| Burada KDV yoktur! |
|
|
|
| DERGİ - Editörden | |
| Yazar Editör | |
| Cuma, 28 Nisan 2006 | |
Türkiye'de hayali ihracatın kilometre taşlarını hepimiz az çok biliyoruz. 1970'lerde biri mobilyaya verilen yüzde 75'lik vergi iadesini fırsat bilip bu işin mucidi oldu. Türkiye'yi "hayali ihracat" kavramıyla tanıştırdı. Bir diğeri "Balina" olup 1.5 milyar YTL götürdü. Başka biri ise naylon faturalardan yaptığı "Paraşüt"le KDV iadesinin üzerine atladı.Geçen süre içinde bazılarının paraşütü açıldı bazıları ise yere çakılıp adaletin pençesine düştü. Ama "hayali" gerçeği hiçbir zaman değişmedi. Çünkü yüksek KDV, yıllardır bu işi kazanç kapısı yapanları hep cezbetti. Şimdi bu konu yeniden gündemde... Ancak bu kez yere çakılan bizzat KDV'nin kendisi oldu... Tekstil ve hazır giyimde KDV 10 puan düşünce yaşanan tartışmalarda kimileri "olumlu ama yetersiz" dedi, kimileri ise kendini afişe etmemek için ses vermedi. Bazıları da bilmeyerek bu tartışmanın içinde buldu kendini. Sonuçta yaşanan tartışmalarda ibre, ihracatçı cephesinden hep "memnuniyetsizlik" halini gösterince Devlet Bakanı Ali Babacan da yıllardır açık duran kapıyı gösterdi: Haksız kazanç kapısı var... "Bu kötü oldu diyenler açıkçası haksız kazanç sağlayanlardır" diyen Babacan "Kapıyı ceyran yapmasın diye kapattık" demedi ama şu önemli gerçeğin de altını çizdi: İhracata ödenen KDV iadeleri, tahsilattan daha yüksek.
Babacan'ın işaret ettiği rakamlar, açık kapıdan geçen ihracat iadelerinde de görülüyor. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın "iadeler" başlığı altında yayınladığı verilere göre 2004'te 4.9 milyar YTL olan KDV iadesi 2005'te 6.7 milyar YTL'ye ulaşmış. Yani yüzde 37'lere varan bir artış var. Oysa ihracattaki artış sadece yüzde 15.8. Bu bile başlı başına bir çelişki değil mi? Yine aynı şekilde 2000 yılında yapılan her 100 liralık ihracatın 3 lirası iade olarak ihracatçıya ödenirken bugün bu rakam 6.8 YTL'ye kadar çıkmış... Sözümüz tabii ki dürüst çalışan ve "ihracat hayali" ile tutuşanlara değil, "hayali ihracatla" tanışanlara... Ama şu gerçeği de artık kabullenmek lazım. Ortada devletin "yerini belli ettiği" bir para var ve bu paradan da birileri yıllardır nemalanmış... Tıpkı Temel fıkrasındaki gibi: Temel'e bir gün Piyango'dan para çıkınca götürüp bütün parayı toprağa gömmüş. Toprağın üstüne de şu yazıyı yazmış: - Burada para yoktur... Ertesi günü gittiğinde ise şu yazıyla karşılaşmış: - Burdaki parayı Dursun almadı... |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 03 Mayıs 2006 ) | |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Türkiye'de hayali ihracatın kilometre taşlarını hepimiz az çok biliyoruz. 1970'lerde biri mobilyaya verilen yüzde 75'lik vergi iadesini fırsat bilip bu işin mucidi oldu. Türkiye'yi "