İhracatta umutlar yılın ikinci yarısına

Geçen yılın ilk yarısında 12.6 milyar dolar olan tekstil ve hazır giyim ihracatı, bu yılın ilk yarısında 12.1 milyar dolara geriledi.

Bu durumda şüphesiz Türkiye’nin yaşadığı olağanüstü durumların etkisi büyük. Yüksek seyreden dolar/TL kuru ve kredi kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi de buna dahil. Risklere rağmen, tekstil ve hazır giyimciler yılın ikinci yarısından umutlu. Ancak Rusya ile olduğu gibi AB ile de ilişkilerin hızla normalleştirilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Olağanüstü bir yıl olarak geride bıraktığımız 2016’nın ardından, uluslararası ilişkilerde yaşanan sıkıntılar, terör olayları ve döviz kurlarındaki hızla yükselişten, tekstil ve hazır giyim sektörü de olumsuz etkilendi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) rakamlarına göre, tekstil ve hammaddeleri, hazır giyim ve konfeksiyonda ihracat 2016 Ocak-Haziran döneminde 12.7 milyar dolar, 2017 Ocak-Haziran döneminde ise 12.1 milyar dolar olarak gerçekleşti. TÜİK verilerine göre, tekstil ürünleri ihracatı 2016 Ocak-Haziran döneminde 6.5 milyar dolarken, 2017 Ocak-Haziran döneminde 5.4 milyar dolar seviyesine geriledi. Gerek Türkiye gerekse dünya ekonomisinde yaşanan olumsuzlukların etkisiyle sektörde ihracatta düşüş yaşandı.
İhracattaki bu gerilemenin nedenleri ise muhtelif. Kurların önlenemez yükselişi ve hazır giyim sektörü üretiminin büyük kısmının yurtdışı pazarlara yönelik olması nedeniyle TL’deki değer kaybı ihracattaki düşüşte etkili olurken, bazı tekstil ürünlerinin ithal hammaddelerinin fiyatındaki yükselme ile asgari ücretteki artış da ihracatı olumsuz etkiledi. Tekstil ve hazır giyimciler, 2017 sonunda ivmenin olumlu tarafa döneceğini söylese de bazı risklerin devam ettiğini ve bunlara karşı önlemlerin alınması gerektiğinin de altını çiziyor.

Avrupa geriledi, ihracat düştü
Avrupa Birliği’nin dünyadan tekstil ve hazır giyim ürünleri ithalatına bakıldığında, Eurostat’ın son resmi istatistiklerine göre, 2017 Ocak-Nisan döneminde Euro bazında yüzde 0.6, miktar bazında yüzde 4.7 oranlarında gerileme gözleniyor.
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, Türkiye’nin ihracatındaki gerilemenin, özellikle en büyük ihracat pazarı olan Avrupa eksenli ve Avrupa’daki pazar daralması kaynaklı olduğunu belirtiyor. Gülle, “2017’de Avrupa ülkelerinde başlayan seçimler, değişen hükümetler, dünyada artan terör olayları ve Ortadoğu’daki siyasi krizler, ihracatımızın ilk altı ayının toplamında bir gerilemeye neden olsa da, temmuz itibariyle hemen hemen bütün alt sektörlerimizde toparlanmalar başladı” diyor. 2017 Temmuz’unda tekstil ve hammaddeleri ihracatının 2016 Temmuz’una kıyasla yüzde 18 oranında artarak 775 milyon dolara yükselmesi de bunu kanıtlıyor.

Tekstilde üretim daraldı
Son üç yıl içinde Türkiye’deki sanayi üretimi, 2017 yılının ilk çeyrek aylık ortalamasına göre yüzde 9.2 büyüme kaydetti. Aynı dönemde tekstil sektörü yüzde 3.3-4 oranında daralırken, hazır giyimde yüzde 3 gibi bir büyüme yakalandı.
2017 yılında sanayi üretimi rakamları artarken, tekstil sektöründe üretim ve istihdamda azalma olduğunu belirten Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TTSİS) Yönetim Kurulu Üyesi Nadir Yürüktümen, Türkiye’nin en büyük istihdam imkânını yaratan tekstil sektörünün mevcut ve olası sıkıntılarını ciddiye almak gerektiğini kaydediyor. “Tekstil sektöründeki üretim ve istihdam daralması ihracat rakamlarına da olumsuz yansıdı. Hammaddeler ile yardımcı malzemeler üzerindeki kur hareketlerinin yarattığı fiyat dalgalanmaları ve 15 Temmuz sürecinin yarattığı baskılar, tüketici harcamalarının azalmasına neden oldu. Seçili sektörlerde uygulanan KDV, ÖTV indirimi benzeri uygulamalar bu sektörlerde hareketlilik getirirken, diğer sektörler bu hareketlilikten pay alamadı” diyen Yürüktümen, tekstil sektörünün -doğrudan veya dolaylı- büyük beklentiler içinde olduğu turizm sektöründe de 2016 yılında başlayan daralmanın devam ettiğini hatırlatıyor.

Ortadoğu pazarları da sıkıntılı
2017 Ocak-Haziran döneminde tekstil ve hazır giyim ihracatında temel olarak Almanya, İngiltere, İtalya ve Fransa gibi AB pazarlarında ihracat gerilemesi yaşandı. Sektörde en fazla ihracatın başta Almanya ve İngiltere olmak üzere AB ülkelerine yapıldığını belirten Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, TİM rakamlarına göre, sektörün ihracat performansını belirleyen bu ülkelerde ihracat kaybı yaşandığını belirtiyor. Yorgancılar, bunun yanında Fransa, İtalya, Polonya, Danimarka, Suudi Arabistan, Belçika, İran ve Mısır pazarlarında da düşüş görüldüğünü ifade ediyor.
TTSİS Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Harmancı ise yaşanan sıkıntılarda, gümrük süreçlerinin Avrupa Birliği ve Rusya gibi büyük ihracat pazarlarında biraz uzun ve masraflı olmasının etkili olduğunu da belirtiyor. Bu durum, zamanında ve ucuz servis vermeyi zorlaştırabiliyor.

Artış yaşanan pazarlar
AB pazarlarında gerilemeler olsa da İTHİB Başkanı İsmail Gülle, tekstil ve hazır giyim sektörünün en önemli ihracat pazarlarından biri olan İspanya’ya ihracatımızın bu dönemde yüzde 2.1 artarak 1 milyar doları aştığını ve Hollanda’ya ihracatımızın yüzde 2.4 artarak 508 milyon dolara çıktığını söylüyor.
Gülle, “Irak’a ihracatımız yüzde 19.3 artarak 426 milyon dolar, ABD’ye ihracatımız ise yüzde 3.8 artarak 418 milyon dolar değerinde gerçekleşti. Yine Avrupa’daki diğer önemli ihracat pazarlarımızdan Macaristan’a yüzde 205.3 ihracat artışı ile 150 milyon dolar, Sırbistan’a yüzde 12.4 ihracat artışı ile 91 milyon dolar, Çek Cumhuriyeti’ne yüzde 11.1 ihracat artışı ile 88 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik” diyerek, Amerika kıtasına ihracatın yüzde 3.3 artarak 548 milyon dolara çıktığını belirtiyor. Gülle, “Bununla beraber dünyanın en büyük pazarlarından biri olan Amerika kıtasında, Kanada’ya yüzde 10.6, Meksika’ya yüzde 4.8, Küba’ya yüzde 10079.7, Türk Cumhuriyetleri’ne ise yüzde 20’yi aşan ihracat artışları da sektör açısından sevindirici” diyor.

Sanayi 4.0 vurgusu
Türkiye’de ve dünyada, geçen yıldan gelen risklerin devam ettiği bilinen bir gerçek. Bu noktada, hükümetin yatırım hamlelerine devam ederek, güven ortamı sağlamakta kararlı davranmasının tekstil ve hazır giyim sektörünün canlandırılması adına çok önemli olduğunu belirten EBSO Başkanı Ender Yorgancılar, bunun yanı sıra küresel ekonominin değişen rekabet şartlarında, Sanayi 4.0 sürecini sektörün gözden kaçırmaması gerektiğini aktarıyor. “Artık sadece üretmek yetmiyor, katma değeri yüksek, tasarım ve inovasyon ile farklılaşmayı sağlamış teknolojinin entegre edildiği ürünler talep görüyor. Dünya pazarlarında yerimizi sağlamlaştırmak için, bu bağlamda gereken adımlar atılmalı. Dünya markaları arasında yer almak ve sürdürülebilir rekabet için, tekstil ve hazır giyim sektörünün moda endüstrisi ile entegrasyonu sağlanmalı” diyen Yorgancılar, yıl sonunda sektörün ihracatının yukarı yönlü ivme kazanacağının öngörüldüğünü kaydediyor. Rusya ile ilişkilerin toparlanmasının önemine dikkat çeken Yorgancılar, ABD, AB ve komşu ülkelerle ilişkilerin gerek ekonomik gerekse siyasi bağlamda olumluya çekilmesiyle, sektörün, ihracatın öncü güçleri arasındaki yerini koruyacağını ifade ediyor.

“AB süreci ticareti etkilemez”
Kurun sağladığı avantajla birlikte ülkede bir süredir yaşanan politik tutarlılığın ve hükümetin desteklediği KGF kredileri ile yatırımların tekrar önünün açıldığını ifade eden Orhan Harmancı, İstanbul dışında yapılan teşviklerin ve bunların sağladığı istihdamın, 2017’nin ikinci yarısında ve 2018’de ihracatta belirgin bir artış beklentisi yarattığını kaydediyor.
“Rusya ile buzlar erimiş olmasına rağmen, Rus halkının bazı alışkanlıklarında değişiklikler meydana geldi. Tekstil ve hazır giyim ihtiyaçlarının büyük bölümünü geçmiş yıllarda Türkiye’den alan Ruslar bu dönemde üretimlerinin bir kısmını Çin, Özbekistan, Türkmenistan gibi daha uygun ve gelişen ekonomilere kaydırdı. Bu sebeple Rusya’ya ihracat tekrar hareketlense bile, zaten ketum karakterleri ile bilinen Ruslar ile eski ihracat hacmini yakalamamız bir kaç yıl daha sürecek gibi gözüküyor” diyen Harmancı, AB ile iplerin gerilmesinin ise bu bölgeye yapılan ihracatı çok etkilemeyeceğini belirtiyor. Bunun en büyük nedeni ise Türkiye’nin kritik jeopolitik konumu ve AB’ye kıyasla sunduğu ucuz işgücü avantajı…

2017 atılım yılı
AB’de yaşanan pazar daralmasından dolayı sektörlerin ihracatında bir gerileme olmasına rağmen, tekstil sektörü kapasite kullanım oranının ocak ayından itibaren yükselme eğilimine girdiğini söyleyen İsmail Gülle, ihracatın ocakta yüzde 77.1, şubatta yüzde 77.6, martta yüzde 78.2, nisanda yüzde 79, mayısta da yüzde 79.9 oranında gerçekleştiğini kaydediyor.
“Haziran ayında tekstil sektörü kapasite kullanım oranımız son 38 ayın rekorunu kırarak yüzde 80.7 oranına yükseldi. 2016 yılında yaklaşık 10 milyar dolar ihracat gerçekleştiren tekstil ve hammaddeleri sektörümüz 2015 yılında dünyada 8’inci sıradayken, 2016 yılında 7’nci sıraya yükseldi” diyen Gülle, 2017 Mart’ında yine tekstil ve hammaddeleri sektörünün son 17 ayın ihracat rekorunu kırarak 930 milyon dolarlık bir ihracat yakaladığını dile getiriyor. Gülle, “Atılım yılı ilan ettiğimiz 2017 yılında ihracatımızın, Türkiye’ye sağladığımız katma değerin ve istihdama sağladığımız büyük desteğin 2017 yılı sonu itibariyle yeni rekorlara imza atacağından hiç şüphemiz yok” şeklinde konuşuyor.

Madalyonun öteki yüzü
Her ne kadar 2017 yılı sonunda ihracatta ivmenin olumlu yönde olacağı belirtilse de diğer taraftan, AB ile ilişkilerimizin bozulmasının, tekstil ihracatını olumsuz etkileyen bir diğer unsur olduğunu düşünenler de söz konusu. Bu bağlamda EBSO Başkanı Erdem Yorgancılar, AB ekonomisinin lokomotifi konumundaki Almanya ile olan tekstil ve giyim sektöründeki ihracatın 2014’ten 2016’ya kadar yüzde 20’ye varan bir değer kaybı yaşadığına dikkat çekiyor.
Almanya ile olan ilişkilerimizin 2017’de daha belirgin biçimde bozulması ve AB tam üyelik sürecinin askıya alınması yönündeki tavsiye kararı gibi süreçlerin sonucunda, Almanya’ya ihracatımız ilk altı ayda 1.4 milyar dolar gibi düşük bir seviyede kaldı. “Gidişattan duyduğumuz endişe ve kaygıların etkisiyle, 2017’nin geri kalanı için en büyük temennimiz Rusya ile atılan olumlu adımların, AB süreci için de uygulanmasıdır” diyen Yorgancılar, karşılıklı olarak her zamankinden daha kuvvetli biçimde itidal çağrısında bulunmanın ve ilişkilerimizi daha fazla olumsuzluğa uğramadan düzeltmenin gerektiğine inandığını belirtiyor.

Büyüme, döviz, faiz, petrol…
2017 yılı büyüme tahminleri, ilgili kurumlarca şu anda yüzde 3 ila 3.5 arasında öngörülüyor. İşsizlik oranının artması ve enflasyonda da yükseliş beklentisi biraz daha ağır basıyor. Nadir Yürüktümen, kurun da yıl sonuna kadar bugünkü seviyelerini koruyacağını düşünürken, faiz cephesinde ise çift haneli rakamların kaçınılmaz gibi durduğunu ifade ediyor.
“Tekstil sektöründe kullanılan başlıca hammaddelerden pamuk fiyatında 2017 yılında hafif artışlar oluyor. Bu durumun yıl sonuna kadar devam edeceği görülüyor. Tekstil sektöründe kullanılan başlıca hammaddelerden biri olan elyaf fiyatlarında da durum aynı” diyen Yürüktümen, bu iki temel hammaddedeki artışlar ve petrol fiyatlarında aşağı yönlü gevşeme yaşanmamasının, tekstil sektöründeki halı, iplik ve kumaş üreticilerinin üretim maliyetlerini mutlaka olumsuz yönde etkileyeceğini kaydediyor.

Dövizde istikrar önemli
İhracatçılarımız açısından döviz ile ilgili en önemli hususun öngörülebilirlik ve istikrar olduğunu dile getiren İsmail Gülle ise genel kanının aksine yüksek döviz kurları ihracatçılar açısından salt olumlu bir tablo çizmediğini hatırlatıyor.
“Kurda yaşanan ani değişimler ihracatçımızın nakit akışından girdi tedarikine birçok farklı alanı etkiliyor. Türkiye gibi dolar ile girdi sağlayıp ağırlıklı olarak ihracatta Euro ile satış yapan bir ekonomide ayrıca Euro/dolar paritesindeki hızlı ve aşırı değişkenlikler de dış ticaret işlemlerimizi etkiliyor” diyen Gülle, paritedeki ani değişimler neticesinde miktar bazında ihracat artışı yaşansa da değer bazında ihracatta dönem dönem gerilemeler gözlemlendiğine dikkat çekiyor. Ancak Gülle, 2016 yılının son çeyreği itibariyle 4 TL’ye yaklaşan dolar/TL’nin, hükümetin doğru adımları ve Merkez Bankası’nın yerinde müdahaleleri ile 3.5 TL seviyelerine gerilemesi ve Euro/dolar paritesinin daha dengeli bir seyir izlemeye başlamasıyla birlikte, 2017 yılında yeni rekorlara imza atacaklarını da sözlerine ekliyor.