılı, özel bölümde yetiştirdik. Mevsimi geldiğinde her yıl bu üretimi yineliyoruz. İpekböcekçiliğini yeniden canlandırmayı amaçlıyoruz" diye konuşuyor.
Kozahan, kozasız kaldı
Uluçami ile Orhan Camii arasında 1492 yılında İkinci Bayezid tarafından kurulan ve yıllarca ipek ticareti ile koza alım satımına ev sahipliği yapan tarihi Koza Han, şimdi mistik bir dinlenme mekânına dönüşmüş durumda. Geçmişte tarihi "İpek Yolu"nun en önemli duraklarından biri olan, 95 işyerinin bulunduğu Koza Han'ın üst katında, bugün suni ipekten yapılmış kumaşlar satılıyor. Üreticilerin getirdiği koza çuvallarının sığmadığı geniş avlusu ise kentin kalabalığından kaçmak isteyenlerin uğrak yeri konumunda.
Koza Han İpekçiler Derneği Başkanı Hasan Tunçman, Han'da kozayı en son 90'lı yılların sonunda gördüklerine işaret ederek, bu tarihten sonra işyerlerindeki "Bursa İpeklilerinin yerini de Çin ve Hindistan'tan gelen suni ipeklerin aldığına dikkat çekiyor. Koza hasadı döneminde üreticilerin alışverişi sayesinde çarşının hareketlendiğini anlatarak, geçmişe uzanan Tunçman, o günleri şöyle anlatıyor:
"Koza Han, dünyanın ilk ticaret merkezlerinden biri. İpek ve ipekböcekçiliğinin merkeziydi. Hasat zamanı, köylülerin getirdiği koza çuvalları, buraya sığmaz, Uzunçarşı'ya kadar kuyruklar oluşurdu. Çiftçi, parasıyla çocuklarına çeyiz düzer, altın alırdı. Çarşı hareketlenir, esnafın da yüzü gülerdi. Şimdi ise ne koza kaldı ne ipek. Soranlara, Bursa'da artık ipek üretilmediğini söylüyoruz."
|
|
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 15 Ekim 2007 ) | |
| Sonraki > |
|---|



Çin'den taşınan koza tohumlan aracılığı ile bin 200 yıl önce ipekçilikle tanışan ve uzun yıllar ipek üretim üssü olarak faaliyet gösteren Bursa, tarımda uygulanan yanlış politikalar ile kırsaldan kente yönelen göç sonucunda, önce ipekböcekçiliği yetiştiriciliğini, ardından da ipek üretimini kaybetti. Yüzlerce yıl adını tüm dünyaya duyurduğu kentin, günümüzde tekstil sanayiinin en önemli merkezlerinden biri olmasının yolunu açan, ancak daha sonra tarihe karışan ipek ve ipekçilik, şimdi yeniden hayata döndürülmek isteniyor.Bursa'da ipekçilik, 520'li yılarda Çin'den Bizans'a gizlice getirilen ipekböceği kozaları ile başlamış ve yörenin ipekböceğinin yetişmesi için uygun bir iklime sahip olmasıyla Osmanlı döneminde gelişerek, 15 ve 16. yüzyılda en yüksek seviyeye ulaşmış. Sarayın yanı sıra Cenova, Floransa ve Venedikliler, Bursa ipeklerinin en büyük alıcısı olurken, tarihi Koza Han, ipekçiliğin ticari merkezi şeklinde hizmet vermiş. 19. yüzyıla gelinceye dek, uzmanlaşmış zanaatkarlar tarafından, ev ve küçük işyerlerinde yerel teknoloji ile sürdürülen ipekçilik, daha sonra Avrupa'da kullanılan yeni teknik ile tanışmış. Öyle ki, 1860'larda kentteki filatür tesisi sayısı 90'a çıkmış. Bunların çoğu 1. Dünya Savaşı nedeniyle kapanırken, Cumhuriyet döneminde 25 ipek filatür ve 54 ipekli dokuma fabrikası faaliyetini sürdürmüş.