Ekonominin temel sorunu: Tasarruf açığı sonucu dış borçlarda artış
DERGİ - Ekonomiye Bakış
Yazar Dr. Can Fuat GÜRLESEL   
Çarşamba, 29 Ağustos 2007
I. Ekonominin temel sorunu iç tasarruf yetersizliği
Türkiye, 2001 yılında yaşadığıT ekonomik krizin ardından uyguladığı politikalar ile göreceli olarak daha istikrarlı bir makro dengeye ulaşmıştır. Ancak bu dengenin daha sağlıklı ve kalıcı olması için ekonomide yapılması gereken önemli işler bulunmaktadır.Türkiye ekonomisinde dış borçlarda hızlı artış ekonominin önemli sorunlarından biridir. Bu sorun, geniş bir tartışma konusu yaratmaktadır. Ancak tartışmalarda bu sorunun kaynağına ilişkin sağlıklı ve doğru değerlendirmeler yapılamadığı görülmektedir. Dış borçlanma, dış tasarrufların kullanılmasıdır ve bir ekonomide kaynaklar harcamaları karşılayamıyorsa, dış tasarrufların kullanılması veya dış borçlanma kaçınılmazdır.
Türkiye'nin de 2001 yılından bu yana dış borçlarındaki artışın arkasındaki temel neden, harcamalarının kaynaklarını aşması ve tasarruf açığı oluşmasıdır. Türkiye bu nedenle tasarruf açığını kapatmak için dış tasarrufları kullanmakta ve dış borçları da artmaktadır.
Türkiye'nin dış borçlanmasının yavaşlaması veya azalması, iç tasarruflarını artırmasına bağlıdır. İç tasarruflan artırmadan dış borç artışını yavaşlatmanm veya azaltmanın yolu bulunmamaktadır. Türkiye'de 2001 sonrasında uygulanan politikalar ile iç tasarruflarda yaşanan gelişmeler aşağıda ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.

II. Ekonominin genel dengesi ve iç tasarruflarda gelişmeler
Ekonominin genel dengesi; bir ekonomide özel ve kamu kesimlinin kaynaklan nasıl paylaştığını, dış kaynak kullanımını, kaynaklarnı tüketim ve tasarruflar arasında nasıl dağıldığını ve yatırımlara ayrılan kaynaklar sonucunda ekonominin temel tasarruf fazlasını veya açığını göstermektedir.Ekonominin genel denge tablosu, 2000 yılı sonrasında genel dengede görülen çok önemli değişimleri ortaya koymakta ve ekonominin temel sorunu haline gelen tasarruf açığını göstermektedir.
Buna göre, 2001 yılı ekonomik krizi sonrasından bu yana ekonominin genel dengesinde oluşan ana değişimler ve ortaya çıkan sonuçlar ve öncelikli sorunlar şunlardır:
1. Toplam kaynakların harcanabilir gelir olarak kamu ile özel kesim arasmda paylaşımında dramatik bir değişim yaşanmaktadır. 2001 yılında kamunun harcanabilir gelir (toplam kaynaklar) içindeki payı yüzde 3.6 iken 2006 yılında pay yüzde 17.6'ya kadar çıkmıştır. Özel kesimin toplam harcanabilir gelirinin toplam kaynaklar içindeki payı ise yüzde 96.4'den yüzde 82.4'e kadar inmiştir.
2001 yılından bu yana özel sektöre dayalı hızlı bir ekonomik büyüme yaşanırken özel sektörün harcanabilir gelir içindeki payı azalmaktadır.Özel kesime dayalı hızlı büyüme sağlanırken özel kesimin harcanabilir gelir içindeki payının gerilemesindeki temel neden, kamunun uyguladığı maliye politikaları ile özel kesimden daha çok kaynağın kamu kesimine aktarılmasıdır. Böylece ekonomi hızlı büyümesine ve özel sektöre dayalı büyümesine rağmen özel kesim bu büyümeyi hissetmemekte, çünkü büyüme ile yaratılan kaynaklar kamu kesimine aktarılmaktadır.
image-28a 2. Kamu kesimi 2001 yılından bu yana uyguladığı mali disiplin ve yapısal reformlarda sağladığı sınırlı iyileşmeler ile birlikte kamu açıklarını veya ekonominin genel dengesi içindeki kamu tasarruf yatırım açığını hızla kapatmıştır.
a)  Kamu harcanabilir gelirinin payı 2001 yılında yüzde 3.6 iken 2006 yılında yüzde 17.6'ya çıkmıştır.
b) Kamu tüketiminin toplam kaynaklar içindeki payı ise hemen hemen değişmemiş ve 2001 yılında yüzde 12.5 olan pay 2006 yılında da yüzde 12.4 olarak gerçekleşmektedir. Kamu gelirlerindeki çok hızlı artışa karşın tüketimini genişletmemiş ve önemli bir mali disiplin sağlamıştır. Ancak kamu tüketim harcamalarının azaltılması konusunda da yeterli iyileşme (yapısal reformlar) sağlanamamıştır.
c) Kamunun harcanabilir gelirlerindeki hızlı artış ve kamu tüketim harcamalarının hemen aynı kalması ile birlikte kamu tasarruf açığı hızla azalmıştır. 2001 yılında toplam kaynaklar içinde yüzde 8.9'a kadar çıkan kamu tasarruf açığı 2005'te fazlaya dönüşmüş ve 2006 yılında fazla yüzde 5.3 olmuştur. Kamunun tasarruf fazlası vermesinde faiz oranlarındaki hızlı gerileme ve faiz harcamalarının azalması büyük katkı sağlamıştır.
d)  Kamu yatırımlarının toplam kaynaklar içindeki payı da kamu gelirlerindeki hızlı artışa rağmen korunmuş ve 2001 yılında yüzde 5.1 olan payı 2006 yılında yüzde 4.9 olmuştur.
e)   Kamu 2001 yılından bu yana önemli bir mali disiplin sağlamıştır. Nihai olarak 2001 yılında toplam kaynaklar içinde yüzde 14 oranında tasarruf yatırım açığı verilirken veya bu oranda kamunun toplam tasarruf açığı oluşurken, bu oran 2006 yılında kapatılmış ve yüzde 0.4 oranında ilk kez fazla verilmiştir.
f)  Kamunun ekonomik genel denge içinde ulaştığı bu oranlar ekonomide yaşanan kamu açıkları ve onun yol açtığı enflasyon ile kaynak ihtiyacı ve dış kaynak (borçlanma) ihtiyacına son verirken, bu kez kamunun kaynaklarına el koyduğu özel kesimin dengeleri bozulmuştur.
3. Özel kesim, kamu kesiminin 2001 sonrası yürüttüğü mali politikalar sonrasında toplam harcanabilir kaynaklar için den giderek daha az pay alır hale gelmiştir.
a)  Özel kesimin harcanabilir gelirler veya toplam kaynaklar içindeki payı, 2001 yılında yüzde 96.4 iken 2006 yılında yüzde 82.4'e kadar gerilemiştir.
b) Özel kesimin toplam harcanabilir gelirler içindeki payı hızlı ve dramatik şekilde gerilerken, özel kesim tüketim harcamalarının payı hemen hiç değişmemiştir. Özel kesim tüketim eğilimi ve alışkanlıkları devam etmektedir. 2001 yılında yüzde 71.8 olan özel kesim tüketim harcamaları payı izleyen yıllarda sınırlı ölçüde gerilemiş ancak 2006 yılında yeniden yüzde 71.1 olmuştur.
c)  Özel kesimin harcanabilir gelirler içindeki payında hızlı azalma, buna karşın toplam tüketim payını değiştirmemesi ekonominin en önemli sorunu haline gelen özel tasarrufların azalması ve ekonomi için yeterli olmaktan çıkması sonucunu doğurmaktadır.
d) Nitekim özel kesimin toplam kaynaklar içindeki tasarruf payı yüzde 24.6 iken bu pay 2006 yılında yüzde 11.3'e kadar inmiştir. Özel kesim tasarrufları beş yıl içinde çökmüştür.
e) Özel kesimin yatırım harcamaları
da hızlı genişlemektedir. Harcanabilir gelirler içindeki payının hızla gerilemesine karşın özel sektörün yatirım harcamalarının toplam kaynaklar içindeki payı artmaktadır. Özel kesim yatırımlarının toplam kaynaklar içindeki payı artmaktadır. Özel kesim yatırımlarının toplam kaynaklar içindeki payı 2000 yılında yüzde 17.7 iken 2001 krizi ile birlikte yüzde 11.4'e gerilemiş izleyen yıllarda sürekli artarak 2004 yılında yüzde 22.3 ve 2006 yılında yüzde 19.9 olmuştur.
f) Özel kesim 2001 yılında önemli ölçüde tasarruf yatırım fazlası verirken 2004 yılından itibaren tasarruf açığı vermeye başlamıştır. 2001 yılında özel kesimin tasarruf yatırım fazlasının toplam kaynaklar içindeki payı yüzde 13.2 iken ilk kez 2004 yılında yüzde 0.7 oranında açık vermiş ve özel kesimin tasarruf yatırım açığının toplam kaynaklar içindeki payı yüzde 8.6'ya çıkmıştır.

III. Özel kesim tasarruf açığı ve sonuçları: Dış borçlarda artış
1. Özel kesim tasarruf fazlası beş yıl içinde hızla tasarruf açığına dönüşmüştür.
2. Özel kesimin tasarruf açığı vermesi ve bu açığın genişlemesi ile birlikte cari işlemler açığı da hızla artmaya başlamıştır.
3.  Türkiye ekonomisinin dış kaynak kullanımı hızla artmaktadır. Dış kaynak kullanımı daha önce kamu kesimi açıkları veya kamunun tasarruf açıklarının kapatılması için kullanılırken bu kez dış kaynaklar özel sektörün açıklarının veya özel kesim tasarruf açığının kapatılması için kullanılır hale gelmiştir.
4. Dış kaynaklar daha önce kamu kesiminin finansman ihtiyacını karşılarken, yeni dönemde özel kesimin tüketim ve yatırım harcamalarını finanse etmektedir.
image-29a 5. Özel kesimin kullanılabilir gelirlerinin toplam kaynaklar içindeki payı hızla azalırken tüketim harcamalarının aynı kalması ve yatırım harcamalarının hızla genişlemesi tasarruf açığını ortaya çıkarmaktadır. Cari işlemler açığına da yol açan bu eğilim sonucunda dış kaynaklar ile daha çok yeni kapasite yaratacak özel sektör yatırımlarının finanse edildiği görülmektedir.
6. Kamu kesimi açıklarını da finanse eden ve dış kaynak kullanımına sınırlı ihtiyaç yaratan özel sektör tasarruf kapasitesindeki bu gerileme, ekonominin 2001 yılından bu yana neredeyse 2 kat büyüdüğü bir ortamda ortaya çıkmaktadır. Gelirin bir fonksiyonu olan tasarruflardaki bu gerileme tüketim ve yatırımların gelir elastikiyetinin daha fazla olması ile ve özel kesimin yarattığı ilave büyüme veya gelirden kamunun daha fazla pay alması ile açıklanabilmektedir.
7. Kamu kesimi borçlanma ihtiyacının azalması ve 2006 yılında sıfırlanması ve bu nedenle özel sektör tasarruflarına olan ihtiyacın da azalması özel sektör tasarruflarının gerilemesine yol açmaktadır. Özel kesim giderek daha az oranda ve daha düşük faizli kamu kağıtlarına yatırım yaparak tasarruf etmektedir. Bir başka deyişle kamu ilave borçlanmasını azalttıkça kendisine borç veren özel kesimin bu amaçla yaptığı tasarrufları da azaltmakta ve bu tasarruflar yeniden farklı tasarruf araçları yerine tüketime ve yatırıma yönlenmektedir.
8. Özel kesime dayalı ekonomik büyüme modeli içinde hızlı büyüme için, özel sektör yatırımlarına ihtiyaç duyulduğundan özel kesim tasarruf açığı ile cari işlemler açığı artmaktadır. Özel kesim de bu açıkları dış tasarrufları kullanarak yani dış borçlanma ile kapatmakta ve finanse etmektedir.
9.  Nitekim ekonominin genel dengesinde kamu ve özel kesim tasarruf-larındaki bu dramatik değişim Türkiye'nin dış borçlanmasına da yansımaktadır. Türkiye'nin dış borçları artarken dış borçlar içinde artık tasarruf açığı vermeyen kamunun payı azalmakta, borçları mutlak olarak aynı kalmakta, buna karşın özel kesimin borçları mutlak olarak ve pay olarak hızla genişlemektedir.
Türkiye'nin dış borçlarına ilişkin tabloda toplam kamu ve özel kesimin borçlarındaki gelişmeler ekonominin genel dengesi içinde kamu ve özel kesimindeki gelişmeleri de yansıtır niteliktedir. Kamu kesiminin ilave borçlanma ihtiyacının kesilmesi ile birlikte iç borçlarda artış dururken dış borçlarda özel kesim kaynaklı hızlı bir artış yaşanmaktadır. Dış borçlanmadaki artış ve dış kaynak girişi aynı zamanda ilave döviz arzı yaratmakta ve bu da YTL'nin değerini etkilemektedir.
10.  Türkiye, 2001 yılı krizine yüksek
kamu açıklan ve dış açık ile yakalanmıştır. 2006 yılı sonunda ise ekonomi bu kez yüksek özel kesim tasarruf açığı ve dış açık ile karşı karşıyadır ve kamu kesiminin de yeniden açık vermeye başlaması ile üçlü açık ekonomiyi daha kırılgan hale getirecektir.
Kamu kesimi tasarruf açığını harcamalarını kısarak değil daha çok özel kesimden çektiği kaynaklar ile kapattığı için bu kez özel kesimde başlayan tasarruf açığı yurtdışı tasarrufların kullanımını yine zorunlu kılmaktadır. Türkiye ekonomisi özel sektöre dayalı büyümede dış kaynaklara daha bağımlı hale gelmektedir.

IV. Sorunun çözümü: İç tasarruflara dayalı büyüme modeli
Türkiye demografik yapısı, sosyal ihtiyaçları ve potansiyeli ile önümüzdeki yıllarda yine hızlı ve sürdürülebilir büyüme ihtiyacı ile karşı karşıyadır ve ekonomik büyümede yavaşlama seçeneğine çok da sahip değildir.
Bu nedenle Türkiye için sorunun çözümü, iç tasarruflara ve dış talebe dayalı yeni bir ekonomik büyüme modeli tasarlanması ve uygulanmasıdır. Bu yeni büyüme modelinin ana unsurları ve politikaları bir başka çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu aşamada sadece şu söylenmelidir ki TL'nin değer kaybı veya döviz kurlarının artması yeni modelin bir parçası veya politika aracı olmamalıdır.
Son Güncelleme ( Çarşamba, 29 Ağustos 2007 )